Mobilemenu
Profile

1 Ay Boyunca Suyun Altında Yaşayan Adam

Fabien Cousteau’nun adı değilse de soyadı size bir yerden mutlaka tanıdık gelecektir.

Fabien’in dedesi Jacques-Yves Cousteau 1942 yılında ilk sualtı filmini çeken, 1943 yılında ikinci dünya savaşının en yoğun dönemleri sırasında Fransız deniz kuvvetlerinde görevli olan ve efsanevi araştırma gemisi Calypso ile İkinci Dünya Savaşı’nın seyrini değiştiren isimlerden biri. Kaptan Cousteau olarak da bilinen ve karikatürlerden dizilere kadar popüler kültürün neredeyse her noktasında kendine yer bulan bu adamın torununun denizle ilgilenmesi elbette şaşırtıcı değil.

Fabien’in henüz 4 yaşındayken Calypso ile seyahatlere başlaması bir bakıma kaderini de belirlemiş. Hayatını büyük denizlerde gezerek dalarak ve araştırarak geçiren bu adam daha sonra tüm yeteneklerini bir rekor için bir araya getirmeye karar vermiş.

Sıkı bir Tenten hayranı olan Fabien suyun altında yaşama fikrini de buradan almış. Köpekbalığı şeklindeki bir denizaltı tasarlayıp sualtında yaşamak ve etraftaki canlıları en doğal ortamında gözlemlemek için harekete geçen Fabien şartları elinden geldiğince zorlamış.

Tüm bu deneyimini Mission 31 adlı bir belgeselde toplayan Fabien, ilk olarak sualtı araştırma merkezi ile temasa geçmiş. Onların işbirliği ile bir köpekbalığı benzeri sualtı gemisi hazırlayan Fabien günlerini burada geçirmeye başlamış.

“Köpekbalığı denizaltı ile gece dalış yapmak şimdiye dek yaptığım en tehlikeli iş ama bir şeyler öğrenebilmek için şartları zorlamalısınız,” diyor Fabien. 31 gün boyunca günlerini sualtında geçiren ve özellikle bir noktadan sonra tat duyusunu kaybeden Fabien bu konuda çok zorlandığını da belirtiyor.

Peki su altında yaşamakla yeryüzünde yaşamak arasında nasıl farklar var?

Fabien özellikle bazı biyolojik değişiklerden dem vuruyor. Örneğin sualtında geçirdiği haftalarda saçları daha fazla uzamış ya da nefes alış verişleri uzun süre ritimsiz olduğu için özel maske takmış.

Bir ay boyunca Fabien elbette yan gelip yatmadı. Zaten asıl amacı bilimsel veriler toplayarak sualtı yaşamı ile ilgili yeni ve aydınlarıcı bir belgesele imza atmaktı. Ve bu yolda normalde 3 yılda toplanabilecek veriyi sadece 30 günde toplayarak bilim dünyası adına da önemli keşiflerde bulundu.

Köpekbalığı şeklindeki denizaltısı ile uzun yollar kateden Fabien’in başına sıra dışı olaylar da gelmiş tabii. Örneğin hepimiz kötü rüyalar görüp uykumuzdan uyanınca rahatlarız değil mi? Ama Fabien’de işler biraz farklı gelişmiş. Bir gece uykusundan uyandığında kayıt yapan kamerasının dev bir ofroz tarafından yutulduğunu görünce bir an irkilmiş örneğin.

31 günü sualtında geçirmenin Fabien için en nostaljik tarafı ise elbette dedesinin teknolojisi ile bu geziyi gerçekleştirmesi. Ama bundan da çok memnun değil zira artık yeni teknolojilere açık olmak gerektiğini düşünüyor Fabien. Malzemelerin çok ağır olduğunu ve yorduğunu daha hafif malzemelerle hem daha çok sualtında kalabileceğini hem de çok daha fazla veri toplayabileceğini de ekliyor. Siz de Fabien’in bu macerasında olup bitenleri merak ediyorsanız Mission 31 belgeseline bir göz atın deriz.