Mobilemenu
Profile

Ahmet Örken: Hayat Değiştiren İki Teker

İlk bisiklete bindiğin zamanı hatırlıyor musun? Ne hissettin?

Evet, ilk bisikletim şu motor şeklinde, önden pedallı, plastik olanlardandı. Çok heyecan duymuştum o ilk bisiklete bindiğim an, hala hatırlarım ancak bugünlere geleceğimi, bisikletin hayatımı bu denli değiştireceğini hiç düşünmezdim.

Profesyonel bisikletçiliğe nasıl geçiş yaptın? Küçük yaşlarda ailene yardımcı olabilmek için hem okuyor hem de dönercide çalışıyormuşsun. Nasıl keşfedildin?

Evet, daha doğrusu bisiklete başladıktan sonra ailevi sebeplerden dolayı çalışmam da gerekiyordu. Sömestr veya yaz tatili dönemlerinde bir dönercide servisçilik yapıyordum, bisikletle paket dağıtıyordum. O zamanlardan beni hayatımı bisikletle kazanıyorum diyebilirim yani…

Sence bisikletçi olmasaydın şimdi nasıl bir hayatın olurdu?

Okulda çok başarılı değildim açıkçası. Büyük ihtimalle bir zanaatle veya çiftçilikle uğraşıyor olurdum. Konya’nın Çumra ilçesinde yaşıyorduk. Bu spora başlamasaydım oradan çıkmak benim için çok zor olurdu herhalde.

Profesyonelliğe geçiş?

Bisiklet sporunu abimin bir arkadaşı bana önermişti. Fizik yapımın uygun olduğunu ve bu sporda başarılı olabileceğimi söylemişti. Ben de 2007 yılında bu spora başladım. Bir yıl sonra yarışlara katılmaya başladım ve o yıl katıldığım yarışlarda bunların birçoğu birincilik olmak üzere 12 madalya kazandım.

Kariyerinin ilk yıllarından beri elde ettiğin bu başarılarda bu spora yatkın olmanın da payı var mı?

Evet, yeteneğin de söz konusu olduğunu düşünüyorum açıkçası. İlk başarılarımı Konya’da kazandıktan sonra o podyum alışkanlığım devam etti. Bu başarılar Torku Şekerspor antrenörü Mehmet Şafakçı’nın da dikkatini çekmiş. 2009 yılında da o takıma transfer oldum. Böylelikle artık benim için bir kazanç anlamına da gelmiş oldu bu spor.

Profesyonel olacağına artık tamamen kendini inandırdığın kırılma noktası burası mıydı?

Evet, Torku Şekerspor’a transferimden sonra bu işi ileri seviyelerde yapabileceğimi düşündüm. Onlar da bisiklet sporuna en çok yatırım yapan takımlardan biriydi. Zaten transfer olduktan sonra da katıldığım birçok ulusal ve uluslararası yarışta birinciliklerle podyuma çıktım. Daha sonra Bisiklet Federasyonu ve Gençlik Spor Bakanlığı’nın ortak bir projesiyle 2010 yılında İsviçre’ye Dünya Bisiklet Birliği’nin bulunduğu yerde bir eğitim merkezinde bir yıl boyunca eğitim gördüm. Ülkemizde veledrom olmadığı için oraya gittim böylece çok genç yaşlarda iyi bir temel attığımızı düşünüyorum. Şu anki başarılarımda da o eğitimin büyük bir etkisi olduğunu düşünüyorum.

Sence bir sprinter için yarışta hangisi daha önemli: Güç mü zamanlama mı?

Bence zamanlama daha önemli. Ben sprinter olarak çok güçlü bir sporcu değilim ama güzel yer tutarak, zamanı iyi ayarlayarak çok yarış kazanmışımdır. Kendimi saf sprinter olarak görmüyorum, patlayıcı kuvvetim o kadar fazla değil fakat çok iyi yer tutabildiğim ve zamanı iyi ayarladığım için ön sıralarda yer alıyorum.

Marcel Kittel’ci misin Mark Cavendish’çi mi, yoksa başka bir sprinter mi?

Bana Peter Sagan daha uygun geliyor. Yokuş çıkabilme özelliği ön planda, onun yapısını kendime yakın buluyorum.  

Rio 2016 tecrübeni nasıl değerlendirirsin? Orada neler yaşadın?

Olimpiyatlara gitmek çok heyecan vericiydi. Ülkemizin bu spordaki seviyesini göz önüne alırsak oraya katılabilmek bile benim için çok büyük bir başarıydı. Önceliğim katıldığım yarışı tamamlayabilmekti. Bana en çok heyecan veren şey çocukluğumdan beri videolarını izlediğim isimlerle aynı pelotonda yer alabilmekti. Fabian Cancellara ile pelotonun en ön tarafında pedal basmak rüya gibiydi!

Birçok Avrupa ve Dünya şampiyonasına katıldım ancak Olimpiyatlar çok farklı bir dünya. Sporcuların hep bir arada olması ve birlikte hareket etmesi farklı bir pencereydi benim için.

