Mobilemenu
Profile

Bisikletçi Gelenek ve Ritüelleri

13 Numara Meselesi

Bilirsiniz birçok kültürde 13 sayısının uğursuzluk getirdiğine inanılır. Yarışlarda bu sayıyla yarışmak zorunda kalan ve uğursuzluğuna inanan bisikletçilerin bir kozları var: Sayıyı formaya ters yapıştırmak! Artık uğursuzluğu tersine çevirebiliyorlar mı, bilinmez. Ama en azından kafaları biraz daha rahat yarıştıkları kesin.

Sarı Mayo Laneti

Fransa Turu liderinin yarış sırasında giydiği sarı mayo, bisikletin ikonik sembollerinin başında gelir. Bu durum onun üzerinden batıl inançlar ve ritüeller geliştirilmesine de sebep oluyor. Örneğin Andy Schleck’in sarı mayo üzerindeyken zincirinin atmasını fırsat bilip atak yapan Alberto Contador’un finişe ıslıklanması… Sarı mayo sahibinin kaza geçirmesi üzerine formayı giyen bisikletçinin de pek hayırlı günler geçirmeyeceğine inanılır. Tıpkı iki yıl önce bu şekilde mayoyu alan Tony Martin’in, altıncı etapta kaza geçirip yarışı terk etmesi gibi…

Bayramlıklarla Yarışma!

Bisikletçilerin çoğu yeni kıyafet ve ekipman kullanmayı sevmezler, bunun kötü şans getireceğine inanırlar. Herhangi bir yarışçıya sorsanız yeni bir tayt giydiğinde ya da lastik seti kullandığında kendisine çarpan bisikletçileri anlatmaya başlar! Tabii bunun altında yeni bir ürünün fazla test edilmeden kullanılması yatıyor olabilir. Bu yüzden bisikletçiler yeni ekipmanları ve kıyafetleri yarıştan iki gün önce almayı ve bir gün boyunca test etmeyi tercih ederler.

Yarış Öncesi Kahve Keyfi

BMC takımının elemanlarından Marcus Burghardt yarış öncesi bir fincan kahve içmeye bayılır. Aslında kahve, bünyesindeki enerji kaynağı kafein yüzünden hemen her bisikletçinin favori içeceğidir ama Burghardt, bir keresinde işi abarttı ve kahvesini içmeye dalıp yarışın start’ını kaçırdı! O takım otobüsünde bacak bacak üstüne atıp kahvesini yudumlarken peloton yola koyulmuştu bile! Neyse ki sizlerin yakalamak zorunda olduğunuz bir start ve peloton yok. Kahvenizin tadını çıkarın.

Salata mı? Asla!

Bisiklet dünyasında salataların uyuşukluk yarattığına dair bir inanç vardır. Hatta geçmişte takımlar binicilerinin salata yemesine kesinlikle izin vermezdi. Üstelik özellikle marulda bulunan laktusin adlı bir madde sakinleştirici özelliğine sahip. Tabii ki bu asla bir sporcuyu durduracak kadar etkili olamaz ama bazı gelenekler değişmiyor işte.

Temizlik Delileri

Bisiklet dünyası ne kadar profesyonelleşse de bisikletçiler hala kendi geleneklerine, rutinlerine sahipler ve bunları kendileri yapmaya meraklılar. Örneğin Avustralyalı yarışçı Phil Anderson her yarış öncesi ve sonrası ayakkabılarıyla kıyafetlerini kendi yıkar ve kurutur. Hatta kurutma işleminin hızlanması için karavanında kurutma makinesini özellikle bulundurduğu bile anlatılır! Bunu yapmasının nedeni ertesi gün yarışa ıslak eşyalarla devam etmemeyi garanti altına almak. Biraz takıntılı mı? Evet. Ama yanlış bir şey yapmıyor. Zira uzmanlar her yarıştan sonra formaların, taytların yıkanmasını; ayakkabıların kurutulmasını ve bisikletin parçalarının temizlenip yağlanmasını öneriyor. Son bir not: Bir bisiklet kulübüne gittiğinizde kapının önünde içine gazete kağıdı doldurulmuş ayakkabılar görürseniz, kurutma işlemi tam gaz devam ediyor demektir! Bu, bisikletçilerin ayakkabılarını en hızlı şekilde kurutma yöntemidir.

Şerefinize Dostlar

Fransa Turu’nun son günü kutlamalara ayrılır. Bisikletçiler sohbet ederek, şakalaşarak, zaman zaman kavga ettikleri kameramanlara el sallayarak Paris’e doğru sürerler. İşler sadece son günün finiş etabını kazanma zamanı geldiğinde ciddileşir. Zaten o Champ-Elyesse etabını kazanmak da sprinterler için yine önemli bir ritüeldir. Ama son günün en keyifli anları tur şampiyonunun plastik kadehten şampanya içmesi vardır. Son şampiyon Chris Froome, bu geleneğe bir de takım arkadaşlarına şişe şişe bira taşıyarak ayrı bir hava kattı. Bunu şişeleri formasının cebine doldurarak yapması arkadaşlarının 20 gün boyunca kendisine yaptığı yardımlara da bir teşekkür biçimiydi. Afiyet olsun şampiyon!