Mobilemenu
Profile

Yarış Bitirememek ve Sonrasında Yaşananlar

Her yarışa, maratona, ultra maratona deneyim kazanmak, yeni maceralar yaşamak, kendimizi, çevremizdekileri tanımak ve tabii ki bitirebilmek için kaydoluruz. Yarış vaktine doğru gerçek şekillenmeye başlar. İyi antrenmanlıysanız yüzünüz gülecek, özgüvenle dolacak ve daha önce yaşamadığınız deneyimleri ya da sürprizleri yaşayacaksınız. Her şeyden bu süre içinde yaşadıklarınızın hepsi de sizin için birer ders niteliğinde olacak.

Katılacağınız etkinlikler ufkunuzu açarken, tanıdığınız/tanıyacağınız deneyimli ve koşuya henüz başlayan koşuculardan yeni ve güzel bilgiler edinirsiniz. Koşu sayesinde dünyayı, yurt dışı değilse bile ülke sınırları içindeki farklı lokasyonları ziyaret edebilirsiniz. Koşmaktan ve spor yapmaktan asla vazgeçmeyin ki sağlıkla gezin, görün doyasıya yaşayın!

Tabii katıldığınız etkinliklerde rüzgar bazen ters yönden eser ve her şey umduğunuz gibi gitmeyebilir. Elbette fiziksel ve zihinsel olarak çoğu şeyin üstesinden gelebilirsiniz ancak bazen gerçekten de o gün sizin gününüz değildir. Peki böyle zamanlarda ne yapmalı? Her şey sadece o anki yarış veya etkinlikten ibaret değil. Gereğinden fazla zorlayıp bitiş çizgisine ulaşmayı denerseniz sonraki spor hayatınız tehlikeye girebilir, bitiremezseniz ise “Çevreden ne derler acaba?” baskısı… İki durumda da önemli olan doğru kararı verebilmek, adımlarını ona göre atmak ve her şeyin birdenbire ilerlemesi.

Kayıt olunduğu andan başlangıç çizgisine kadar geçen her saniye çok değerli. Neler yaşanır neler? Ne fedakarlıkla antrenmanlar yapılır, ne davetler ne yemekler reddedilir. Tüm bu çabalara rağmen işler istediğiniz gibi gitmedi ve havlu attınız. Üzülmeyin bu hissi her koşucu mutlaka bir gün yaşamıştır veya yaşayacaktır. Hayatta deneyimler yaşanmışlıklar sonucu kazanılır. Başkasının size anlattıkları bir kulaktan girer diğerinden çıkarken kendi yaşadıklarınızı unutulmazsınız.

Tabii ki ben de yarış bıraktım. Unutamadığım anım; 2011 yılında Gobi Çölü‘ndeki yarışı bırakmam. Nedense 50 derecelerdeki hava sıcaklığını dikkate almamış ve stratejimi yerinde kuramamıştım. Bir haftalık ultra maratonda her gün oldukça hızlı gitmişken neredeyse 100 km. uzunluğundaki dördüncü günde dayanamayarak havlu atmıştım. Geçmişe dönüp baktığımda “İyi ki de olmuş” diyorum çünkü başka türlü deneyim kazanmayacak, ders de alamayacaktım. Yarış bölgesinden ayrılırken kendi kamerama  “Bir daha geleceğim” diyor ve sözümde duruyordum. Gerçekten de çöldeki bir sonraki randevuma gittiğimde bu sefer beni kabul etmişti...

Ultra maratonlar hayatın küçük ve çok yoğun bir kesiti. Her anı ayrı bir güzel, her anı ayrı sürprizlere gebe. Hangi dakika, hangi saniye neyin olacağı; hava, zemin, yarışmacı, organizatör kısacası tüm şartların yarışa nasıl etki edeceği tamamen belirsiz. Bu belirsizlikler içinde başlangıç çizgisinde yerinizi aldığınızda yolun yarısına gelmiş oluyorsunuz.

Sonrasında iki seçeneğiniz var: Bitiş çizgisini göğüslemek veya havlu atmak. Pişmanlıklar çoğu zaman yarışı bırakmaya karar verdiğinizde değil sonrasında gelişen tavır değişikliği ile vuku buluyor.

Yarıştan terk oldunuz, moraller sıfır, iştah yok ve “Buraya kadar mı?” diyorsunuz. İşte bu noktada en kilit nokta yaşananlar üzerine kendinizi nasıl tazeleyeceğinizdir.

Farklı kıtalardaki yarışlar sayesinde binlerce insanla tanıştım, koştum. Hız amaçlı koştuğum kimi zamanlarda akşam hep beraber kalacağımız çadırı özlediğim anlar olmadı değil.

Yaşadıklarınız ne olursa olsun bunlar sayesinde tecrübelerinize katarak, yola daha donanımlı bir şekilde koyulursunuz. Kendinizi suçlamak nafile, “Bu sizin gününüz değildi!” Her daim gülen tarafta olmayabilirsiniz bu yüzden önemli olan vazgeçmeden yola devam etmektir.

Yarış sonunda yarışmacılar birbirlerine her daim şunu sorarlar: “Sıradaki ne?” Bu sorunun karşılığı sizde saklı ama fiziksel olarak hazır değilseniz toparlanmak için kendinize mutlaka zaman tanıyın. Kazanmak veya vazgeçmek… İki durum da ayrı değerde ancak bu durumlar sonucunda elde edeceğiniz değere, kazanıma yön vermek sizin elinizde. Yeter ki isteyin. Her zaman bir sonraki katılacağınız yarışları düşünmeli ve plan yapmaktan asla vazgeçmemelisiniz. Sahi sırada ne var!