Mobilemenu
Profile

Yol Bisikletine Binmeden Bilinesi 7 Şey!

Şehir bisikleti kullandınız, gezdiniz, tozdunuz ama yanınızdan yol bisikletiyle hızla gidenlere de biraz gücendiniz. Yemediniz, içmediniz ve kendinize benzer bir “canavar” aldınız. Sürpriiiiz! Bazı şeyler fazlasıyla farklıymış değil mi? Sürprizlere her zaman açık olun ama böyle bir çılgınlık yapmadan önce deneyimlerimizi okuyun. Zararlı çıkmazsınız!

1- Konfora elveda!

Yeni oyuncağınıza bindiğiniz anda birçok konforlu ayrıcalığınızı kaybettiğinizi anladınız, değil mi? Şehir bisikletleri günlük koşuşturma içinde kısa mesafeleri pedallayarak aşmak için tasarlanır ve üretilirler. Tasarımcılar hız ve performanstan ziyade kullanıcıların rahatlığını önemser. Dayanıklı olmaları önemlidir; bu yüzden daha kalın ve ağır malzemeden üretilirler. Çukurlara girip çıkarken sıkıntı vermemesi için amortisörlü modeller tercih edilir. Birçok şehir bisikletine çamurluk takılır; bir toplantıya sırtınız çamurlu girmek istemezsiniz! “Hızlı çocuk”ta ise bu ayrıcalıkların hiçbiri yoktur. Onun tek derdi biraz daha tempolu gidebilmenizdir.  Üstelik sürüş pozisyonu da ister istemez bedeni biraz zorlayıcıdır. Bu yüzden ilk başlarda sadece metal çubuklar üzerinde pedal çevirdiğinizi düşündüğünüz çok olacak. Merak etmeyin, yalnız değilsiniz!

2- Pedal iyi de kilidi kötü!

Keyfinize, amacınıza, boyunuza göre bir yol bisikleti buldunuz. Sıra pedal ve ayakkabı almaya geldi. Evet, yol bisikletleri pedalsız satılır ve tıpkı bisikletler gibi çeşitli amaçlara göre farklı kalitede modellere sahiptir. Yol bisikletinin pedalları ayağa kilitlenir. Bu sayede hem eski usulde olduğu gibi bastığınızda güç üretirsiniz, hem de çarkı döndürüp ayağınızı çekerken. Kilitli pedallar dizlerin çalışmasını iki aşamaya böldüğü için de daha sağlıklıdır. Böyle bir pedalı alınca, yanında bedava vermeseler de bir de bisiklet ayakkabısı edinirsiniz. Ayakkabının altındaki aparat, pedala kilitlenir ve ayağınızı yerden keser. Tam anlamıyla! Giderken bir sorun yoktur ama aniden durmak gerektiğinde ayağınızı topuk bölgesinden başlayan bir hareketle pedaldan çıkartamazsanız yere yapışırsınız! Zamanla bunu da öğreneceksiniz.

3- Yoksa bisiklete binmeyi bilmiyor muyum?

Pedala bir şekilde alıştınız da o incecik tekerlekler yok mu? İnsanı bisiklete binmeye başladığı ilk günlere götürecek kadar hassastırlar. Aslında yol bisikletlerinin yol tutuşları, aerodinamik yapıları sayesinde şehir bisikletlerinden daha iyidir ama hafiflik ve performans peşinde gitmeleri için daha ince tekerlek kullandıklarından ilk günlerde sürücüsüne sürekli düşme korkusu yaşatırlar. Özellikle viraj alırken ve iniş yaparken dikkatinizi yola değil de tekerleklere verdiğinizde nasıl olup da düşmediğinizi düşünmeye başlayabilirsiniz. Böyle yapmayın! Kendinize ve altınızdaki arkadaşınıza güvenin; ikiniz de bu yolu iyi biliyorsunuz.

4- Şu frenler diyorum, niye bu kadar uzakta?

Yol bisikletinin gidonu hem yokuş tırmanmak hem de iniş yapmak ve sprinte kalkmak için farklı pozisyonlarda tutuşa göre düzenlenmiştir. Yokuşlarda gidon başlarında tutmak doğruyken, diğerlerinde gidonu alttan tutarsınız. Frenler de hızla giderken daha rahat kullanılabilsin diye yine alt taraftadır. Bu da özellikle tutuş için gidon başını tercih ettiğinizde parmaklarınızın frene yeterli gücü veremeyeceğini düşündürtebiliyor. Şehir bisikletlerinde fren hakimiyetine göre biraz yutkunarak durumu kontrol altında tutabilirsiniz!  Panik yok, buna da alışacaksınız.

