Mobilemenu

Güney Marmara Sahilleri Karacabey Longozu Karadağ Bisiklet Turu

4 günlük bayram tatili için son hafta karar verdiğim rota Mudanya-Bandırma sahilleriydi.
Daha önce bu rotayı 2 günde geçmiştim. Bu sefer 4 günde geçerek aklımda kalan yerleri de rahatça gezmeyi düşünüyordum. Sevilayı'da bu tura zorla ikna ettim. Sevilay soft bur tatil düşünüyordu dinlenmek için. Ama bence her gün farklı bir yerde uyanmak en güzel tatil.

1. gün sabah 7:50 deniz otobüsü ile Mudanya ya geçtik.
10:00 gibi Güzelyalı'dan turumuza başladık. İlk 15 km Trilye'ye kadar asfalt. Hafif iniş çıkış asfalt bir yol. Çok bisikletli gördük bu yolda.
Öğlene doğru Trilye'deydik. Trilye'de 1 saat kadar mola verdik ve Çınarlı kahve ye tırmanıp buradan zeytinlikler içinden giden Kapanca Antik liman yoluna girdik. Traktör yolu zeytinlik ve çam ormanları içinden Aya Yanni manastırına kadar geldik. Su deposunun hemen karşısından denize doğru inen yol Manastıra ve koya iniyor. Yıllar önce yürüyüş yaparak gelmiştik Sevilay la buraya. Nasıl olsa gördük dedik ve yüklü bisikletlerle inip çıkmak çok cazip gelmedi. Toprak yoldan devam ettik sağımızda Aya Yanni nin kullandığı rüzgar değirmeni bulunduğu tepeyi geçince sağdaki traktör yolundan Kapanca Antik limana indik. Antik Limanda kısa bir mola sonrasında bisikletleri toprak yola kadar itmek zorunda kaldık.
Traktör yolundan Ketendere sahiline indik. Bu koyda 1-2 ev baraka haricinde bir şey yok. Denizi de güzel değil ve dere çok pis. Ana yoldan tekrar traktör yoluna girdik ve Eşkel plajına kadar toprak yoldan devam ettik. Eşkel sahilinde genelde barakamsı evler var. Öğlen yemeği niyetine bir şeyler atıştırdık ve Eğerce’ye doğru devam ettik. Sahil hep aynı genelde barakalar var ve genelde dalgalı rüzgarlı. Turizm denizin genelde poyraza açık olmasından dolayı gelişmemiş.
Ayazma sahilinden Balkaya köyü ve Arapçiftliği göletine ulaştık. Gölün kıyısına inmek için toprak yola girdik ve biraz ilerledik. Yol çok bozuk ve büyükbaş sinekler burada kalırsak bizi fena hırpalayacağa benziyordu. Bu nedenle kamp yeri için ikinci alternatif olan Susurluk çayı (çapraz çay) kenarına tekrar geri döndük. Asfalt yoldan bir kaç km daha gittikten sonra Ekinli köyü sapağından toprak yola girdik ve çayın kenarına balıkçı motorlarının yanına indik burada da sivri sinekler rahat bırakmadı ve Hayırlar köyüne doğru devam ettik. Çay kenarında zeytinlik bahçelerinden birinde kampa uygun bir alan bulduk ve turun ilk gününü bitirdik.

2. gün sabah 6:30 gibi uyandık ve çadırı toplarken birer çay kahve içerek yola koyulduk. Sabah serinlikte yol almak daha güzel. Köyde kahvaltı yaparız diyerek 3 köy geçtik ve Ekmekçi köyünde kahvaltı molamızı verdik. Bakkaldan eksiklerimizi tamamladık ve Karacabey Longoza doğru çayın batısından devam ettik. Boğazköy’e girmeden sağdaki toprak yola girdik. Bu yol tarlalar, hayvan çiftlikleri, içerisinden sol taraf longoz sağ taraf Susurluk çayı kenarından sahile çayın denize döküldüğü yere kadar devam ediyordu. Longoz içerisine buradan giriş yok yada yaya olarak girilebilir belki. Belli bir yerden sonra traktör yolu bitiyor ve patika kalıyor sadece. Çayın denize döküldüğü yerde eski gümrük binası ve 5-6 tane balıkçı barınağı vardı. Burada yarım saat kadar mola verdik ve aynı toprak yoldan Boğaz köye kadar geri tırmandık. Burada da her türlü sinek peşimizdeydi. Asfalttan Boğaz köye geldi ve buradan sağa Longozun güney girişinden girdik. Burada belirsiz bir tabela var ama yolun solunda. Bu kısım daha ağaçlık ve küçük göletler. Büyük baş hayvanlar ve yabani atları geçerek Longozun derinliklerinde yarımada gibi bir yere geldik. Kumul olduğu için bazı yerlerde bisikleti itmek gerekiyor. Longozun sezonu olmadığı için kuş çeşidi pek fazla değildi. Büyükbaş hayvan sürüleri ve yabani atlar haricinde azda olsa kuşlar vardı fakat longozun insanların ulaşamadığı iç kısımlarındaydı. Longozun içinde hayvan çiftlikleri traktörler ve motosikletlerde kuşları ürkütüyordu bence. Bir gölgede 1 saat kadar mola verdik ve yine Boğaz köyden longozdan çıktık. Buraları yaya dolaşmak lazım yada boş mtb ile.
Boğazköy den Yeniköy'e asfalt yol çok dar emniyet şeridi yok ve denize inen araçlar arasında sıkıntılı bir şekilde sahile indik. Yine 1 saat kadar mola verdik ve alışverişimizi yapıp longozun bu sefer kuzey cephesinden deniz kısmından girdik. Bu yol sol taraf geniş kumsal sağ taraf longoz bazen longozun içine giriyor. Yol tamamen kum bisikletle baz yerlerde zorlandık. 5 km kadar sonra kuş gözlem kulesine vardık. Kule de kimse yoktu bir iki ziyaretçi gelip gitti ve aksam kimsenin gelmeyeceğini düşünerek kulede kalmanın hem konforlu hem de güvenli olacağını düşündük. Longozda yılan, tilki, çakal ve bolca böcek olduğundan daha güvenli olacak. Bisikletlerimizi kilitledik ve yaklaşık 500 metre kumul ve orman içinden sahile indik ve denize girdik. Dönüşte çadırımızı kulenin 2. katına kurduk ve akşam kuş sesleriyle longozu seyrederek kafa dinledik.

