Mobilemenu
Profile

Akışına Bırak Kendini Bul: Melike Dede

Keyif almadığı fakat yapmak zorunda olduğu şeyleri bir kenara bırakıp sadece seyahat etmeye değil, hayatını değiştirmeye karar veren Melike Dede ile iş ve eğitim hayatının aksine yola çıkmayı, bisikletle seyahat etmeyi ve sıradaki planlarını konuştuk.

İsmin, okuduğun okulların, işin dışında kendini nasıl tanımlarsın?

Zaten son üç dört senedir kendimi hiç bu söylediklerinizle tanımladım mı hatırlamıyorum. Öğrenmeyi seven, genel olarak her şeyden heyecan duyan, sadece bana verilen şansı iyi değerlendirerek kimseye zarar vermeden hayattan olabildiğince keyif almaya çalışan biriyim.

Nasıl yola çıktığın hakkında blogunda uzunca bir açıklama var ama bize de bir özet geçebilir misin?

Hayatımın o döneminde ben sadece seyahat etmeye karar vermedim. Hayatımın bambaşka işler yapmak üzere olduğum bir zamanında, her şeyi boş vererek yüzümü bambaşka bir rotaya döndüm. O zamanlar sadece seyahat etmeye karar verdiğimi sanıyordum ama aslında hayatımı değiştirdiğimi yeni yeni görebiliyorum.

Gerçekten hayattan keyif almadığım, sırf yapmak zorunda olduğumu düşündüğüm için yaptığım şeylerin olduğu bir dönemden geçiyordum. Baktığımda etrafımdaki herkes yapmak istemediği şeyleri yapıyordu. Ben onlardan daha farklı ya da daha üstün değildim. Ben de kendi payıma düşeni kabul etmeliyim diye düşündüm. Çünkü siz de biliyorsunuz ki insanlar size bunu bir şekilde empoze ediyorlar. Farklı bir şey yapmak istediğinizde genelde aldığınız cevap “Millet aç aç, otur oturduğun yerde” oluyor.

Çalışma hayatıma iyi bir başlangıç yapmıştım. Yabancı müvekkillerle ve şirketlerle çalıştığım, Türkiye şartlarında kendimi en iyi şekilde geliştirebileceğim güzel bir işim vardı. Kariyerimde daha iyi yerlerde olabilmek için Almanya’da yüksek lisans yapmaya karar verdim ve birkaç okula başvuru yaptım. Kabul aldığım okulların dil sınavına girmek için uçak bileti bakarken bir an ne yaptığımın farkına vardım. Hayatımın kalan kısmı gözlerimin önünden geçti birkaç saniye içinde. “Ee peki sonra ne olacak?” diye sordum. Kolay olmadı ama birkaç gün süren “kara kara düşünme” faslının ardından nihayetinde kendime yapmak istediğim şeyin bu olmadığını itiraf etme cesaretini gösterdim. Peki ne yapmak istiyordum? O an seyahat etmekti bu sorunun cevabı. Ben de istediğim şey için hayatımı değiştirdim.

İlk seyahatinde bisikletin de sana eşlik etti. Ulaşım aracı olarak neden bisikleti tercih ettin?

İlk defa seyahat etmeye karar verdiğimde maddi açıdan beni zorlamayacak bir seyahat biçimi bulmam gerekiyordu çünkü bütçem her defasında uçak bileti alacak kadar fazla değildi. Sırt çantasıyla gezmek bana çok da güvenli gelmedi. Daha doğrusu, ihtiyaç duyduğumda dışarıdan birine ihtiyaç duymadan kendim de bir yerden bir yere kolaylıkla gidebileceğim bir imkan olsun istedim.

Araba, motosiklet bunlar zaten çok maliyetli olmaları sebebiyle ihtimal dahilinde değildi. Makul bir seçenek arayışındaydım ben de.