İsrail takımı İsrail Bisiklet Akademisi’ne katılma ve oradan ayrılma sürecini nasıl değerlendiriyorsun? Giro’da yarışma şansını geri çevirdin bir anlamda…

Başarılarımdan dolayı beni bir süredir takip ediyorlarmış. O seviyede yarışacak olmak benim için büyük bir heyecandı. Çocukluğumdan beri hayalini kurduğum üç turun birinde hatta hepsinde yarışma fırsatı belirmişti önümde. Kampa ve antrenmanlara katıldığımda hiçbir problem yaşamadım fakat ailem çok tedirgin oluyordu. Bir süre onlarla durumu istişare ettik, ailem mutsuz olduğu zaman benim de başarılı olmamın imkansız olduğunu düşünerek ayrılık kararı aldım. Çocukluğumdan beri hayalini kurduğum şeyleri gerçekleştirmek için sayılı günüm kalmıştı, oradan geri dönmek gerçekten çok zordu ama bir tarafta da aile var tabii…

Bu tecrübenin kısa zamanda sana öğrettiği şeyler oldu mu?

Evet, takımda birçok başarılı sporcu vardı. Onlarla birlikte zaman geçirmek bana çok tecrübe kattı tabii ki. Aslında bizden farklı yaptıkları çok büyük şeyler yok ancak daha profesyoneller, detaylara çok önem veriyorlar.  

Peki, büyük turlara katılıp hayallerini gerçekleştirme konusunda şansını nasıl görüyorsun?

Ben hayallerimden vazgeçmedim. Bu şekilde olmadı ama ilerleyen zamanlarda farklı bir şekilde o yarışlarda yer almayı çok istiyorum. Hala şansım var diye düşünüyorum.

Sakarya Büyükşehir Belediyespor sana neler katıyor?

Sakarya Büyükşehir Belediyespor yeni bir oluşum ancak bisiklet sporuna ciddi manada büyük bir yatırımları var. Sakarya olarak bir bisiklet ili olmak istiyorlar. Şu an sayımız çok az ancak ilerleyen zamanlarda çok iyi bir takım olacağımızı düşünüyorum. Yöneticilerimiz bu konuya çok önem veriyor. Sakarya ilinde bir bisiklet adası oluşturma projeleri var ve bu konuda çok heyecanlılar. Sadece yol branşında da değiş MTB takımımız da birçok yarışa katılıyor. İleride bu takımla büyük işlere imza atacağımızı düşünüyorum.

Bu yıl hangi yarışmalar için hazırlanıyorsun?

Türkiye’de takvimde yer alan birçok uluslararası tur var. Tour of Antalya yeni bitti şimdi Akdeniz Turu başlayacak. Bu turlarda kendimizi olabildiğince geliştirip her yıl olduğu gibi en büyük hedefimiz olan Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nda podyumda yer almak için mücadele edeceğim.

Hayalindeki yarış büyük tur mu yoksa bahar klasiklerinden biri mi?

Klasikler de beni heyecanlandırıyor ama turlar benim için daha önemli diyebilirim. İnsanların turları daha çok izleme olanağı oluyor. Belli bir yaşa gelene kadar klasikleri çok fazla bilmiyordum. İnsanlar Fransa, İtalya turlarını daha çok bilirler. Bu yüzden onlarda yer almak benim için daha önemli olur diye düşünüyorum. Ayrıca 21 gün boyunca edindiğin tecrübeler de çok önemli. Busüreç içinde bir yerde kendime mutlaka şans bulabilirim diye düşünüyorum.

Türkiye’de altyapıyı nasıl değerlendiriyorsun? Gençlerin gelmeye devam etmesi için bir Pro Continental takıma ihtiyaç olduğunu belirtmiştin fakat bu konuda bir ilerleme yok henüz. Sence ileride olacak mı?

Evet, şu anda böyle bir takım kurulmadı. Kurulması halimde alttan gelen sporcuların bir hedefi olacak. En büyük eksiklerden biri zaten bu çünkü altyapılarda çok sağlam çalışmalar yapılıyor, çok iyi sporcular yetişiyor fakat takım bulamadıkları için birçok yetenekli genç bu sporu bırakmak durumunda kalıyor. Böyle bir takımın bu gibi eksikleri gidereceğini düşünüyorum. Şu anda konuyla ilgili çok ciddi çalışmalar yürütülüyor neresi olur şu an bilemem fakat yakın bir zamanda Pro-Continental bir takımın kurulacağını düşünüyorum. 

Bisikletçi olmayı hedefleyen gençler bu spora nasıl başlayabilirler?

Öncelikle bulundukları il veya ilçelerdeki takımlara başvurmaları, Gençlik Spor İl Müdürlüklerine başvurup bilgi almaları, oradaki antrenörlerle birlikte ortak çalışmalar yürüterek kendilerini geliştirmeleri gerek. 10-14 yaş arası bu spora başlamak için ideal ancak ne kadar erken başlarsan o kadar iyi birçok sporda olduğu gibi. Ayrıca yalnızca bisikletle değil farklı branşlarla da ilgilenirlerse onlar için daha faydalı olur diye düşünüyorum.  

Yakın ve uzak gelecekteki hedeflerin neler?

En büyük hedeflerimden biri Fransa Turu’nda yarışabilmek. Kısa vadede ise geçen sene ikinci olduğum Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nda bu sene zirvede olmayı hedefliyorum.

Kısa Kısa

Yorucu bir günden sonra beni en çok dinlendiren aktivite: Kesinlikle masaj.

Bisiklet dışında en çok sevdiğim spor: Araba yarışları.

Bisiklet sporu hariç beni en çok etkileyen sporcu: Stili ve duruşuyla Taha Akgül.

Aklımdan çıkarmadığım bir söz: Acılarını değil yüreğini dinle.