3. gün sabah yine 06:30 da kalktık hava ısınmadan kum yolu geçmek istiyorduk. 7:30 gibi yola çıktık her yer büyükbaş hayvan, dışkıları ve böcekleri doluydu. Böcekler karınca sürüsü gibi her yerdeydi. Kumul yoldan ilerlerken üstümüze doğru uçuyor ve bazıları yüzümüze bile çarpıyordu. Bazılarının çapları 3-4 cm kadar vardı ve üzerimize kamikaze gibi dalıyorlardı. Ben bu durumu biraz oyuna çevirip eğlenirken Sevilay içinse sıkıntılı bir saat oldu. Kurbağalar ve kurbağanın ardından yılanlar önümüze çıkıyordu. Sincaplar falan derken Yeniköy sahile vardık. Sabah erken saatte longoz daha yabaniydi.
Yeniköy'de mola sonrasında Malkara köyünden sahil asfalt yolu takip ederek Kurşunlu köyüne vardık. Malkara köyünden sonra Karadağ ormanları içine girmiştik ve orman ıhlamur kokuyordu. Kurşunlu köyünde yemek molası ve burada asfalt yine bitiyor toprak yol başlıyor. Koylar ve dereler geçerek günü sonuçlandıracağımız batık gemi koyuna 14:30 gibi geldik. Orman yolu çok güzel bir rota bazen dik rampalar ver bisiklet itmek gerekiyor. Yolda dereler ve çeşmeler var ama yine de bu yolda bol su taşımak gerek.
Batık gemi koyu yoldan 200 metre kadar traktör yoluyla iniliyor. 5 sene önce geldiğimde de buradaydı gemi artık kara ile bütünleşmiş ve bir dalgakıran olmuş. Deniz uzun zamandır Marmara'da görmediğim kadar temiz. Geminin güverte boşluğu havuz gibi olmuş. Hemen denize girdik serinledik ve kıyıya oturmak için elimi kumlara koyduğum anda parmakta bir yanma. Ne oluyor derken baktım arı iğnesi işaret parmağında. Meğer her yer arı ve arıdan daha büyük sinekler. Arılardan daha çok sinekler rahatsız etti ama biz günü bu koyda dinlenerek geçirdik. Aksam kamp ateşimizi yaktık ve keyfimize baktık.

4. gün sabah yine erken uyandık. Denize girdim kahvaltı yaptık ve 9 gibi yola koyulduk. Bisikletleri toprak yola kadar ittik ve Bandırma ya bağlı Yenice köyüne kadar orman yolundan devam edecektik. Bu arada yol sinekler doluydu. Koyda bu kadar rahatsız etmemişlerdi bizi bisiklet sürerken bile ısırıyorlardı. Bu günkü şanslımız Sevilay'dı bir tilki gördü. Durduk oyalandık belki Terkos gölünde gördüğümüz gibi bizle oyun oynar çıkar koşar dedik ama çıkmadı.
Yenice'ye yaklaştığımızda bir çöp dağı ile karşılaştık. Yenice’nin hemen yanındaki koya tepeden her türlü çöpü dökmüşler. Bandırma belediyesi bu konuda çok kötü. Bütün koy girişleri çöplük.
Yenice kahvesinde mola verdik ve Bandırma tostuyla öğlen yemeğimizi geçiştirdik. Köyün çıkışında Dutlimani sapağına kadar asfalt. Sapaktan sonra Dutliman köyüne kadar bozuk stabilize yol. Kapıdağ yarımadası ve Bandırma körfezi manzarası ile Dutliman köyüne vardık. Küçük bir balıkçı köyü ve sadece küçük bir kahvesi var. Çayımızı içtik ve asfalt yoldan rüzgar güllerine doğru tırmandık. 2 km kadar dik ama manzaralı bir yokuş. Rüzgar güllerinden Bandırma'ya kadar uzaktan Manyas gölünü izleyerek indik ve Bandırma da turumuzu sonlandırdık.

Turun videosunu youtubeden izleyebilrsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=ksofMea-RHQ&feature=youtu.be