Seyahat etmeye karar verdikten sonra gezgin insanları evimde misafir etmeye de başlamıştım. Bu uzun süreçte çok kez fikir de değiştirdim. Bir gün bir kız geldi. Tayland’tan Türkiye’ye bisikletle gelmiş. Onun sayesinde bisikleti bir ihtimal olarak düşünmeye başladım. Yani aslında tamamen onun sayesinde oldu bile diyebilirim. Yoksa seyahat etmeye başlamadan önce aktif olarak bisiklet kullanmıyordum. O dönemlerde bisikletle seyahat eden çok fazla insan da yoktu. O yüzden bu kadar uzun soluklu bir seyahatte bir ulaşım aracı olarak değerlendirmemiştim bisikleti. Ta ki Tayland’tan gelen bu arkadaşa kadar.

İlk seyahatinin en zor anını bizimle paylaşabilir misin?

Şu an hiçbiri zor gelmese de yaşandığı anlarda zor olarak nitelendirebileceğim bazı şeyler oldu. Ama en zoru ve komiği sanırım İstanbul’dan Ankara’ya doğru giderken turun dördüncü gününde önüme çıkan bir tırmanıştı. Zaten kondisyonum olmadığı için hafif eğimler bile beni fazla yoruyordu. Bu yol %10 eğimli, son derece dik bir yoldu. 4-5 kilometrede 500 metre tırmanmıştım. Orada gerçekten “Bu hep böyle mi olacak ya?” diye düşünüp hayıflandığımı hatırlıyorum. Hatta yanımdaki arkadaşım benimle dalga geçmek için “Sen ne sanıyordun ki? İstanbul en tepede ve biz hep aşağıya ineceğiz diye mi düşünmüştün?” demişti. O yokuşu çıkmak benim ilk en büyük sınavımdı. Dört saatte çıkabilmiştim. Ama üç ay sonrasında aynı yokuşlar bana çok keyifli gelmeye başlamıştı.

Yola çıkmadan önce şunu çok dert ediyordum ama aslında o kadar da dert edilecek bir şey değilmiş dediğin bir şey var mı?

Aksine tam tersi çok fazla şey var. Şaka bir yana hiç öyle bir şey olmadı. Yola çıkmadan önce hiçbir şeyi çok fazla dert etmemiştim. Ama illa bir cevap vermem gerekirse sanırım para konusu derdim. Etrafımdaki birçok insan seyahat etmek için lotoyu kazanmak gerektiğini düşündükleri için para konusunda epey endişe yüklemişlerdi bana. Ben o endişeleri almamıştım ama kafamın bir yanında kalmış tabii. Tahmin ettiğimden çok daha az para harcadığımı fark edince rahatlamıştım.

Bisikletle dünya turu yapmanın püf noktalarını bizimle paylaşabilir misin? Tüm seyahatlerini bisikletle mi yapıyorsun?

Öncelikle bisikletle dünya turu diye çıktığım yolculuğum ne yazık ki babaannemin vefatı nedeniyle 11 ay sonra sonlandı. O yüzden planladığımın aksine bisikletle dünya turu yapamadım. Ama hayatında ilk defa bisiklet turu yapmış biri olarak deneyimlerimden yola çıkarak naçizane bir şeyler söyleyebilirim sanırım.

İyi bir bisiklet turunun başlıca püf noktası vücuda uygun, ihtiyaçlara cevap veren doğru bir tur bisikleti seçmek. Bu noktada gerçekten cömert olmakta fayda var. Zaten bisikletle seyahat etmeye karar veren biri bisiklet seçiminin ne kadar önemli olduğunu da bilir.

Onun yanında gerçekten en önemli şeylerin başında hafiflik, az eşya ve rahatlık geliyor. Mümkün olduğunca az eşyayla yola çıkmak gerek.

