Mobilemenu
Profile

Yüksekten Uçan Snowboard'cu: Nusret Atasoy

Snowboard’la nasıl tanıştığınızı anlatabilir misiniz?

Snowboard’la 2005 yılının kış aylarında bu sporu yapan kuzenlerimin yönlendirmesi ile tanıştım. Ondan önce kış sporlarına fazla ilgim yoktu. Ders almadan, malzeme kiralamadan kuzenlerimin etkisiyle direkt olarak kendi malzemelerimi aldım ve dağa gittik. O günden bugüne de devam ediyorum. Ondan bir sene önce wakeboard’a başladığım için, snowboard’a alışmakta çok zorlanmadım. Snowboard’a başlarken öğrenmeniz gereken iki şey var: Topuk ve parmak ucuna basarak board’un kontrolünü sağlamak. Gerisi kendiliğinden geliyor zaten. Ben de o tatildeki 4 günlük süreçte işi epey çözmüştüm.

Freestyle snowboard’a geçmeye nasıl karar verdiniz?

Bu işi yaptıkça, video ve TV programlarında gördükleriniz için “Acaba ben de yapabilir miyim?” diye düşünmeye başlıyorsunuz. Yaklaşık iki sene normal olarak kaydım. 2007 yılında kendi yaptığımız rampaları denemeye başladım. Daha sonra snowpark’ları keşfettik. Önce düz atlayışları sonra board’u tutarak yapılan hareketleri daha sonra da zorlu rotasyon ve flip’li hareketleri denemeye başladım. 2011 yılında da sponsorlu olarak kaymaya başladım.

Bu nasıl gerçekleşti, sponsorlar mı sizi buldu?

Tabii ki. Bir mağazaya gidip “Ben çok iyi kayıyorum, bana sponsor olur musunuz?” derseniz olmaz bu iş. İnsanlar senin canlı performansını görmek istiyor. Kartalkaya’da SPX mağazasının düzenlediği freestyle yarışmasında birinci olmuştum, bu şekilde tanıştık. Daha sonra yabancı snowboard’cuların yer aldığı gösteride kurulan, 8-9 metrelik “gap” mesafesi olan rampadan atlamaya başladım. Kendimi bir anda onlarla birlikte bir gösterinin içinde buldum. O gösteride de başarılı olunca SPX firmasından, Babür Vatansever ve Ufuk Dinçbakkal’ın aracılığıyla markayla görüştük ve ilk sponsorluk anlaşmamı yapmış oldum.

Hareketleri deneme aşamalarında rampaya girerken içinizde korku oluyor mu? Özellikle taklalardan önce…

Daha önce yaklaşık 6-7 metreden havuza veya denize takla atarak dalıyordum. Hem buna alışkınım hem de zaten düştüğün yer bol kar olduğu için onun içine gömülüyorsun. Sakatlanacak bir durum olmadığı için korku da olmuyor.

Yine de daha önce sakatlık yaşamışsınızdır?

Evet, daha önce iki ciddi sakatlık yaşadım. Bir kere “cork 540” denerken ayak bileğimi kırdım. Rampaya yavaş girdim ve “knuckle” dediğimiz sırta çakıldım. İlk başta ayağımın kırıldığını anlamadım. Hatta otele kayarak gittim! Ertesi gün “Artık geçmiştir üzerine basabilirim” dedim ancak adımımı atmamla beraber başımdan aşağı kaynar sular döküldü ve kendimi hastanede buldum. Bir kere de Riders Army’nin çekimleri sonrasında kolumu kırmıştım.

Diğer snowboard disiplinlerini denediniz mi?

Duruşlar farklı olduğu ve stilinizi bozduğu için slalom disiplinini denemedim ama Columbia’nın iki sene önce düzenlediği yarışta “hardboard”cuları geçerek birinci olmuştum. Slalom kaymak bana çok haz vermiyor, ben havada durma hissiyatını daha çok seviyorum.

Freestyle kayağı hiç denediniz mi?

Snowboard’a başladığım zamanlarda freestyle kayak fazla bilinmiyordu. Freestyle, özellikle ülkemizde, çok yeni bir trend. Eskiden kayakçılar kayaktan sıkılıp, daha havalı olduğu için board’a geçerlerdi şimdi ise freestyle kayağa geçiyorlar. Denesem sever miyim bilemiyorum ama şu ana kadar hiç denemedim…

Ülkemizde düzenlenen freestyle snowboard yarışmalarına katılıyor musunuz?

