Mobilemenu
Profile

Antarktika’da Yüzen Adamla Tanışın

Lewis Pugh biraz tuhaf bir mesleğe sahip. Ne iş yapıyor derseniz kendisi bir soğuk su yüzücüsü. Dünyanın dört bir yanını dolaşıp bulabildiği en soğuk sulara kendini bırakıyor.

47 yaşındaki İngiliz yüzücü bugüne kadar kutuplardan tutun Alaska’ya kadar birçok bölgede yüzmüş. Hatta iklim değişikliği konusunda farkındalık yaratmak için bir keresinde tüm Kuzey Kutbu boyunca tarama yapmış ve yine aynı amaçla yüzdüğü Everest Dağı’nın buz gölünde ölüm tehlikesi atlatmış.

İlk bakışta herkes onun genlerinde soğuğa yatkınlık olduğunu düşünse de Lewis, “İnsanların bende bir tür genetik avantaj olduğunu düşündüğünü biliyorum. Fakat emin olun hiçbir vücut böyle soğuklara yatkın olamaz. Bu saçmalık,” diye cevap veriyor.

Lewis bu kışın başlarında Antarktika’yı ziyaret etti ve Half Moon adasının yaklaşık -32 derecelik soğuk sularında 18 dakika boyunca yüzdü. Bu aslında büyük bir ekip eşliğinde yapılan bir denemeydi çünkü Lewis bu maceranın ardından Antarktika’da yüzmenin sırlarını anlatacaktı. Fakat bunu önce eylem olarak “bakın işte böyle” diye göstermek istemiş olacak ki konuşmasına bu 18 dakikalık yüzme seansından sonra başladı.

İlk olarak bu işin tehlikelerini anlatarak konuşmasına başlayan Lewis önemli olanın tehlikeyi önceden fark etmek olduğunu söylüyor. O yüzden suda geçirilecek vaktin önemine dikkat çekiyor. “Her vücut soğuk suya karşı farklı tepkiler verir. O yüzden bu işe kalkışmadan önce vücudunuzu tanıdığınızdan emin olmalısınız. Çok soğuk sularda bir yerden sonra vücudunuzun bazı kısımlarını hissetmemeye başlarsınız. Bunu hemen fark etmeli ve süresini anlamalısınız. Bu tip buzlu sularda hücreler yavaş yavaş donar ve parmaklarınız şişmeye başlar. Ve su içinde kaldıkça acı hissetmeye başlarsınız. Bu hipotermi başlangıcıdır. Ama tuhaf olan bu sürece verilen tepkidir. Hemen durumu fark edip sakin kalır ve sudan çıkarsanız problem olmaz. Ama çırpınır ve telaşa kapılırsanız sonuçları daha ağır olur. O yüzden vücudunuzun vereceği tepkileri önceden bilip sakin kalmak çok önemli.”

Lewis bu girişle biraz göz korkutsa da daha sonra açılıyor. Bu anlattıklarını “ciddi uyarılar” olarak tanımlayıp yine de bu işe soyunacaklara ilk tavsiyelerini veriyor: “Vücut ve zihin hazırlığı ilk kural. Ben kendime bir tür meditasyon hazırlıyorum mesela. Yüzmeden önce kendi başıma kalıp kabinimde zaman geçiriyorum. Nefes egzersizleri yapıyorum. Elbette bir doktorum da var: Lee Harrison. O, acıya karşı verilmesi gereken tepkiler konusunda uzman. Her denemeden önce onunla bir araya geliyoruz. O bana dikkatli olmam ve dikkatimi dağıtmam gereken anları işaret ediyor. Özellikle dikkat dağıtma bölümü önemli çünkü o anlarda strese neden olan tehditleri zihin gücüyle uzaklaştırıyorsunuz. Ve bu da suda kalma süresini uzatıyor.”

Peki, en temel soru? Lewis nasıl hayatta kalıyor? Süre hesaplansa da, vücudunu tanısa da bu soğukluktaki suyun insan vücuduna inanılmaz zararlı olduğunu herkes biliyor: İki türlü savaş var diyor Lewis, “fiziksel ve zihinsel.”

“Suyun içindeyken kafamda iyi kurt ve kötü kurt var. İyi kurt hayat kurtarır. Mesela beyniniz stres altındayken yanlış sinyaller alıp verir ve siz onu kontrol edemezseniz vücudunuz daha suya girmeden bile donabilir. Telaş, korku ve endişe. Bunlara hiç yer yok. Fiziksel olarak ise nefes alıp verme temposu çok önemli. Everest’te Khumbu Gölü’nde bir hata yapmıştım mesela. Nefes ritmimi kaybetmiş ve aniden telaşa kapılarak çırpınmıştım. Oysa bu bana beynimin oynadığı bir oyundu ve kısa sürede kaskatı kesildim. Kas fonksiyonlarıma yeniden kavuşmam uzun sürdü. Bunlar olabilir ve ben bu yüzden kimseye rahatlıkla “haydi buzlu suda yüzün diyemem.”

Başta belirttiğimiz “iklim değişikliği” meselesi Lewis için bir numaralı yüzme nedeni. Henüz bu denemeden bir hafta önce yine Antarktika’da suda birkaç saniye kalınca nefesi kesilen ve hemen tekneye alınan Lewis o anları hiç iyi hatırlamıyor. “Konuşmam kesik kesikti ve asla hareket etmemeliydim. Neyse ki ekibim tecrübeli ve beni battaniyeye sarıp hemen kıyıya çekip sıcak bir duş ile normale çevirdiler.”

Tüm bu tehlikelere rağmen Lewis vazgeçmeye hiç niyetli değil. “2020 çok kilit bir tarih çünkü 2020’de bildiğimiz anlamda Antarktika kalmayacak. Buzlar hızla eriyor ve bu dünyanın kaderini de belirleyecek. Buranın acilen koruma alanı ilan edilip tüm dünyanın gerekeni yapması lazım. Ben de buna dikkat çekmek için 2020’den önce elimden gelen her şeyi yapıp bu meseleye dikkat çekmeye çalışacağım.”

Epey desteklenesi bir ideal ile yola çıkan Lewis umarız başına kötü bir şey gelmeden istediğine ulaşır ve iklim değişikliğinin nasıl bir tehdit olduğunun fark edilmesini sağlar.

Lewis’i daha yakından tanımak isterseniz, bu linkteki  2009 TED konuşmasını tavsiye ederiz.