Bütün seyahatlerimi bisikletle yapmıyorum. Hayatımda sadece bir seyahatimi bisikletle yaptım. Zaten bütün seyahatlerimi bisikletle yapacağım diye bir iddiam da yoktu. O zaman onu istedim ve yaptım. Şu an bir T5 aldım ve onu karavana (daha doğrusu camper’a) dönüştürüyorum. Dönüşüm süreci sonlanınca evimi kapatıp aracıma yerleşmeyi ve aynı anda seyahat etmeyi planlıyorum.

Bisikletle yaptığın seyahatlerde çantalarının içlerinde neler bulunuyor? Yanından ayırmadığın ve ihtiyacın olan ekipmanlar neler?

Bisikletle seyahat ederken önde iki, arkada iki çanta bulunuyor. Bu çantaları mümkün olduğunca gerekli ve verimli şeylerle doldurmak çok önemli. Aslında çantaların içinde basitçe evimi taşıyorum diyebilirim. Yemek yapmak için mutfak araç gereçleri, kişisel temizlik malzemeleri, kıyafetler, bisiklet için bazı yedek parçalar ve tamir kitleri, genelde kamp yaptığım için çadır, uyku tulumu, mat gibi kamp malzemeleri ve elektronik eşyalar gibi şeyler oluyor.

Planladığın dünya turunda şimdiye kadar nerelere gittin ve sırada nereler var?

Bugüne kadar sayısal olarak çok fazla yer gezmedim. Romanya, İtalya, Sırbistan, Hindistan, Gürcistan, İran, Tayland ve Malezya’ya gittim henüz sadece. Sırada gitmek istediğim, merak ettiğim yüzlerce yer var. Umarım bunları da fırsatım oldukça göreceğim.

Ben gittiğim yerlere kısa geziler yapmaktan hoşlanmıyorum. Uzun süre kalıp belki biraz dil öğrenip, kültürü yakından tanıyarak gezmek daha çok ilgimi çekiyor. O yüzden kısa seyahat fırsatlarını pek değerlendirdiğimi söyleyemem. Bir yere gitmek istediğimde o yerde en az 2-3 ay kalabileceğim planlar yapmak istediğim için gelişigüzel seyahatlere çıkamıyorum. Ya da sadece Türkiye içinde çıkabiliyorum.

Özellikle Rusya, Asya’da görmediğim diğer ülkeler, Kuzey Avrupa en kısa zamanda ziyaret etmek istediğim yerlerin başında geliyor.

Ortada bir bütçen yokken bunu kendin yaratıp bir şekilde yola çıktın. Para planlamasıyla nasıl başa çıktın?

Bir gelirim olmasına rağmen ortada bir bütçem yoktu çünkü paramı nereye harcadığımı bilmiyordum. Kapitalist sistemin bizden tam olarak istediği şeyi layıkıyla yerine getiriyordum yani. Seyahat etmeye ilk karar verdiğimde bunun için bir bütçe yaratmam gerekiyordu. Kazandığım parayı nereye harcadığımı bularak başladım işe.

Neyse ki paramı saçma sapan şeylere harcadığımı fark etmem geç olmadı. Hemen ihtiyacım olmayan şeyler almayı bıraktım. Özellikle işyerinde iş aralarında otururken internetten alışveriş yapmaya son verdim. Dışarıda yemek yemeyi bıraktım. Sigarayı bıraktım. Bisikletle seyahat ederken artık kullanmayacağım dağcılık ekipmanlarımı sattım. Birkaç elektronik malzememi sattım. Ve nihayetinde elimde seyahatlerim için yeterli olabilecek bir bütçe toparlanmış oldu.

Ama bu bütçenin yanında acil durumlar için de bir bütçem olması gerekiyordu. Ailem de bana maddi anlamda destek oldu.

Seyahate çıkmadan önceki Melike ile gezgin Melike arasında ne gibi farklar oluştu. Yol sana neler öğretti, kattı?

