Mobilemenu
Profile

İnanılmazı Başaran Adam: Cody Townsend

Cody Townsend, zaten kendini kanıtlamış, epey popüler bir kayakçıydı. Ama o aynı zamanda bir adrenalin tutkunuydu ve sadece popüler olmakla yetinmeye niyetli değildi.

Alaska, dünyanın en soğuk yerlerinden biri olarak bilinir. Daha ziyade, doğa yaşamını tecrübe etmek için maceraya dalan insanların uğradığı bir yer olan Alaska, buzullu noktalarına rağmen kayak yapmak için de elverişli değildir. Peki, tüm bu olumsuz bilgilere rağmen Cody orada ne yapıyordu?

Açıklayalım! Cody, Alaska’nın güneybatısında yer alan bir tepeden atlamak istiyordu. Üstelik burası ne bir rampa ne de herhangi bir doğa sporuna uygun bir lokasyon. Daha önce hiçbir kayakçının uğramadığı, hatta uğramayı aklından bile geçirmediği bir yer. Bölgede doğanın bir oyuk şeklinde yarattığı tepelerden başka bir şey yok. İşte Cody de tam olarak bunun için oradaydı.

Bir şov amacıyla özel olarak düzenlenen ve öncesinde birçok güvenlik önleminin alındığı bu atlayışın tarihe geçeceği belliydi. O yüzden birçok medya kuruluşundan yüzlerce insan bölgeye akın etti ve bu mucizeye gözleriyle tanık olmak istedi.

Atlayış yapılan noktaya ulaşmak mümkün olmadığı için Cody bir helikopter yardımıyla tepeye taşındı. İlk birkaç deneme kar kalınlığı ve sertliğinin uygun olmaması nedeniyle ertelendi. Ama zaten asıl problem bu değildi. Asıl problem, bölgedeki inanılmaz eğimdi. Cody’nin söylediğine göre öyle bir eğim vardı ki ilk 50 metreden sonra hızı 100 kilometreye kadar ulaşmıştı. Bu aynı zamanda bir downhill rekoru ama ortaya çıkan şey bir rekorun çok ötesinde.

Cody’nin atladığı tepeden sonra geçeceği aralıklar o kadar dardı ki en ufak bir hatada bir kayalığa çarpması mümkündü. O yüzden de Cody atlayışı tamamlar tamamlamaz “Bu hayatımda yaptığım en acayip ama aynı zamanda en korkutucu şeydi. Bir daha deneyeceğimi sanmıyorum.” demişti.

Peki, o hızda hem de bir sürü dönüş yaparken dengede kalmayı nasıl sağladı?

“Dönüşlerde elimden geldiğince yavaşlamaya çalıştım. Ama hızım inanılmaz boyuttaydı ve yapabileceğim tek şey hata yapmadan dönüşleri tamamlamaktı. Zaten asıl zor olan ilk 40 metreydi. Çünkü sıfır eğimle adeta uçuyordum. Ayaklarımı yere sağlam basarsam bu işin üstesinden geleceğimi fark ettim ve aynen bunu yaptım.”

Peki, güvenlik önlemlerini nasıl halletti?

“Özel bir iç tasarımla bütün takımlar darbeye karşı dayanıklı hale getirildi. Özellikle kaskım inanılmazdı. Biraz ağırdı ama ters bir durumda beni koruyacağının da farkındaydım. Bu güven vericiydi.”