Mobilemenu
Profile

Tüyler Ürperten Beş Mağara

İnsanoğlunun dünya üzerinde ilk iz bırakma çabası mağaralarda gerçekleşmişti. Hem sanatın, hem de insanın kendini ifade etme biçiminin doğuşu olarak kabul edilen mağara resimlerinin tarihi üst paleolitik döneme, yani bundan 30 bin yıl öncesine kadar dayanıyor.

İnsanlık mağaralarda geçirdiği binlerce yılın ardından kent yaşamına geçti ve mağara ile arasına epey mesafe girdi. Fakat bu eski dostumuz hem yeni keşiflerle hem de her defasında ziyaretçiler üzerinde bıraktığı mistik hislerle hayatlarımızın içinde yer etmeye devam ediyor. İşte, o mağaralardan en ürpertici, en derin ve en korkutucu 5 örnek.

Hang En Mağarası

İçinde orman olan bir mağara! Hayal etmesi güç belki ama gerçek. Vietnam’da bulunan Hang En, birbirine bağlı yaklaşık 130 mağaradan oluşuyor. Dünyanın en büyük mağarası olarak bilinen Hang En, Annemite dağlarında Vietnamlı bir yerli tarafından 90'lı yılların başlarında keşfedildi. İçindeki habitat ve duyulan korkutucu seslerden dolayı birçok insanın girmeye çekindiği Hang En Mağarası'nda, orman dışında, çeşitli sulak noktalar ve bugüne kadar henüz yeryüzünde benzerlerine az rastlanan canlılar mevcut. Mağara hakkında henüz tam anlamıyla bilgi sahibi değiliz. Derinliğinin sınırlarının olmaması ona “Sonsuz Mağara” unvanı vermiş ve bu lakap bile içeride olup bitenlerin belirsizliğini rahatça gözler önüne serebiliyor.

Sima de la Cornisa Mağarası

İspanya’da bulunan Sima de la Cornisa, her açıdan ilginç bir mağara. 1.507 metre derinliğe sahip olduğu bilindiği halde 800 metreden ileriye gitmeye cesaret eden kimse yok. Hal böyle olunca da, mağaranın tam olarak ne kadar derin olduğu ve o derinliklerde neler olup bittiği henüz bilinmiyor. Bilinen tek şey mağara içindeki labirentlerin insan hayatı için ciddi bir tehlike oluşturduğu.

Lamprechtsofen Mağarası

Vogelshacht ve Lamprechtsofen adlı iki mağara birbirlerini tamamladıkları için tek mağara olarak kabul görüyor. Avusturya’da bulunan ve 18. yüzyılda keşfedilen Lamprechtsofen, 1.632 metre derinliğe sahip. Turistlere açık olan tarafı ise sadece 700 metre. Geri kalan kısmına ise uzman mağaracılar eşliğinde inilebiliyor. Fakat, mağara içinde mağara özelliğine sahip oluşumun ikinci bölümü olan Vogelshact ile bağlantı tam olarak kurulabilmiş değil çünkü henüz cesaret edip ikinci mağaraya inebilen yok. İlk keşfedildiğinde dünyanın en derin mağarası olarak bilinen Lamprechtsofen, Gürcistan’daki Krubera Mağarası'nın keşfedilmesinin ardından bu unvanını devretmek zorunda kaldı.

Krubera Mağarası

Gürcistan’da bulunan Krubera Mağarası dünyanın bilinen en derin mağarası. Yaklaşık 2 kilometrelik bir derinliğe sahip olan mağaranın en alt seviyelerine inmeyi Ukraynalı Gennadiy Samokhin başardı. İnsan sağlığını tehdit eden şartlar nedeniyle henüz mağaranın daha derinlerine inme denemeleri yapılmadı. O güne kadar daha aşağıda neler olup bittiği bir sır olacak kalacak...

Kristal Mağarası

Cueva de los Cristaleis, nam-ı diğer Kristal Mağarası, Meksika’da bulunuyor. Mağaranın alametifarikası ise içinde yaklaşık 15 metre uzunluğunda ve 60 ton ağırlığında kristal kütleler bulunması. Yukarıdan aşağı uzanan bu kristal sarkıtlar, aşırı yoğun olduğu için mağara içinde nem oranı çok yüksek ve sıcaklık ortalama 55 derece. Mağaraya turistler ziyarette bulunmadan önce özel ve korumalı bir kostüm giymek zorunda çünkü tahmin edebileceğiniz gibi mağara şartları yaşam için çok da elverişli değil. Mağaranın ilk keşfedildiği yıllarda içerideki şartlardan haberdar olmadan keşfe çıkan birkaç mağaracının bu gezinin bedelini canlarıyla ödemeleri, doğal olarak alınan önlemleri artırmış.