Bu ayrımı seyahate çıkmadan önce ve seyahate çıktıktan sonra olarak yapmak ne kadar doğru olur bilemiyorum. Belki de bunu zorunda olduğuna inandırıldığın kabuğu kırıp dışarıya çıkmadan önce ve çıktıktan sonra olarak yapmak lazım.

Bir kere her şeyden önce, bir şeyi gerçekten istersem yapabileceğimi artık biliyorum. İstediğimi iddia ettiğim herhangi bir şeydeki bahaneler, “ama”lar hepsi benim zihnimin ürünü ve istersem her birini çözebilirim. Çözmeyip onların arkasına sığınmayı tercih ediyorsam da vardır bir sebebi deyip sabretmeyi öğrendim.

İkincisi paranın hayatlarımızda o kadar da kilit bir noktada yer almadığını biliyorum artık. En azından bireysel olarak. Birilerine bakmakla yükümlü olma durumundan bahsetmiyorum.

En önemlisi hemen hemen herkesin aynı ya da benzer değerlere inandığı ve bunların doğru olduğuna kesinlikle emin olduğu bir coğrafyadan çıkıp, başka yerlerde de en az burada olduğu kadar doğru olduğuna emin oldukları şeylere inanan insanlar olduğunu görmek paha biçilemezdi. Tüm bunları görmek küçük dünyanızdan ayrılmanızı sağlıyor ve her değere saygı duymayı, toleranslı olmayı öğreniyorsunuz. En azından benim için böyle oldu.

Instagram postlarının altındaki açıklamalardaki samimiyetin ve motive edici yazılarınla da dikkat çektiğini görüyoruz. Bu tarz yazılarına tepkiler nasıl oluyor?

Çok uzun yazdığımı söylüyorlar bazen. Ama genelde seviliyor. Ben bir uzman değilim, psikolog değilim, motive edici şeyler yazmak benim işim değil. Bunları yazıyor olmamın tek sebebi hepimizin aslında bir bütünün parçası olduğumuzu düşünmem. Biz kendimizi farkında olmadan diğerlerinden çok ayırıyoruz, kendimizi belki bazen farklı ve hatta üstün görüyoruz ama gerçekte hepimiz her gün aynı yollardan geçiyoruz. Bazı şeyler sadece bizim başımıza geliyor sanıp kendimizi yalnız hissediyoruz ama öyle değil. Bu tarz şeyler yazmamın sebebi de tam olarak bu. Yalnız değiliz. Aksine aynıyız.

Tek başına mı seyahat ediyorsun?

Bugüne kadar çok az tek başıma seyahat ettim. Eskiden tek başına seyahat etmenin çok sıkıcı olduğunu düşünürdüm ama yalnız seyahatlerimde hiç yalnız kalmadığımı fark edince bu fikrim değişti. Tecrübe sahibi oldukça da güvenlik konusundaki endişelerim azaldı.

Fakat yalnız seyahatlerim hep çok kısa süreli oldu. Bir tek Tayland’dayken 1 ay tek başıma kaldım ama o zaman da İngilizce öğretmeni olarak çalıştığım için şehir içinde geziyordum genelde. O yüzden o da tam olarak seyahat sayılmaz.

Aslında tam da şu sıralar tek başıma seyahat etmek istiyorum. En azından kısa süre de olsa tek başıma kalıp bir de onu deneyimlemek istiyorum.

Gittiğin yerlerden birinde yerleşik hayat yaşama imkanın olsa nereyi seçerdin?

Bu soruyu ben de bazen kendime soruyorum. Sanırım nem olmasa Tayland derdim ama nem çok!

Beslenme düzeni olarak da veganlığı tercih ettiğini görüyoruz. İnsanlara bu konu hakkında söylemek istediğin bir şeyler var mı?

