Mobilemenu
Profile

2016’nın En Çılgın 10 Bisikleti

The Archont

Ono Bikes tarafından üretilen Archont, retro bir bisikletten çok Stingray Schwinn’i andıran bir yapıya sahip! Tamamen el işçiliğiyle üretilmiş, yaklaşık 3 metre uzunluğa sahip bu canavarı pedal çevirerek götürmek zor diye düşünüyorsanız korkmayın; gizli elektrikli motoru size yardımcı olur! Fiyatı 2 bin ile 10 bin 500 dolar arasında değişen böyle bir bisikletin sizi yoracağını düşünmüyordunuz değil mi?

The Super 73

Kaliforniya merkezli bisiklet üreticisi Lithium iftiharla sunar! Saatte 43 kilometrelik hızı garantileyen bin watt’lık enerji sağlayabilen elektrikli motor ve lityum-iyon pilli bu arkadaş 1970’lerin esintisini taşıyor. Aslen 1973 model Honda Z50 Mini Trail’e öykünüyor. Yağlı lastikleri, tıknaz eyeri, tuhaf ve hırçın tasarımıyla The Super 73’ün keyfe keder bisikletliler için ideal. Üzerinde bir şişe açacağı ve bir bardak tutucu olduğunu söylersek ne demek istediğimizi anlarsınız! Tabii 3 bin euro’nuz varsa…

The Volata

Uzaktan bakınca normal bisikletlere benziyor değil mi? Ama aslında kendisini bir teknoloji canavarıdır! Elektronik vites değiştirme, GPS navigasyon, otomatik ışıklara sahip bisiklet aslen yolcu taşımacılığı için tasarlandı. Standart bisikletlerden daha geniş lastiklere sahip olması sayesinde yol sürücüsünü ve yolcusunu fazlasıyla rahat ettirir. Sürüş izleme akıllı telefon uygulaması ve hareketi algılayan GPS özellikleriyle bezeli hırsız alarm sistemi de kusursuz. Volata Cycles’ın bu teknoloji gurusu bisikletinin ederi 3 bin 499 dolar; yani 3 bin 500 dolar değil!

The Electric Juggernaut

Bugüne kadar bir nesneyi tanımlamak için “canavar” ve “üç tekerlekli bisiklet” tabirlerini kullanmamış olabilirsiniz; artık bunu yapabilmeniz için The Electric Juggernaut var. Rungu’nun 4 bin 299 dolarlık bu tasarımı üç tekerlekli bisiklet kavramını ters yüz ediyor ve ön tarafa iki tekerlek yerleştiriyor. Bu sayedeki ATV’lere yeşil bir alternatif yaratarak bir anaokulu öğretmeninin de, bir off-road maceraperesti gibi taşlı, tozlu, çamurlu yollara çıkmasını sağlıyor. Saatte 32 kilometrelik elektrikli destek sayesinde ister pedal çevirin, ister çevirmeyin Gobi Çölü’nü geçmeniz bile garanti!

The Sladda

Ikea’ya gitmişsinizdir, demonte mobilyalardan almışsınızdır, o garip soslu ve orman meyveli reçelli İsveç köftelerini yutmuşsunuzdur. Bir dahaki gidişinizde bu İsveç marketinden römorklu bir bisiklet almanız da olası. Kopenhag’daki mağazalarında alışveriş yapan motosikletlilerin, aldıklarını taşırken çektikleri çileyi gören Ikea yetkilileri bu sıkıntıya son vermek için bu bisikletin fikrini ortaya attılar ve 599 dolarlık Sladda doğdu. Çift cidarlı alüminyum çerçeve, 10 yıl garantili vites sistemli bisiklet ve 45 kilo taşıyabilen römork sayesinde artık alışveriş daha kolay ve keyifli olacak.

