Mobilemenu
Profile

Tüplü Dalışın Kısa Tarihi

İnsanın doğal hareketleri yürüme ve koşmanın ötesindeki uçma ve yüzmeye merakı tarih boyunca süregeldi. Kimileri uçmak için yapay kanatlar üretmeye veya uçak tasarlamaya kafa yorarken kimileri de dalış için gereken oksijeni barındıran tüpleri geliştirdi. Neticede sualtı insanoğlunun normal yaşama alanı değil; yüzebilmek için ne balıklar gibi yüzgeçlerimiz var ne de bulunduğumuz derinliğe göre seviyesi, sinir sistemi tarafından otomatik olarak ayarlanan gazla şişebilen bir hava kesemiz.

İnsanlığın ilk dalgıçları kuşkusuz sünger, mercan, sedef çıkartmak için dalanlardı. Zamanla sualtında kalma süresini artırmak için aletler geliştirilemeye başlandı. Bunların ilk örnekleri içlerine hava hapsedilen “dalış çanı” adı verilen aparatlar oldu. Dalış çanında suyun içindekiler için nefes alınabilecek bir ortam oluşturulmaya çalışılıyordu. İngiliz ve Fransızlar 16. Yüzyılda deriden dalış elbiseleri yapmaya başlamışlardı. Su üstünden körüklenen hava 20 metre derindeki dalgıca hortumlar vasıtasıyla ulaştırılıyordu. Kasklar tamamen kapalıydı, metalden yapılmıştı. Dalgıç basıncı kendi ayarlıyordu. John Lethb Ridge 1715’te ilk dalış kıyafetini, W. H. James 1825’te üzerinde sıkıştırılmış hava bulunan elbiseyi üretti. Henry Fleuss 1878’de yukarıya bağımlı olmayan bağımsız donanımı ile 18 metreye indi. Fransız deniz subayı Yves Le Prieur, 1926 yılında bugünkü tüplerin atası olabilecek buluşunun patentini aldı. Çelik bir tüpe sıkıştırılan hava, dalgıçla birlikte derinlere iniyordu. O aparatın eksiği olan sürekli aynı miktarda hava sağlayan akış vanası 1943’te Jacques Yves Cousteau ve Emile Gagnan’ın geliştirmiş oldukları dalış regülatörleri sayesinde giderildi. Evet bildiğiniz, başındaki beresiyle ve denizaltısı Natilüs’le sadece TRT’nin olduğu zamanlarda televizyon sayesinde evimize konuk olan meşhur Kaptan Cousteau!