Mobilemenu
Profile

Bisikletçilerin En Büyük 10 Korkusu

Mekanik arıza

Evden çıktınız, ısındınız, ardından “basmaya” başladınız. Pat! Lastik patladı, fren kablosu yerinden çıktı, vites teli attı… Bunlardan herhangi biri başınıza geldiği anda tadınız kaçar. Profesyonel bisikletçi de değilsiniz ki mekanikerler yetişsin! Bazı tamirleri de öğrenmeniz yararınıza. Yoksa kös kös eve dönmekten başka çare yok.

Korkunu Yen!: Sele altına soteleyebileceğiniz bir tamir kiti bulundurursanız turunuza en fazla biraz ara vermiş olursunuz. En azından yama, levye, yapıştırıcı, zımpara, küçük ama etkili bir pompa almadan çıkmayın.

Düşmek ve kaza

Kötü haber! Bisiklete biniyorsanız, bir gün mutlaka düşeceksiniz! Mesele bu düşüşten ne kadar etkileneceğiniz. Siz de yaralanabilirisiniz, bisikletiniz de… Köprücük kemiği kırığı kazalardan sonra en çok karşılaşılan ciddi yaralanmadır. Bisiklet içinse maşanın, hatta kadronun kırılması söz konusu. Gerçekten berbat!

Korkunu Yen!: İlk iş başta kask takmak olmak üzere, her türlü güvenlik önlemini alın. En çok kaza olan yerler virajlar ve inişlerde “çıldırmayıp” doğru çizgide ve hızda gitmeye özen gösterin.   Bisikletinizi ve kendinizi sigortalatmak kaçınılmaz kadere karşı yaraları sarmak için iyi bir fikir olabilir.

Köpekler

 

Köy, şehir, kasaba, tepe, sahil demeden her yerden, her an havlayarak fırlayan köpekler, bisikletçilerin en büyük korkularından biri. Ah o dişler yok mu? Kendine güvenen yokuş da olsa hemen pedallara asılıp “olay mahalinden” uzamaya bakar.

Korkunu Yen!: Aslında durursanız sakinleşir ama durmaya korkuyorsanız yanınızda biraz köpek bisküvisi bulundurun. Yiyorsa sizi koklayıp tanımasına da izin verin. Böylece bir dost daha kazanmış olursunuz…

Trafik

Yol bisikletiyle şehir içinde hareket ediyorsanız, yalnız değilsiniz demektir. Yüzlerce, hatta binlerce araç da aynı yolu kullanıyor. Yol sıkışıkken rahat bir sürüş imkanı bırakmazlar, açık trafikte de yaptıkları hızla yanınızdan geçtiklerinde canınızı tehlikeye atarlar…

Korkunu Yen!: Uykudan feragat edip sabahın kör karanlığında kalkıp “sıradan” insanlar işe ve okula giderken eve dönecek kadar sürmek iyi bir çözüm. Arabaya bisikleti atıp trafiğin en az olduğu şehir dışı parkurlarda binmek de mümkün.

Çıkamayacağı yokuşa denk gelmek

İyi bir bisikletçinin mottosu “Gitmek istediği her yere bisikletiyle gidebiliyor olmak” olmalı. Buna her türlü yokuş da dahil! Rotanız üzerinde bulunan bir dağ geçidine denk gelirseniz ve bir yerden sonra “Ölsem de gidemem” moduna geçtiyseniz geçmiş olsun! Ya elde bisiklet oflaya puflaya devam edeceksiniz ya da gerisin geriye döneceksiniz.

Korkunu Yen!: Yola çıkmadan önce iyi bir analiz yapın. Hem yoldaki yokuşları hem de bacaklarınızı bir yoklayın. Hiç çıkmadığınız bir irtifa farkı yaratan ve uzun bir yokuş varsa riske girip girmeyeceğinize günlük fiziksel durumunuzu analiz edip karar verin.

Grubu kaçırmak

Hep tek sürdünüz, sonrasında bisikletli arkadaşlar edinip onların “Gel bizimle sür” teklifini kabul ettiniz. Buluşma saati yaklaştıkça kalbiniz güm güm atıyor değil mi? “Ya benden çok hızlılarsa”, “Ya onları yakalamam için çok yavaş giderler ve bunu fark edersem”, “Ya beni beklemezler de basıp giderlerse” soruları korkunuzu körükleyecek.