The G3

Katlanır bisikletlere hemen herkes alıştı değil mi? Öyleyse GoCycle’ın yeni mucizesi The G3’e de hızla alışırsınız. Bir şarjla 80 kilometre yol alabilen, saatte 32 kilometreyi elektrikli motoruyla görebilen G3’ün alametifarikası bütün yeteneklerini rahatlıkla gizleyebilirsiniz. Ortada hiçbir şey yok! Ne zincir, ne vites kabloları, ne pil… Her şey magnezyum kadronun içine saklanmış halde. Sadece bir far ve gidona entegre edilmiş çok işlevli bir göstergeye görebilirsiniz. Montaj ve ayarlamaları yapmak için gereken hızlı serbest bırakma kolları ve altıgen anahtar bile sele altına gizlenmiş! Bu sadeliğin fiyatı 4 bin 500 ile 4 bin 900 dolar arasında değişiyor.

The Ready Made Road OG1

Listenin “bisiklet gibi bisiklet”i ödülü Vanilla Workshop’un yol bisikleti markası Speedvagen tarafından üretilen The Ready Made Road OG1’in. Tamamen el yapımı bisikletler üreten Speedvagen’e sipariş verenlerin beş yıl kadar sıra beklediği bile anlatılıyor, hesap edin! OG1 birçok seri üretim bisikletten daha hızlı bir el işçiliği şaheseri. Beş farklı boy ve iki farklı renk seçimi opsiyonu bulunan 5 bin 385 dolarlık OG1’in bileşenleri Shimano ve Mavic’ten sağlanıyor. Gerçek bir ayrıcalık.

The Tribel Gran Tourismo

Dört tekerlekli bisiklet diye bir tabir var mı? Yoksa, artık var! Üstün Alman mühendisliği, Smikeson Tribel eliyle The Tribel Gran Tourismo’yu yaratırken bisiklet kavramını, otomobil anlayışına alabildiğine yaklaştırmış halde. Dört tekerlek yetmezmiş gibi gidon yerine direksiyon konan bu “pedallı” ufaklık araba gibi yönlendirilse çalışmasını 2:1 oranındaki vites sistemine borçlu. Ederi 375 ile 595 euro arası değişiyor. Yokuş aşağıya inişlerde kullanmak üzere şık bir el freni olan Gran Tourismo’nun beyaz tekerlekleri tek kelimeyle yakıyor!

The Cogy Wheelchair

Bisiklet özgürlüktür denir ya; bu her anlamıyla doğru bir söz. Japon şirketi Tess Co, yürüme yeteneğini kaybetmiş insanların tekerlekli sandalyelerini alıp bir çeşit bisiklete dönüştürerek bu sıkıntıyı çekenlere el uzatmayı başarmış. Felç, Parkinson veya farklı bir sıkıntıdan dolayı bacaklarını kullanmayan kişilerin, üst bacak bölgelerinden bir spinal refleksi harekete geçirmek için en ufak hareketi alıp pedal çevrilmesini olanaklı kılıyorlar. Sandalyenin hafif yaslanmış haldeki tasarımı bu refleksi geliştirmeye yardımcı oluyor. Bisikletin aksine el kumandasıyla ileri geri hareket etme özelliğindeki yaklaşık 2 bin euro’luk Japon mucizesi sağlıklı insanlar için ulaşım amaçlı bile kullanılabilir.

The Cogy Wheelchair

The PodRide

Velomobil, göze hiç çarpmasa da mükemmel bir kavramdır. Mochet Velocar adıyla ilk kez 1931’de üretilen bu araçlar, geleneksel otomobillere alternatif getirmeyi amaçlamıştı ama sonraki yıllarda pek ilerleme kaydedemediler. Şimdi İsveçli mucit Mikael Kjelman’nın ürettiği PodRide bu zarı tekrar atıyor. Tek kişilik koltuklu, sert hava koşullarına dayanıklı bir kumaşla kaplı, sileceklerle donatılmış ön camlı, dar ama karmaşık gövdeli ve istenirse römorklu haldeki PodRide mütevazı 250 watt’lık elektrik motoruyla saatte 23 kilometreyi görebiliyor. Bacaklarına güvenen bu hızı artırabilir. Tek şarjla 60 kilometre gidebilen bu 2800 dolarlık araç, küçük yerleşim yerleri, üniversite kampüsleri, lojmanlar ve tatil köyleri için kusursuz görünüyor. Bakalım velomobil bu kez kazanacak mı?