Mobilemenu
Profile

Yağmur Ormanlarında Bir Hayatta Kalma Hikayesi

Hayatta kalma hikayeleri her zaman ilgi çekicidir. Hele ki işin içinde doğaya karşı bir mücadele de varsa her şey daha da heyecanlı hale gelir. Bir filmde görüp etkilendiğimiz ve gerçek hayattan uyarlandığını duyduğumuz hikayeler beyaz perdenin de olmazsa olmazlarındandır. Ama gerçek hayat bazen o kadar inanılmaz hayatta kalma hikayelerine ev sahipliği yapar ki, sinema bile bunu hakkıyla anlatamaz.

İsrailli Yossi Ghinsberg’in hikayesi de onlardan biri. Şu an 56 yaşında olan Ghinsberg, 33 yaşındayken, yani 1993 yılında Bolivya’nın yağmur ormanlarında bugüne kadar duyulmuş en büyük hayatta kalma hikayelerinden birinin başrolü oldu.

Olaylar Ghinsberg’in Henri Charriere’nin meşhur kitabı Kelebek’i okuyup benzer maceralara atılmak için seyahate çıkmaya karar vermesiyle başladı. Askerliğini bitirince bavulunu alıp yollara düşen Ghinsberg, Norveç’ten Alaska’ya kadar dünyanın dört bir yanını dolaştı. Gittiği her yerde geçici işlerde çalışan Ghinsberg’in yolu bir gün Bolivya’da Avusturyalı bir arkeolog olan Karl Rurechter ile kesişti.

Yeni tanıştığı bu adamdan çok etkilenen Yossi, Karl’ın Bolivya yağmur ormanlarında altın arama fikrine sıcak baktı ve arkadaşları Kevin ile Marcus’u da bu maceraya dahil ederek Karl'la birlikte Bolivya yağmur ormanlarında yola çıktı.

Doğa sporlarına özellikle de trekking'e alışkın olan Yossi için bu aynı zamanda eğlenceli bir gezi olacak gibi görünüyordu ama öyle olmadı. Ormanın derinliklerinde haftalarca gezinen dört kişilik ekibin yemek stokları tükenmiş ve nerede olduklarını bile bilmedikleri bir yerde kapana kısılmışlardı. Aç kalınca maymun yiyen ekip içinde çeşitli tartışmalar da baş göstermiş ve maymun yemeyi reddeden Marcus güçten düşmeye başlamıştı.

Başlarda hayran olduğu Karl ile arası bozulan Yossi ise altın arama çalışmalarını bırakıp dönmeye karar verdi. Ama nasıl döneceğini bilmiyordu ve ekip içinde kavgalar da çoğalınca Yossi, Karl’ın sal yapıp dönme önerisini reddedip orman yolundan dönmeye karar verdi. Arkadaşı Kevin da ona katıldı. Marcus ise Karl ile kalmayı tercih etmişti. Yossi ve Kevin nehrin üst tarafından salla geçmeye çalışırken Kevin saldan düştü ve şelaleden yuvarlandı. Yossi daha sonraki üç haftayı yalnız ve tam bir yaşam mücadelesiyle geçirecekti.

Yossi, en başta tam dört gün nehir boyunca arkadaşı Kevin’ı aradı. Bulamayınca yeniden orman yoluna geçti. Bir bataklığa saplandı, ardından ise bir sivrisinek saldırısı sonucu hummaya yakalandı. Bir yandan da açlıkla mücadele eden Yossi, nerdeyse hiçbir şey yiyemiyor sadece yabani meyve ve salyangoz bulduğunda karnını doyurabiliyordu. Nerede olduğunu bile bilmeden, kaybolduğu ormanda 14'üncü gününü geçirirken ise sele yakalandı. Selden sonraki beş günde ise hiç yiyecek bulamadı.

Bütün bunların üstüne bir gece ava çıkmış bir leopar ile karşılaştı ama söylediğine göre leopar onu biraz kokladıktan sonra yoluna devam etti. Kayboluşunun 19'uncu gününde artık yürüyemiyor ve sürekli halüsinasyonlar görüyordu.

Diğer tarafta ise şelaleden düşüp kaybolan Kevin yaralı olarak bir amazon kabilesi tarafından bulunmuştu. O sıralarda maceracıları aramaya devam eden kurtarma ekibi, Yossi'yi üç gün sonra kendinden geçmiş bir halde buldu. Yossi, yaklaşık dört ay hastanede kaldıktan sonra memleketine geri döndü. Yanında bu macerada hayatta kalan diğer arkadaşı Kevin da vardı. Diğer arkadaşları Marcus ve Karl’dan ise bir daha haber alınamamıştı. Ve bugüne geldiğimizde de o ikiliye dair bir iz bulunamadı.

Şu sıralarda hayatını akademisyen olarak sürdüren Yossi, Tel Aviv Üniversitesi’nde dersler veriyor. Olağanüstü hayatta kalma hikayesi ise önce Back from Tuichi adıyla kitaplaştırıldı. Daha sonra ise Discovery Channel tarafından I Shouldn’t Be Alive adlı belgeselin bir bölümüne ilham verdi. Son olarak ise 2014’te Jungle: A Harrowing True Story of Survival adıyla filmleştirilerek bu yaşam mücadelesi ölümsüzleştirildi.