Korkunu Yen!: Arkadaşlarınızın ve kendinizin istatistiklerini kontrol edin. Watt’ınız, yaptığınız kilometre, ortalama süratiniz gibi detayları iyi çözümlerseniz grupta neler yapabileceğinizi daha rahat öngörebilirsiniz.

Kaybolmak

Telefonunuz ya da bilgisayarınızla güzel bir rota çizdiniz ama iş sürüşe geldiğinde bir anda kendinizi Hansel ve Gratel gibi kaybolmuş buldunuz. “İleriye mi gitmeli, geri mi?”, “Sağa mı dönmeliydi, sola mı?” soruları eşliğinde körü körüne yol almak gerçekten rahatsızlık verici. Özellikle kimsenin olmadığı kırsal bir arazide ya da orman yolundaysanız. Şu karşıdan gelen Hannibal Lecter değil mi?

Korkunu Yen!: Çevreyi bilen birisiyle turlamak en iyisi. Tek başınaysanız yola çıkmadan önce rotayı hatmedin, GPS bağlantınızın sağlamlığından emin olun, harita okumayı da bir zahmet öğrenin.

Bonklamak

Düz yolda tempo yaptınız, bastınız; yokuşlara denk geldiniz, pedallara alabildiğine asıldınız. Ve sonuç! Dan! Duvara tosladınız. Tüm bunları yaparken enerji verici bir şeyleri ağzınıza atmayı unuttunuz ve öylece kala kaldınız. Haydi bir şekilde geri döneceksiniz elbette ama turun orta yerinde kalakaldığınız gerçeğiyle yüzleşmeniz çok keyifsiz olacak. Ders olsun!

Korkunu Yen!: Fiziksel sınırlarınızı bilip kendinizi tüketmeyecek bir tempo tutturun. Nabız ölçerlerle maksimum nabızda gitmeniz gerekenden fazlasında gitmemeyi garantileyin. Bir de çiğ kuruyemişlerden bir kokteyl yapıp, her saatte bir avuç ağzınıza atın. Yorulsanız da bonklamaz, yola devam edebilirsiniz.

Şarj meselesi

Eh devir Strava, Garmin devri. İşi ciddiye alan hemen her bisikletçi akıllı telefonlarıyla ve özel ölçüm aletleriyle performanslarını ölçüyor ve internet üzerinden paylaşıyor. Bir Strava KOM’u almak için sağlam bir yokuşa girip kanınızın son damlasına kadar pedal basıp nefes nefese zirveye ulaştığınızı ve sonrasında aslında telefonunuzun şarjının çoktan bittiği için bu epik çabanın hiçbir şekilde kaydedilmediğini düşünün. Gerçek bir kabus değil mi? 

Korkunu Yen!: Bir zahmet yola çıkmadan önce cihazınızı güzelce şarj edin. Ayrıca bataryanızın ömrünün sonlarına yaklaşıp yaklaşmadığını da öğrenmelisiniz. Malum, eskiyen bataryaların şarjı doluyken bir anda bitiverir. Diğer taraftan iki cihazla birden ölçüm yapmak da bu devirde züppelik sayılmıyor!

Asfaltın bitip taşlı, topraklı yolun başlaması

Google Maps’ten, Strava’dan ya da farklı bir uygulamadan kendinize güzel bir rota çizdiniz, yola döküldünüz. Her şey çok güzel giderken ve evden en uzak noktaya varmışken sürpriiiiiz! Asfalt bitti ve taşlı topraklı bir yol karşınıza çıktı. Altınızdaki bir MTB ya da hiç olmadı hibrit bir bisikletse şansınız var ama yol bisikletinin incecik lastiklerine güvenmek zorundaysanız zorlu dakikalar sizi bekliyor demektir.

Korkunu Yen!: Haritalardaki kesik kesik çizgiler yolun asfalt olmadığını ortaya koyar. Ama bazen uygulamalarda da bu durum atlanıp, yanlış bilgi veriliyor. Böylesi turlara çıkacağınız zaman bilenlere danışmakta fayda var. Bir de tamir kitinizi evde bırakmayın. Bunu söylemiştik!