Mobilemenu
Profile

Üç Bin Metreden Düşüp Hayatta Kalan Paraşütçü

“Öldürmeyen Allah öldürmüyor.”

Bu sözün karşılığını sinemada son olarak The Revenant sayesinde görmüştük. Ama gerçek hayattaki akıl almaz hayatta kalma hikâyelerini duyunca kurgunun ağırlığı azalıp, gerçeğin etkileyiciliği artmaya başlıyor.

Paul Lewis, yukarıdaki sözün ete kemiğe bürünmüş hali. Zira kendisi 3.000 metreden düşüp burnu bile kanamadan hayatta kalan büyük ihtimalle tek insan.

Başa dönelim. Paul, skydiving yapan bir adrenalin tutkunu. Yıllarca dünyanın dört bir yanında bazen dağlardan bazen ise uçaklardan paraşütle atlayan Paul, 40 yaşına gelip biraz durulunca bu defa meslektaşlarını filme almaya başlamış.

Paul bu çekimler sırasında skydiving yapan paraşütçülerle birlikte uçaktan atlıyor ve onları aksiyon halindeyken filme kaydediyor. Bu işte de mesleği kadar ustalaşan Paul’ün inanılmaz hikâyesi ise İngiltere’nin Shropshire kasabasında yapılan bir atlayış sırasında yaşanmış.

Bir marka için dört paraşütçüyle birlikte uçaktan atlayıp onları filme çeken Paul, zamanı gelince paraşütünü açmak için hamle yapıyor ama yaşanan bir arıza sonucu paraşüt açılmıyor. Son hız yere çakılmaya doğru ilerleyen Paul, bu defa yedek paraşütünü deniyor ama o da biraz açıldıktan sonra hemen bozuluyor ve Paul için o saniyeden sonra yere çakılmaktan başka bir şans kalmıyor.

Mucizenin başladığı yer de tam burası! Paul, inanılmaz bir hızla yere değil ama bir uçak hangarının üstüne düşüyor. Şansı var ki, bu hangarın üst tarafı esnek bir kontrplaktan yapılmış ve Paul buraya düşünce olduğu yerde biraz yükselip biraz daha kaymaya başlamış.

Talihsiz paraşütçüyü bekleyen ikinci tehlike ise hangarın çatısı ile yer arasındaki 15 metrelik mesafe. Son hız çatıdan kayıp bu kez hangardan yere düşmek üzereyken yedek paraşütü çatının kenarına takılıyor ve Paul hangarın çatısında asılı kalıyor.

Mucizeye tanık olanlar hemen ambulansı arıyorlar ve inanması güç ama 3.000 metreden düşen Paul’ün burnu bile kanamıyor ve çayırdaymış gibi rahatça yürüyüp ambulansa kendisi biniyor!

Peki, Paul düşüş sırasında neler hissetmişti?

“Yapılması gereken her şeyi harfiyen yaptım. Paraşütümü açmak için hamle yaptım ama olmadı. İnanılmaz bir hıza kavuşmuştum ve bir yerden sonra artık kendi ağırlığımı bile hissetmiyordum. Sanki bir tüy gibiydim. Bu kez yedek paraşütü denedim ama o da biraz açıldıktan sonra alabora oldu.  Artık yapacak hiçbir şey kalmadı diye düşünmeye başladım. Her şey çok hızlıydı. Sonra ailem aklıma geldi. Hiç kimseye veda edemediğimi düşündüm. Annem, babam ya da dostlarım. Bir daha hiçbirini göremeyeceğimi düşündüm ve gözlerimi sıkıca kapattım. Sonrası ise gerçekten mucizeydi.”

Tedavisinin ardından gazetecilerin karşısına çıkınca ilk olarak “Ben gerçekten şanslı bir insanım,” demiş Paul. “Ama siz siz olun benim kadar yüksekten düşmeyin. Çünkü bu normal şartlarda ölümünüze sebep olur. Ama benim durumumda, evet, şartlar kesinlikle normal değildi.”

Peki, Paul bu işi yapmaya devam edecek mi?

“Sanırım bu aynı zamanda bir mesajdı: Artık bu işi bırakmamın zamanı geldi. Bu işler için yaşlıyım ve ailemle daha çok vakit geçirmek istiyorum.”

Paul gerçekten de doğru kararı vermiş ve bir anlamda inanılmaz bir hayatta kalma hikâyesiyle bu işi zirvede bırakmış. Ne diyelim: Çok yaşa Paul!