Mobilemenu
Profile

Yarış Sırasında Bisikletçileri Sinir Eden 15 Şey

Kediler, köpekler, inekler!

Şehirde bisiklete binenler için kediler sıkıntı, köpekler derttir. Merak etmeyin profesyoneller bu iki dostumuz dışında başka dertlerle de uğraşıyor. Belki “Dikkat geyik çıkabilir” tabelasının bahsettiği yabani hayvanlar pek yarışa müdahil olmaz ama sık sık Fransız peynirinin üreticisi inekler yollara çıkabilir. Peyniri seven dikenine katlanır!

"Tren geliyoooor!"

Belki her yarışta yok ama eski kıtanın gelenekçi yapısı içinde eğer yarış parkurunda bir hemzemin geçit varsa söz hakkı kara kaçanındır! Örneğin Paris-Roubaix klasiğinde tren geliyorsa, geçidin kapanma işareti verilmişse yarış durmaz ama bisikletçiler durur. Geçen geçer, diğerleri trenin gitmesini ve yolun açılmasını bekler. İki yıl önceki kargaşa unutulacak gibi değildi.

Seyirciler vol.1: Koşturanlar, su dökenler, hakaret edenler, tükürenler

İnsanların kendilerini ifade etme biçimleri çeşit. Tabii ki gönül roman yazanları, film çekenleri, yeni bir dünya kuranları arzu ediyor ama bazıları için bunun yolu yarış sırasında kan ter içinde yokuş tırmanan bisikletçilerin yanında koşarak onlara destek vermeye çalışmak. Temelde iyi bir çaba olmakla beraber kimi zaman sporcuları zor duruma düşürdüklerini, karşılığında en kibar tabirle “Çek git!” şeklindeki ifadelerle, kimi zamanla yumrukla aldıklarını biliyoruz. Yarışçıların kafasından su dökenler ve tükürenleri de unutmadık tabii!

Seyirciler vol.2: Bayraklılar, dev elliler, şapkalılar

Bu vatandaşlar aslında gayet terbiyeliler. Özellikle yarışın finiş bölümünde bariyerlerin arkasında dururlar; bazen de yokuşta yola çıkmadan efendi bir şekilde bisikletçilere destek olurlar. Ama o kocaman bayrakları, devasa maket elleri, hatta ufacık şapkaları bile bisikletçileri tabir yerindeyse yoldan çıkarır! Lance Armstong’un henüz sevilirken küçük bir çocuğun şapkasına takılıp yere yıkılışını hatırlayın.

Kamera motosikletleri

Bisiklet yarışları 100 yıldan fazla zamandır yapılsa da son yıllardaki çift helikopterli ve bol motosiklet kameralı çekimleriyle harika bir görselliğe kavuşmuş halde. Yarışın hemen önündeki ya da kaçan grupları kadraja alan motosikletlerin kimi zaman yarışı berbat ettiklerini de bilmiyor değiliz. Daha bu yılki Fransa Turu’nda Chris Froome bisiklet ayakkabılarıyla koşmak zorunda bırakan ve büyük tartışmalar yaratan motosiklet kamerasını unutmak ne mümkün!

Takım arabaları

Tabii sırf onlar değil; yarış hakemlerinden medikal yardım arabalarına kadar bisiklet yarışında onlarca araç seyrediyor. Bazen kendilerini yarışa fazla kaptıranlar ya da bisikletçisine ulaşmak için rakipleri ezmeyi tercih edenler de olabiliyor! Eurosport yorumcusu Juan Antonio Flecha’nın başına gelenler ve üç yıl önceki Ronde’deki şoförün marifetleri unutulmaz.

Parkurda ani değişiklik yapılması

Özellikle bahar aylarında yapılan yarışlarda, dağlık geçişler varsa hava ve yol şartları bir anda bozulabiliyor. Özellikle Milan – San Remo ve İtalya Turu’nda bu durum sık sık ortaya çıkıyor. Böyle durumlarda yarışçıların güvenliğini düşünen yarış komiserleri parkuru yarış devam ederken bile kısaltabiliyor. Bu da tüm planını yarışın asıl haline göre yapan bisikletçilerin canını fazlasıyla sıkıyor.

