Mobilemenu
Profile

Yağmur Ormanlarından Çıkmayan Adam

Televizyonda vahşi doğa hayatını anlatan bir belgesel izlediğinizi düşünün. Mesela, bir gorilin neredeyse başucundan yapılan bir çekimi ya da en zehirli yılanlardan birinin en yakınında hissettiğiniz bir kareyi. Heyecanlanır yahut, “Vay be, ne hayatlar var” diye düşünürüz değil mi? Ama o görüntüyü kimin çektiğini ve hangi şartlarda çektiğini pek merak etmeyiz. Kameranın arkasındaki neredeyse kahraman statüsündeki bu insanlar çoğu zaman geri planda kalır.

James Aldred de o isimlerden biri, belki de en önemlisi. BBC ya da National Geographic gibi kanalların yağmur ormanlarının kalbinde, vahşi doğayı anlatan belgesellerinin birçoğunda onun emeği var.

Hayatının büyük bir kısmı ağaç tepelerinde vahşi hayvanlarla iç içe geçen Aldred bir vahşi doğa belgeseli kameramanı ve hayatından gayet memnun. Kartaldan gorile, yılandan arılara kadar bugüne kadar pek çok hayvanın hayatına kamerası ile tanık olan Aldred işinden hala çok keyif aldığını söylüyor.

Aldred’in “Başka bir gezegende yaşamak gibi” şeklinde tanımladığı yağmur ormanlarındaki hayatı oldukça yalnız geçiyor. Çekimlerini yaptığı ve yaklaşık 60 metrelik bir uzunluğa ulaşan ağaçların tepesine kendi kurduğu özel bir sistemle çıkan ve tırmanış konusunda da tecrübeli olan Aldred, bazen bir hafta o ağaçlardan inmeden yaşıyor. Özel brandası ile ağaçlar üzerine kendi sallanan yatağını kuran tecrübeli kameraman, arada goril ya da kartal gibi davetsiz misafirlerin de radarına giriyor.

Sistemini ise şöyle açıklıyor: “Uzun süren uğraşlar sonucu büyük bir mancınık sistemi kurdum. Günlerimi ağaç üzerinde geçirdiğim için gece yattığım branda da bu mancınığa bağlı halde duruyor. Ağaçtan indiğimde bir halat yardımıyla yatağı çekip bağlıyorum. Ağaca tırmanmak için ise daha önceden bildiğim dağcılık tekniklerini kullanıyorum.”

Daha önce uzun süre kaya tırmanışı yaptığı için tırmanma konusunda tecrübeli olan James’in yeni mekanı ise artık ağaçlar olmuş. Favori ormanları ise Kongo ve Orta Amerika’nın uçsuz bucaksız yağmur ormanları. “60 metrelik bir ağacın tepesinde sonsuz bir yeşilliğin içindeki gümüş sırtlı bir gorille yan yana durmak inanılmaz bir deneyim.”

Evet, James kendine gerçekten de enteresan bir meslek seçmiş. Ve bunu yaklaşık 20 yıldır da yapıyor. En yakın dostları ise vahşi hayvanlar. Goriller, yılanlar, kartallar ve ayılar onun favorileri arasında ve pek çok kez de bu hayvanların saldırısına uğramış. “Yine de onları seviyorum” diyerek platonik vahşi hayvan sevgisini açık etmeyi de ihmal etmiyor.

O çok sevse de vahşi hayvanlar ona her zaman iyi davranmamış. Özellikle Venezuela’da kartallar üzerine bir çekim yaparken hem de ağaca tırmandığı sırada bir kartalın ona saldırmasını unutamıyor. “Üstümde her türlü koruyucu giysi vardı ama kartalın pençeleri o kadar sivriydi ki, hiçbir işe yaramadı ve özellikle böbrek bölgeme birçok pençe darbesi aldım. Ucuz kurtulduğumu söyleyebilirim.”

Kartal dışında zehirli bir kobra tarafından kovalanan, Sumatra’da bir goril tarafından esir alınan, ağaç tepesinde uyurken bir filin hortumları tarafından taciz edilen Aldred, her şeye rağmen o koca ağaçlardan inmeye pek niyetli değil. “Yağmur ormanları artık benim evim. Öyle hissediyorum. Ne zaman kentten ayrılıp ormanlara gelsem 'işte evimdeyim' diye düşünüyorum. Ağaçların üstünde uyumayı özlüyorum.”

Bu yazı nasıl geçireceği sorulduğunda ise daha insanlarla iç içe bir plan yapıldığı anlaşılıyor. ”Müzik festivallerinde olacağım. Orası da bir tür orman gibi aslında. Bambaşka bir atmosfer var. Muhteşem fotoğraflar çıkabiliyor. Ama bu en fazla bir ay sürer, sonrasında hemen vahşi doğaya dönmeliyim” diyor gülerek.

Bundan sonra televizyonda, özellikle de BBC ya da National Geographic gibi kanallarda yağmur ormanlarındaki vahşi yaşamı konu alan bir yapım izlerseniz Aldred’i hatırlayıp “Büyük adamsın Aldred” diye kendi kendimize onu selamlayabiliriz.