Ülkemizde freestyle anlamında profesyonel yarışlar düzenlenemiyor çünkü Uluslararası Kayak Federasyonu’nun belgelerine sahip resmi hakem veya hocalar yok. Geçen sene Snowboard Türkiye Freestyle Teşvik Şampiyonası düzenlendi, yarışa ayağımdaki sakatlık nedeniyle geçirdiğim ameliyattan 45 gün sonra katıldığım için kendimi pek rahat hissedemedim ve istediğim şekilde kayamadım. Federasyon, gerçekten bu işin üzerine düşüp, insanlara ciddi ciddi bu işin eğitimini verirse ileride profesyonel yarışlar düzenlenebilir. Onun haricinde profesyonel olmasa da kazandığım birçok yarış var. SPX Burton Pro’da, yabancı sporcularla yarışma şansı elde eden sınırlı sayıdaki yerli snowboard’cular arasında yer aldım, bu da çok önemli bir şey. Orada kötü bir derece yaptım ama tesis ve zaman açısından yabancılarla aramızda çok büyük farklar var. Ben bir sezonda maksimum 40-45 gün kayabiliyorken onlar 200 günden fazla kayabiliyorlar. Bu da demek oluyor ki: Benim beş sezonda kaydığımı onlar bir sezonda kayıyorlar! Türkiye’de bu işi iyi yapan kişi sayısı 10 civarında olduğu için burada katıldığımız yarışmalarda da fazla rekabet ortamı olmuyor çünkü herkes birbirini tanıyor zaten.

Vücudunuza ve yediklerinize dikkat ediyor musunuz? Kendinizi geliştirmek için yaptığınız başka sporlar var mı?

Beni can evimden vurdunuz (gülüyor). Kilonuza dikkat etmek bu sporda çok önemli. Ben sakatlandıktan sonra çok kilo aldım bu da aslında bir sakatlık daha yaşama riskinizi arttıran bir durum. Sakatlanmadan önce 72’ydim fakat şu an 78 kiloyum. Artık yediklerime dikkat ediyorum tabii.  O fazlalığı vermek için çalışıyorum. Hem nefes hem de havada vücut kontrolümü geliştirebilmek için trambolin yapıyorum. Mümkün oldukça koşuya çıkıyorum, wakeboard ve kaykay yapıyorum.

Bu işe girerken ileride bir gün profesyonel olmak gibi bir düşünceniz var mıydı?

Başladığım zaman sponsorluklarla ilgili hiç bilgim yoktu. Bu çevreyle biraz geç tanıştım. O zamanlarda şimdiki sosyal medya kanalları veya dergiler gibi Türk sporunu anlatan fazla mecra yoktu. Şimdi ise bana sosyal medyadan bile “Nasıl sponsor bulabilirim?” şeklinde birçok soru geliyor. Artık bilgiye ulaşmak ve dolayısıyla insanların kafasında bu tarz fikirlerin oluşmaya başlaması daha kolay.

Nasıl sponsor bulabileceklerini soranlara siz ne cevap veriyorsunuz?

İnsanlar sponsorluk konusunda çok aceleci davranıyorlar. Onlara “Yarışlara gir, derece yap zaten sonra onlar seni bulur” diyorum. Sonuçta markalar size kendi reklamlarını yapmak için sponsor oluyorlar. O yüzden hem iyi kayman hem de dağda çok bulunman lazım. Çok iyi kayıyorsan insanlar sana ve üzerindeki markaya bakıyor. Bu yüzden insanları etkileyecek kapasiteye sahip olmanız lazım. Artık 50-60 kişi rampadan düz atlayabiliyor; taklaları, rotasyonları ve diğer zor hareketleri yapabiliyorsan fark yaratıyorsun ve bu şekilde diğer insanları da sana yetişmeye teşvik ediyorsun.

Sizin hangi markalarla sponsorluk anlaşmalarınız var?

İlk anlaşmamı SPX ile yapmıştım, sponsorum olan markalar Burton ve Oakley’di. Sonrasında Q Sport & Street mağazasının sponsorluğunda Rome SDS ve SpyOptics markaları ile kaydım.

Aileniz, özellikle sakatlandığınız zamanlarda, snowboard yapmanız ile ilgili neler diyor?

Kolumu kırdığım zaman alçıyla eve gittim. Babam şöyle bir baktı: “Oğlum ne yapıyorsun sen?” dedi. Ben çok daha fazla tepki bekliyordum ama öyle olmadı. Daha sonra ayağımı kırıp koltuk değneğiyle eve gelince de tepki almadım. Sanırım alıştılar! Babam gençliğinde profesyonel olarak futbol oynamış. Bu yüzden benim de spor yapmamı anlayışla karşılıyor.

