Mobilemenu
Profile

Ultramaratona Dair Yanlış Bilinen 9 Şey

1- Herkese uyan ayakkabı size uymayabilir

Diğer sporcularda görülen pahalı ayakkabının herkese olacağı düşünülür. Başkalarının ayağında gördüğünüz dünyanın en iyi ayakkabısı olsa da size rahat gelmeyebilir. İnsanların iki ayağının yapısının da birbirinden farklı olduğunu düşünecek olursak tanıdığımız ya da elit bir atletin giydiği malzeme size her daim iyi olacak diye bir şey yoktur. Önemli olan satın alırken, ayağa tam oturmayan, bir numara büyük ayakkabı almaktır. Kilometrelerce yol katettikten sonra  ayaklarınız “bir miktar” şişebilir!

 2- “Malzemeleri yeni aldım bugün uçarım!”

Yarış öncesinde genelde modaya uymak için, çevreden gelen tavsiyeleri dinleyerek veya başkasında görerek aldığımız yeni ve henüz kullanmadığımız malzemelerimiz vardır bizleri bekleyen. Yarış öncesinde yeni malzemelerle antrenmana çıkmadıysak, kullanıp hakkında fikir sahibi olmamışsak, bunları yarışta kullanmak için çok geç kalmış olabiliriz. Yarıştan önceki antrenmanlarda yeni malzemelere tam olarak uyum sağlandığından emin olunmalı. Ayrıca en pahalı malzeme her zaman en iyi malzeme olmayabilir. İlk kez koşuya başlayacak olanlar özellikle başlangıç seviyesi malzemelerden alarak ileride tercihlerine daha rahat yön verebilir. Hem ekonomik olarak da çok zorlanmamış olurlar!

3- Her yarışta en uzun mesafeyi koşmak

“Ben katılırsam en uzun olanına katılırım. Bana yakışan budur!” Bazen en uzun koşmak yerine daha önce koşmuş olduğun mesafenin en iyisini koşmak, kendinize en uygun mesafeyi seçmek spor geçmişi için olduğu kadar sporcu geleceği için de önemlidir.

4- "Bugün tam benim havam!"

Kimisi güneşli kimisi kapalı ve soğuk havalarda daha iyi antrenman yapar. Ancak hava koşulu tercihinizi unutsanız iyi edersiniz çünkü her türlü havada, her koşula göre hazırlanmak sizi diğer koşucular arasında avantajlı konuma sokar.

5- “Antrenmanda ne kadar uzun mesafe koşarsam yarışta da o kadar koşarım!”

Her daim uzun mesafe koşmak; “sür antrene” dediğimiz bünyenin antrenmanları kabul etmemesi, yıpranma ve yorgunluk halinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Her fırsatta uzun mesafe koşmak yerine antrenman programını doğru zaman dilimlerine bölerek kendi vücut ağırlığınızla güç antrenmanları yapmak ve bisiklete binmek kondisyon seviyesini yukarı çekebilmek adına faydalı olacaktır.

6- "Yanımdaki beni yavaşlatır. En iyisi tek takılayım"

Koşu partnerinizin olması sizi her daim sürekli olmaya iter. Verilen sözler yerini bulur ve kendinizi partnerinizle birlikte koşar halde bulursunuz. Eğer koşarken partnerinizle rahat bir şekilde konuşabiliyorsanız iyi bir koşucusunuz demektir!

7- Koşucunun mutfağı her daim zengin olmalıdır

Koşucular her lezzete açık olmalıdır ancak yarış öncesinde yemeğinizin içine atacağınız daha önce hiç denemediğiniz bir karışım ya da baharat sizi koşmaktan alıkoyabilir, moralinizi ve sağlığınızı bozabilir. Koşucular dengeli beslenmeli, ultra maraton koşacaklar ise yüksek kalori içeren besinler almalı ve yarışlardan önce kesinlikle alışmış oldukları yemek alışkanlıklarını değiştirmemeliler.

8- “Ne olacak canım, birkaç saate gidip gelirim!”

Aksine, bir yere gidecekseniz ve daha önceki maddelerde belirttiğimiz koşu partneri kullanma tavsiyesine uymamakta ısrarcı olduysanız mutlaka bir arkadaşınıza haber vermeli ve ne zaman döneceğinize dair bilgi vermelisiniz. Tahmini süre ve koşacağınız rota hakkında bilgi sahibi olurlarsa ihtiyaç halinde size ulaşmaları daha kolay olur!

9- “Koşu dediğine sabah çıkılır”

Yarışların çoğu sabah başlıyor olsa da bazı yarışlar mesafe veya disiplin gereği karanlıkta ve geç saatlerde başlayabilir.  Koşucunun bu anlara hazır olması, kullanacağı malzemenin karanlıksa eksiksiz olması gerekmektedir. Günün her farklı saatinde antrenman yapan yarışmacı buna karşı tedbirini de almış olur.