Mobilemenu
Profile

Yaşama Çevrilen Pedal: Lance Armstrong

Dünya bisiklet tarihinin en büyük , en başarılı bisikletçilerinden biri olan ve en önemli bisiklet organizasyonu olan Tour de France’ı 7 kez kazanan Lance Armstrong’un hayatı, kariyeri boyunca yaşadıkları, hayranlarına ve bisikletseverlere yaşattıkları bir hayli ilginç , bir o kadar da acımasızdır. Bir sporcu düşünün… Kanser olmasına rağmen yaklaşık 15 sene boyunca neredeyse katıldığı her yarışı olağanüstü derecelerle kazanarak, dahil olduğu spor dalında efsane olsun. Hastalığın getirdiği zorluklara rağmen elde ettiği başarılarla kanser hastalarına benzersiz bir umut ışığı olsun. Yazdığı kitaplarla yüzbinlerce kansere boyun eğmiş insana ‘savaşmayı’ anlatsın. Kurduğu kanserle mücadele vakfıyla tüm dünyada gönüllere taht kursun…

İşte ünlü bisikletçi Lance Armstrong, böyle bir sporcu, böyle bir efsane!. Böyle bir efsane… Armstrong’un hikayesinde bu bölüme kadar her şey rüya ve hatta gibi… Film gibi.… Fakat bundan sonrası tam bir kabus! Asıl film bundan sonra başlıyor. Hem de türüne dram denilen her filme “asıl dram böyle olur!” derdirtecekbeş basacak bir film…

BENZERSİZ BİR KARİYER 1971 Teksas doğumlu olan Armstrong, profesyonel kariyerine triatlet olarak başlarken 1992 Barcelona Olimpiyatları'nda yol yarışına katılan Amerikalı sporcu, yarışı 14. sırada bitirdi ve aynı yıl profesyonelliğe geçiş yaptı. Aynı yıl Aynı yıl San Sebastian Klasik Yarışı'nda ilk profesyonel yarış birinciliğine imza atarak kariyerine parlak bir başlangıç yaptı.

1993-95 yılları arasında dünyanın en önemli bisiklet yarışı Fransa Turu'nda (Tour de France) iki etap birinciliği kazanan Armstrong 1996'da ülkesindeki en önemli bisiklet yarışı olan Tour dePont'u kazandı. Ancak Fransa Turu'nu tamamlayamadı ve ülkesindeki Atlanta Olimpiyatları'nda büyük hayal kırıklığı yaşadı. 2 Ekim 1996'da Armstrong'un üçüncü aşama testis kanseri olduğu ve hastalığın beynine sıçradığı açıklanırken, yaşama şansının yüzde 40 olduğu belirtildi. Ancak Armstrong, Indiana Universitesi'nde aylarca süren kemoterapi tedavisi sonrasında kanseri yenerek yaşama dönmeyi başardı. 1998'de US Postal takımı ile anlaşma imzaladı ve çok sevdiği bisiklet parkuruna geri döndü. Çıktığı ilk büyük yarış olan İspanya Bisiklet Turu'nda (Vuelta) genel klasmanda dördüncü olarak büyük bir başarı yakaladı. Armstrong'un asıl dönüşü 1999'da Fransa Turu'nda gerçekleşti. Amerikalı pedal, 1999'da zafere ulaştığı Fransa'da üst üste altı sezon daha sarı mayoyla Champs Elysee Bulvarı'nda zafer turu atmayı başardı. Lance Armstrong 1999-2005 arasında elde ettiği yedi şampiyonlukla, tüm zamanlar rekorunu beş birincilikle paylaşan Merckx, Hinault, Indurain ve Anquetil gibi efsaneleri geride bıraktı.

ZİRVEDE VE ‘TEMİZ’ BIRAKTI 2005'teki şampiyonluğunun ardından sporu bırakan Armstrong, hakkında çıkan doping söylentilerini de kesin bir dille yalanladı. Haziran 2006'da hakkındaki doping soruşturmasında da adı temize çıktı. 24 Agustos 2012 tarihinde ABD Anti-Doping Ajansı, doping yaptığı gerekçesiyle Lance Armstrong'un 1 Ağustos 1998'den bu yana elde ettiği bütün başarılarla, 1999 ile 2005 yılları arasındaki 7 Fransa Bisiklet Turu şampiyonluğunu elinden aldı ve sporcuyu ömür boyu pistlerden men etti. Aynı şekilde Avustralya Olimpiyat Komitesi de Armstrong'tan 2000 Yaz Olimpiyatları'nda kazandığı bronz madalyayı iade etmesini istedi. Amerikan Anti-Doping Ajansı tarafından doping yaptığı gerekçesiyle suçlu bulunduktan sonra ilk röportajını ABD televizyonlarının simgelerinden Oprah’a veren Lance Armstrong, yedi Fransa Bisiklet Turu zaferini EPO, transfüzyon ve testesteron gibi yasaklı yollardan elde ettiğini itiraf etti.

'DOPİNGSİZ YEDİ KEZ FRANSA KAZANILMAZ!’ Oprah’nın “Yedi Fransa Bisiklet Turu’nu doping yapmadan kazanmak mümkün mü?” sorusuna “Hayır, bu mümkün değil. Bu jenerasyonda mümkün değil. Bu kültürü ben icat etmedim ama bunu durdurmak için de çalışmadım” şeklinde cevap veren Armstrong, doping yaptığını tüm dünyaya doğruladı. O dönemde Fransa Tur’unu dopingle kazanmanın normal olduğunu söyleyen Armstrong, “Yüzlerce doping testini rahat bir şekilde geçtim çünkü sistem kusurluydu. Yarıştığım dönemde Fransa Bisiklet Turu’nu dopingle kazanmak, lastiklerinizde hava olması ya da etap esnasında su içmek kadar doğaldı” şeklinde konuştu.

Açıklamalarına adeta ‘yüzsüzlük’ derecesinde devam eden Armstrong, “Tur’u kazanırken doping yapmam bana yanlış yapıyormuşum gibi hissettirmedi. Biliyorum, korkutucu. Kötü de hissetmedim. Biliyorum, daha korkutucu. Bu durumu hile yapıyormuş gibi görmüyordum. Biliyorum, bu en korkutucu olanı. Bu daha çok diğerleriyle aynı koşullara gelmeye çalışmak gibiydi. Evet, söylediğim en büyük yalanlardan biri, defalarca doping almayı kabul etmekti. Bu durum, b... Bu hikâye bu kadar uzun süren, kusursuz bir hikâyeydi. Efsanevi, kusursuz bir hikâye. Ve bu hikâye doğru değil” ifadelerini kullandı. Geri döndüğüne pişman olduğunu söyleyen Armstrong; “2009’da eğer spora geri dönmeseydim doping yaptığım ortaya çıkmazdı. Şu an burada oturuyor olmazdık. Bundan pişmanım” dedi.

‘ÖZÜR DİLERİM’ Oprah’a verdiği itiraf röportajının son bölümünde özür dileyen ‘eski efsane’ “Bunları söylediğim için insanlar beni asla affetmeyecekler. Bunu anlayabiliyorum, gerçekten. İnsanlardaki öfkeyi... İhanet duygusunu... Hepsini görebiliyorum ve hepsini hissetmekte haklılar. Bu benim hatam. Yaşananlar benim suçum. Bu insanlar beni desteklediler, bana inandılar. Sadece bana inanmadılar, söylediklerime inandılar. Hayatımın geri kalanını insanların güvenini yeniden kazanmaya çalışarak ve özür dileyerek geçireceğim. Bundan emin olabilirsiniz” ifadelerini kullandı.