Beğendiğiniz snowpark’lar hangileri?

Kartalkaya’daki Kartalpark’ı seviyordum. Oranın “earth formation” dediğimiz topraktan yapılmış bir zemini var. Ne kadar ileriye atlarsanız atlayın “landing” dediğimiz iniş kısmını bitiremiyordun. O yüzden istediğiniz hareketi deneyebiliyordunuz, düşseniz bile hiçbir şey olmuyordu. Şimdi orası yok ama Uludağ QPark’ta da Kartalkaya’daki sistemden yaptılar. Dünyayı çok gezmedim ama Avusturya’daki Stubai Snowpark oldukça keyifliydi.

Snowboard sizin için ne anlam ifade ediyor?

Snowboard benim yaşam tarzım oldu. Hatta iş hayatımın da önüne geçmiş durumda. Bu spora bir kere başlarsanız bir daha hayatınızdan çıkartamıyorsunuz.

İleride profesyonel yarışlara katılma planınız var mı?

Profesyonel yarışlara katılma gibi bir planım yok. Zaten dediğim gibi ülkemizde profesyonel yarışlar düzenlenmiyor, eğlencesine kayıyoruz. Amacımız eğlenmek ve çektiğimiz videolarla yaptığımız işi güzel bir şekilde tanıtmak.

Buradan freestyle snowboard’a yeni başlayacaklara ne gibi tavsiyeler vermek istersiniz?

İnsanlar freestyle’a girmek için çok acele ediyor. Daha düz olarak efektif bir şekilde kayamıyorken rampaya girmek istiyorlar, bu yanlış. Bana kalırsa önce kontrollü bir şekilde kaymaları, freestyle’a sonraki aşamalarda geçmeleri lazım.

Beğendiğiniz freestyle snowboard’cular kimler?

Beğendiğim yerli snowboard’cular arasında: Eskilerden Babür Vatansever, Ferdi Gökmen; bizim jenerasyondan ise Deniz Altınok var. Dünyada ise Stale Sandbech ve Mark McMorris benim gözümde zirvedeler. Avusturya’da ikisiyle de bira içmişliğimiz var (gülüyor).

Yaş ilerledikçe freestyle snowboard yapabilmek zorlaşır mı?

Sağlığın el verdikçe kayabilirsin. Mesela 45 yaşındaki amcam her bol kar rampası yaptığımızda bizimle gelir ve ters takla dener! Ben de o yaşlarda eğlencesine kayıyor olurum.

Snowboard haricinde hangi meslekle uğraşıyorsunuz?

Deniz taşımacılığı işindeyim. Aile şirketi olduğu için kış aylarında kendime vakit ayırabiliyorum. Bu açıdan çok şanslıyım. Çalışma hayatında herkes bu kadar şanslı olamıyor onun için gençlere önerim: Öğrenciyken bol bol pratik yaparak snowboard’da kendilerini geliştirmeleri. Hiçbir dönemde üniversitede olduğun kadar boş olmuyorsun!

Gelişimini takip ettiğin genç freestyle’cılar var mı?

Kendi yeğenim olan Remzi Atasoy’u yetiştiriyorum. Daha 12 yaşında bizim snowboard yarışı yaptığımız rampalardan atlıyordu ama Türkiye’de profesyonel bir sporcu yetiştirmek kolay olmuyor. Henüz 13-14 yaşlarında olan Ege Övür diye bir dostumuz da bizle aynı rampalardan atlıyordu, o da çok hoşumuza gitmişti.

İleride snowboard’a dair nasıl planlarınız var?

Yeni başlayan insanlara snowboard öğretmek çok hoşuma giden bir şey değil ama freestyle anlamında bir okul açıp antrenörlük yapmayı düşünüyorum. Böyle bir projem var ancak henüz kayabiliyorken bu işin tadını çıkarmak istiyorum.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

İnsanlar bu sporu yapsınlar, snowboard çok eğlenceli bir spor. Freestyle’a yönelecekler ise hareketleri denemekten korkmasınlar ve bunları yaparken kask takmayı da unutmasınlar tabii ki! Federasyona bu işi seven, bu işe gönül veren insanların gelmesi gerekiyor. Daha önce profesyonel olarak kaymış birilerinin, kimseyi kayırmadan, insanları kollamadan herkese eğitim verip, tesis açıp, sponsor olup bu işi ilerletmeleri gerek.