Mobilemenu
Profile

Bisikletçilerin Duymaktan Nefret Ettiği 5 Cümle

Bisiklet yolundan git!

Türkiye’de bisikletçilerin en büyük sıkıntısı trafik içinde sürüş yapmak zorunda olmaları. Yetersiz, birbirine bağlanmayan, daha çok gezinti için tasarlanmış bisiklet yolları da bisikletçiler için ayrı bir dert. Şehrin 3-5 noktasında, asfalt yerine betondan yapıldığı için yavaş olan, birkaç kilometrelik, yürüyüş yolları ve yayalarla kesişen, çoğu zaman da mangalcı işgaline uğrayan bu yollarda sürmeyi sevmeyen bisikletçiler minibüsler, otobüsler ve otomobiller arasında spor yapmaya çalışıyor. Bisiklet yolunu bilen araç sürücüleriyse önlerinde veya yollarında bir bisikletçi görünce onu kollamak yerine bazen isteyerek bazen istemeyerek sıkıntı yaratıyor. Sürücünün, kendisini uyaran bisikletçiye söylediği tek şey belli: “Bisiklet yolu var o kadar, oradan gitsene!” Bunu duyan bisikletçinin aklında geçenleri biz buraya yazmayalım, siz boşlukları doldurun…

Bisiklet için bu para çok değil mi?

Bisikleti sadece çocukların bir eğlencesi olarak görenler iyi bir bisiklet gördüklerinde hemen fiyatını sorar. “Vitesli mi?”, “Lastikler dolma lastik mi?” gibi sorular bisikletçiyi güldürür. Eğer bisikletçiyi mutlu etmek istiyorsanız bisikletinin ağırlığını sorabilirsiniz. Gerçekten performans için pedal çeviriyorsa en fazla 9 kilogramlık bir canavarı vardır ki, tamamen karbon bir bisiklet kullanıyorsa bu rakam 6 kilograma bile düşebilir. Buna kafa yormuş bir bisikletçi yanıtı verirken oldukça gururludur, mutludur. Gelelim en “kıl” olunan soruya: “Bu bisiklet kaç para?” Gerçek sporcu; bisikletinin hafifliği, frenlerinin sağlamlığı, viteslerinin kalitesi için paraya kıymış olsa da bunu konu etmek istemez. Parayla övünmek gibi bir duyguyu taşıyormuş gibi görünmek istemeyen bisikletçinin bir de bu soruya verdiği yanıttan sonra “Alt tarafı bir bisiklet için bu kadar para harcanır mı?” diye bir ek soru gelince işte o zaman işin rengi değişir. Benzinin litresinin 5, sigaranın paketinin 9 lira olduğu bir ülkede emin olun bir bisiklet için 1500 dolar çok değildir.

Ama her gün de binilmez ki!

Bazıları insanların neden bisiklete bindiğini anlamaz. Onlara göre bu, geçici bir hevestir, geçmişe özlemdir, çocukluktur. Bu yüzden bir yakınları bisiklet sporuna gönül verip istikrarlı bir şekilde binmeye başladığında, işe ya da okula bisikletle gidip gelmeye karar verdiğinde, her yere bisikletiyle ulaşmaya çalıştıkça bunun aslında güzel olduğunu ama artık abartmaya başladığını söylemekten çekinmezler. “Her yere de, her zaman bisikletle gidilmez ama. Başına bir şey gelecek!” cümlesini yakınlarından duymak bisikletçi için hiç de keyifli değildir. Oysa her yere bisikletle giderek hareket edilmiş, trafik sıkışıklığına girilmemiş, karbon salınımına ortak olunmamış olunur. Üstelik sürekli binildikçe hem sportif hem de trafik anlamında ustalaşılır, kazalardan ve sakatlardan daha kolay kaçınılır. Ama gel de anlat!

Bisiklete binmek tamam da, şu taytı giyme bari…

Uzun süre pedal çevirecekseniz seleden kalkarken de seleye otururken olduğu gibi mutlu olmak istersiniz. Bu en temel insan hakkıdır! İşte bu yüzden AR-GE departmanları boş durmadılar ve pedli bisiklet taytlarını ürettiler. Ağ bölgesindeki dolgu malzemesi sayesinde bisikletçilerin sele üzerinde rahat hareket edebilmesi ve sürüş sonrası sıkıntı çekmemesini sağlayan bu taytlara nedense insanımızın bakışı malum! Alay edenler, yakıştıramayanlar, kızanlar, “Erkek adam tayt giymez” diye atarlananlar… Hatta bu bakışı açısını bir üst kademeye taşıyıp kask takanları küçümseyenleri, eldiven takanları “artizlikle” suçlayanları, kilitli ayakkabı kullananları abartıya kaçmakla eleştirenleri de bu kategoriye dahil etmek mümkün.

Bir gün bisiklete bindim, taa…

Bisiklet artık gündelik hayatınızda spor, ulaşım ve eğlence olarak yer kaplıyorsa bunu duyan yeni ve eski arkadaşlarınızın çoğu konuya ilgi gösterip sorular sorar, anılarını paylaşır. Kuşkusuz hepsi değerlidir ama şu “Bir gün Beşiktaş’tan başladık Rumelifeneri’ne kadar gittik. Oradan karşıya geçip Üsküdar’a kadar sürdük. Sonra kendimizi Tuzla’da bulduk…” diye başlayan ve bitmeyen o “fondo” anılarını dinlemek açıkçası bisikletçi için gerçekten işkencedir. Hayır, sürekli olmasa da arada sırada binen birisi anlatsa insan heveslenir, birlikte tura çıkılır ama ömrü hayatında bir kere böylesine bir tur yapan birinin, “Biz de bisikletçiyiz!” övünmesiyle anlattığı macerası pek çekici değildir…