5- “Şimdi ben kaçıncı vitesteyim!”

Şehir bisikletlerinin konforlu yapısında gidonun geniş olması ve üzerine tüm sülalenizin resmini koyabilecek genişliğinin bulunması iyidir. Bu sayede gidonda iki vites göstergesine yer bulmak zor olmaz. Muhtemelen eski bisikletinizi size satan arkadaşlar “Bunu 2’ye getirdiğinde, bunu da 3-4-5’te kullan. Yoksa zincir fazla çapraz kalır ve atar” diyerek sizi uyardılar. Siz de gözünüzün önündeki iki göstergeyi rahatça kullandınız. Bravo! Ama şimdi işler değişti, çünkü böyle göstergeler artık hayatınızda yok. Özellikle ciddi bir yokuşa gelirken o yokuşun harcı ikiliyi bulmak için deneyime ihtiyacınız olacak. Bu yeteneği kazanırken şu iki yola başvurun. Başınızı eğin, acaba zincir istediğiniz dişlilerde mi diye çarklarınıza bakın. Ya da parmak hesabı yapar gibi arka tarafı en büyük dişliye gelecek şekilde hızlıca küçültün, sonra sayarak istediğiniz ayarı yapın. Bir süre sonra bacaklarınız size doğru viteste olup olmadığınızı söylemeye başlayacak.

6- Şimdi alışveriş zamanı

Şehir bisikletiyle de spor yapmak elbet mümkün; ama daha çok ulaşım amacıyla kullanıldığından “bisikletçi” kıyafetleri ve ekipmanlarını kullanan pek fazla olmaz. Ne zaman yol bisikletine geçilip biraz daha performans odaklı pedal çevrilmeye başlansın değişen tek şeyin bisiklet olmayacağı ortaya çıkar. Örneğin şehirde kasksız bisiklete binenler vardır ama bir sporcuyu asla kasksız göremezsiniz. Kafanıza uygun, hava geçişlerinin doğru olduğu, sağlam bir kask edinmeniz şart olacak. Terinizi çeken bir forma, soğuklar için aynı özellikle içlik, rüzgarı ve yağmuru kesecek bir dış katman giysisi, inişlerde gözlere yabancı cisimlerin kaçmasını engelleyecek bir gözlük, efor değerlerini ve zamanları ölçmek için uygun aparatlar mutlaka gündeminize gelecek. Ve evet; o bisiklet taytını giyeceksiniz! Soğuklar için uzun, diğer havalarda kısa taytları giyeceksiniz ve ne kadar rahat ettiğinizi göreceksiniz. Zaten zamanla iyice forma girip bacaklarınız kaslanıp incelirken bu taytların çok da yakıştığını fark edeceksiniz!

7- Bugüne kadar aklım neredeydi?

Buraya kadar okudunuz ve yeni bisikletinizi satışa çıkartmaya karar verdiyseniz durun! Merak etmeyin, doğru yoldasınız; sadece kendinize biraz zaman vermelisiniz. Kısa sürede yeni bisikletiniz de vücudunuzun bir parçası haline dönüşüp sizi yabancılaşmadan kurtaracak. Gündelik hayatta bir yerden bir yere gitmek, arkadaşlarla laflayarak sahilde pedal çevirmek, küçük çocuğunuz varsa arkaya monte ettirdiğiniz koltukta onu taşımak harika şeyler ama iş sportif amaçlara geliyorsa yol bisikleti tercihi yapmanız en doğrusu. Düşünün; ciddi anlamda daha hafif bir bisiklete bineceksiniz. Bu sayede bacaklarınız ve dizlerinize çok daha az yük binecek; bunun da anlamı hızlanmanız ve sakatlık riskinden uzaklaşmanız. Hızlandıkça temponuzu artırmak için kendinizi biraz daha zorlayacaksınız ve daha iyi performans sergileyerek hedeflerinizi tutturacaksınız. Yaya ve araç trafiğine girdiğinizde çok daha seri hareket etmeye başladığınızı fark edeceksiniz. O çıkılmaz yokuşları rahatça tırmandığınızı görüp kendinizle gurur duyacaksınız. Bisikletinizi iki, üç kat omuzlayıp merdivenlerde taşırken aradaki kilo farkı bile sizi mutlu etmeye yetecek. Hele şehir bisikletinizi satmayıp onu da diğer amacınız için bir kenarda tuttuysanız dünyanın en keyifli bisikletçisi olmanız garanti!