Evet sekiz senelik vejetaryenliğin ardından nihayet veganım. Vegan olmamın sebebi aslında çok basit. Bana yapılmasını istemediğim bir şeyi başka bir canlıya yapamam. İhtiyaçlarımı alternatif şekillerde giderebilirken neden bir canlıya zarar vereyim ki? Üstelik daha sağlıklı olduğunu bildiğim bir beslenme yöntemi varken. Bu kabul edilemez bir şey benim için. Artık biliyoruz ki hayvansal gıdaları tüketmek birçok hastalığın temel sebebi olarak gösteriliyor, bitki temelli beslenmenin ölüm riskini azalttığı biliniyor, hayvancılık sektörünün iklim değişikliğinde en önemli rolü üstlendiği kanıtlanmış. Yani hayvansal beslenme sadece insana zarar vermekle kalmıyor aynı zamanda kaynakların tükenmesine de sebep oluyor. Bu söylediklerimin hepsi bilimsel araştırmalara dayanıyor.

Kısacası ben başka bir alternatifim varken, tüm ihtiyaçlarımı bitki temelli beslenme ile giderebiliyorken, bir hayvanın kürkünü giymeme gerek yokken hiçbir canlının sebebi olmamayı tercih ediyorum. Bunlara ek olarak da doğayı korumak için elimden geleni yapmış oluyorum.

Yakın zamanda bir doktor arkadaşımla birlikte bir Youtube kanalı kurduk. Orada veganlıkla ilgili merak edilenleri, proteini nereden alıyorsun, süt neden içmemeliyiz, et yemezsek ölür müyüz gibi temel soruları bilimsel araştırmaları da paylaşarak cevaplandırıyoruz. Merak edenleri Vegan Patates kanalına bekleriz.

Vegan Patates YouTube kanalı

Türkiye’de çok da popüler olmayan ama senin hayran olduğun, okuyucularımız da kaçırmasını istemediğin bir yer var mı?

Çok fazla yer var. Ama bunların birçoğu bakir yerler. Anlat deseniz anlatılmaz yani. Ben herkese oraları bulabilmek için “Aaa bu yol nereye gidiyor acaba” diye bol bol yoldan sapmalarını tavsiye ediyorum.

İlle bir yer söylemek gerekirse, bisiklet turumda kamp yapma fırsatı yakaladığım Ankara’daki Nallıhan Kuş Cenneti’ne bayılmıştım mesela. O zamana kadar öyle bir yerin varlığından haberim yoktu.

Gelecek planları yapıyor musun yoksa akışına bırakarak mı yaşıyorsun? Planların varsa neler?

Bazı şeyler geçiyor tabii aklımdan. Mesela karavanla gezmek istediğim rotalar var. Uzun süre kalmak istediğim ülkeler var. Hindistan’da yoga eğitimi almak; Tayland’ta masaj eğitimi almak gibi şeyler hayal ediyorum. Tamamlamak istediğim bazı başka eğitimler de var. Okumak istediğim bir sürü kitap var. Ama bunların hiçbirini planlamıyorum. Geleceğe dair tek planım akışı ve herkesin varoluşunu kabul ederek yaşayabilmek. Ve bunu yapabildiğim sürece istediğim ve arzuladığım her şeyi gerçekleştirebileceğimi biliyorum. Sadece ne zaman olacakları muamma.

Şu an bu yazıyı okuyan ve bir türlü bu tarz seyahatlere cesaret edememiş birine ne demek istersin?

“Eğer bugün hayatının son günü olsaydı, hala bugün yapacağın şeyi mi yapmak isterdin?” Steve Jobs her sabah uyandığında bu soruyu soruyormuş kendine. Bence bir insanın her sabah uyandığında kendisine sorabileceği en güzel sorulardan biri. Eğer bugün son gününüz olduğunu bilseydiniz gerçekten bugün yapacağınız şeyi mi yapmak isterdiniz? Sormayı ihmal etmeyin.

"Melke On The Road"un maceralarını merak edenler buraya tıklayarak websitesini ziyaret edebilirler.

Instagram'da Melke On The Road