Mobilemenu
Profile

Yükseklerden İnmeyen Adam: Neil Amonson

Neil Amonson gözü yükseklerde olan bir adam. Ama kelimenin mecazi anlamıyla değil, fiziksel olarak da gözü hep yükseklerde ve açıkçası zamanının çoğunu o yükseklerden atlayarak geçiriyor.

Çocukluğundan itibaren topluma pek uyum sağlayamayan Neil adrenalinle ilgili ilk düşlerini ise okuldayken kurmuş. “Derslerde çok sıkılıyordum. Okul bana göre değildi. Yani, bir sürü çocuk bir sınıfa toplaşıp bir saat boyunca birilerini dinliyorduk. Bu bana çok saçma geliyordu.”

Amonson, okul ile ilgili bu düşüncelerinden kurtulamayınca liseyi bitirir bitirmez kendine yapacak bir şeyler aramaya başlamış. “Üniversiteye gitmeyeceğimden emindim. Aksiyon istiyordum ve belki size saçma gelecek ama aradığım macerayı askeri okulda buldum.” Evet, Amonson bildiğimiz anlamda adrenaline orduya yazılınca başlamış.

Daha önceden dağ bisikleti, triatlon ve kaykay ile ilgilenen Neil orduda tam aradığı ortamı bulmuş. Profesyonelleşmesi ile birlikte ise dünyanın dört bir yanında görevlere gönderilmiş. “Vücudum her türlü atraksiyona hazırdı ama asıl öğrenmem gereken şeyi askerde öğrendim; odaklanmak, cesaret etmek ve zorlamak. Bu açıdan ordudaki zamanlarımı hep öğretici yıllar olarak hatırlıyorum.”

Hava kuvvetlerinde uzun zaman da geçirince Neil asıl yapmak istediği şeyi anlamış: Atlamak. Bütün doğa ve ekstrem sporlarına düşkün olan bu adam gerçek tutkusunu bulduğunda biraz yaşlanmıştı belki ama hemen kollarını sıvadı ve ordudan ayrıldıktan sonra kendi başına base jump videoları çekip büyük şirketlerin ilgisini çekmeye çalıştı.

“Aslında base jump yapmaya ordudayken başlamıştım. Biraz kural dışı davranıyordum ama üstlerim beni tolere ediyordu. Rütbemi aşmasına rağmen birçok hava kuvveti eğitimine katılıp antrenman yapıyordum. Bugünkü başarımda o eğitimlerde öğrendiklerimin büyük faydası var.”

Sivil hayattaki ilk atlayışını 2003’te yapan Neil, daha sonra dünyanın en yüksek noktalarında onlarca atlayış yaptı. Beklediği fırsat ise birkaç yıl önce GoPro’nun ona sponsor olmasıyla geldi. Artık tüm atlayışlarını son model kamera donanımlarıyla kayıt altına alabiliyor ve YouTube üzerinden milyonlarca insana “ben bu işin kralıyım” diyerek ulaşabiliyordu.

Zamanla GoPro’nun yüzlerinden birine dönüşen Neil daha sonra GoPro’nun meşhur Bomb Squad ekibine de katılınca bir daha kimse onu tutamadı.

Halihazırda yaşayan en büyük base jump efsanesi olan Neil, bütün şöhretini cesaretine borçlu olduğunu söylüyor. “Adrenalin bağımlısı olabilirim; ama yaptığım hiçbir şeyde aptalca davranmadım. Hep yeniklikçi ve şaşırtıcı atlayışlar yapma peşine düştüm. O yüzden bugün bu noktada olmayı sonuna kadar hak ettiğimi düşünüyorum.”

Peki, onca atlayış için Neil’e en büyük şöhreti getiren ve kendisinin de favorisi olan macera hangisi? Cevap tek: İtalya atlayışı.

Neil’in yapayalnız sadece bir kamera eşliğinde yaptığı base jump onun en popüler eseri. Peki, neden yalnız? Çünkü genelde atlayışçılar yanlarında her zaman bir ekip ya da aile üyeleri bulunsun ister. Bir dağ başında yapayalnız kalmak pek motive edici bir durum değil. Ama tam da bu saydığımız sebepler Neil için atlama nedeni olmuş. “Bu bir meydan okumaydı,” diyor Neil. “Yalnız başıma başarabileceğim bir macera istedim. Hem fiziksel hem de zihinsel olarak güçlü kalabileceğime ve başarabileceğime inandım. Melankolik gibi görünebilir ama öyle değil.”

Evet, Neil tam da dediği şeyi yaptı ve İtalya’nın en yüksek tepesinden yalnız başına atlayarak hem mükemmel bir maceraya hem de base jump dünyasının yalnız kovboyu unvanına kavuştu. Bir sonraki macerası ne olacak bilemiyoruz ama yaptığı işi hem de ekstrem bir işi sanata çevirmesi gerçekten takdire şayan.