Parkurda ani değişiklik yapılmaması

Bazen de komiserler yarışın daha heyecanlı geçeceğini, yağmur ve karın bisiklet sporunun fıtratında olduğunu düşünerek benzer durumlarda kıllarını kıpırdatmazlar. Bu durum da en çok bisikletçilerin sinirini bozar. Öyle ki bazen sporcular kendi aralarında yarışı nötralize ederek tavırlarını ortaya koyarlar. Ama arkadaşlar siz de bir karar verin!

Yanar döner hava durumu

Alpler, bisiklet yarışlarının kutsal topraklarıdır. Sert yokuşları, kıvrımlı tırmanışları olduğu kadar hızlı inişleri de can yakıcıdır. Özellikle tam zirve inişinde başlayan yağmurlar ya da Giro’yu beyaza boyayan tipilerle kendisini gösteren değişken hava durumu bisikletçilerin büyük düşmanıdır. Bir de çapraz rüzgarlar var ki yarış birinciliğini birinden alıp diğerine veriverir.

Lastik patlatma

Tur yapan her bisikletçinin canını yakan bir şeydir ama hızlı bir profesyonel yarışta, Peleton’u kaçırmak anlamına gelir ki dertlerin büyüğündür. Takım arkadaşları desteğe de gelse bir kere moraller bozulur, üstelik Peleton’u yakalamak için ekstra enerji harcanır. Sonrasında gelen ataklara yanıt vermeye güç kalmaz. Berbat!

Beceriksiz mekanikerler

Tabii bu sadece tamir işi biraz geciken bisikletçinin zihninden ya da ağzından dökülen sözler. Zira adamcağız saatte 50 kilometre hızla giden arabadan yarı beline kadar sarkarak bir dişliyi takip etmeye çalışıyor. Üstelik canlı yayında milyonların önünde bir “çatal frikiği” verme ihtimali de söz konusu! Buna rağmen bazen bir şeylerin ters gittiği olur, o tamir bir türlü bitmek bilmez, daha kötüsü arıza tekrarlanır. Ne demişler olduğu kadar, olmadığı kader!

Beceriksiz suvenyörler

“Görevin basit Jim: Şu beslenme torbasını ve suluğu yanından geçen bisikletçimize vereceksin!” Üstelik bu son derece yasal bir iş ama… Kimi zaman bu basit bir türlü becerilemez. Bisikletçinin hızı, suvenyöre yaklaşma açısı, arada kalan başka bisikletçiler ya da göz temasının kurulamaması sonucunda birilerinin aç bilaç yarışa devam etmesi anlamına gelir. Yarış sonrasında aç bisikletçinin şerrinden korkan suvenyörün bir deliğe saklanması kaçınılmaz.

Suyu, gözlüğü, jeli düşürmek

Fransız Romain Bardet, bu yıl Fransa Turu’nun yıldızlarındandı, ikincisiydi. Belki sonucu etkilemedi ama bir zirve geçişinin ardından hem suyunu alma girişimi başarısızlıkla sonuçlandı hem de gözlüğünü düşürdü. Rüzgarın hem kendisi hem de sürüklediği toz ve canlılar gözünü oldukça rahatsız etmiş olmalı. Suyu ve beslenme jelini düşürmekten bile kötü bir tecrübe olmalı.

Yetersiz takım arkadaşları

Geçmişte bunun acısını Cadel Evans çekmişti, son dönemde de Alberto Contador tek başına dağları tırmanmaktan muzdarip. Sky ve Movistar gibi iki “takım gibi takım” karşısında bir başına kalmak bir favorinin en sevmediği şey olsa gerek.

Aç susuz kalmak

İki yıl önceki bir Fransa Turu etabında Chris Froome son kilometrelere girildiğinde açlıktan “bonklamak” üzereydi. Bir arkadaşı geldi, kendi jelini ona verdi. Bereket bu hareketin cesazı birkaç yüz euroluk para cezası. Alberto Contador’un da bir keresinde Tirreno Adriatico’yu sırf bu yüzden kaybettiğini düşünürsek açlık ve susuzluk nedeniyle yarıştan kopmak çok sinir bozucu.