Mobilemenu
Profile

Bisikletçiyi Sinir Eden 7 Tip

“Bırak şu bisikleti de bir araba al kendine”ciler

İnsanların çoğu bisiklete binmeyi çocuklukta öğrenir. Yine insanların çoğu, bisiklete sadece çocuklukta binilir zanneder! Yolda antrenman yapan bisikletlileri gördüklerinde saygı duyan, “Aslında çok iyi spor” diyerek bu düşüncelerini dile getiren bu arkadaşlar, yakınları arasında bisiklete binen birisi olduğunda nedense genelde taraf değiştirir. “Bindiğin yeter, artık kendine bir araba al!” diyerek de sinirleri oynatırlar. Hayır, belki de adamın bindiği bisikletin ederi, lafı edenin arabasından fazla!

“Bu trafikte bisiklet mi olur”cular

Karayolları kurallarında trafik “Araçlar ve yayaların seyrinin düzenlenmesi” şeklinde tanımlansa da sürücülerin bir kısmı bu tanımın sadece motorlu araçları kapsadığını düşünür. Bu yüzden en sağ şeritte gitse bile bisiklete katlanamıyor. Bisikletliyi görmezden gelenler veya sıkıştıranlar, gelen bisikletin hızını iyi hesaplayamayıp kazaya riski yaratanlar, sıkışıklıkta aralardan kaçabilen bisikletliye sinir olanlar yeri geldi mi bu cümleyi kullanır. Oysa kural kitabı “Bisikletler bisiklet yolundan gider. Bisiklet yolu yoksa en sağda seyreder” diyerek olayı çoktan bitirmiş halde!

“Bisiklete kışın binilmez”ciler

Bisiklet erbabının en büyük sorunu kuşkusuz trafikteki var olma savaşı. Özellikle büyükşehir merkezlerinde yaşayanlar güvenli gördükleri yollara gitmek için bile olsa trafiğe girmek zorunda kalır. Vızır vızır işleyen trafikte bisiklet kullanmak pek keyifli olmasa da tamamen yayalara ayrılmış kaldırımlarda sürmeyi güvenli bulmak, hiç olmasa bile yayalara ayıptır. Üstelik kaldırımlar, yayalar haricinde görme engelli işaretleri, direkler, duraklar, tabelalar, ağaçlar nedeniyle emin olun karayollarından çok daha tehlikelidir. Ama bu anlayış, en büyük tehlike, bisikletlilerin yolunun kaldırım olduğunu düşüncesinin yaygınlaşmasıyla yaratıyor.

 “Bu kaç para”cılar

Bisiklete binerken arada sırada mola verdiğinizde “sokaktaki vatandaş”la temas kurarsınız. Selam verir alırsınız ve o malum soru gelir: “Bu kaç para?” Kendisi asla bisiklet almayacak, bisiklete binmeyecek ama bir şekilde bu soruyu sormadan edemezler. Pahalı bir bisikletiniz varsa (sıradan bir yol bisikleti, sıradan bir vatandaşa hep pahalı gelir!) söylemeye çekinirsiniz. O kadar parayı bir bisiklete verdiğinize akıl sır erdiremezler ve sözleriyle olmasa bile mimikleriyle bunu size yansıtırlar. Verdiğiniz paraya mı yanarsınız, yoksa şımarık bir züppe gibi göründüğünüze mi bilemezsiniz.

“Abi bunun üst modeli çıkmış”cılar

Her zaman hevesinizi kursağınızda bırakırlar. Bisikletiniz her zaman onların gözünde eskidir, eksiktir. Fren takımınızın çokta 10 bin kat üst modeli çıkmıştır. Vites grubunuzu hâlâ çöpe atmamış olmanıza hayret ederler. Jant setiniz, powermetreniz, kaskınız, ayakkabınız, zinciriniz kısacası bisiklete dair neyiniz varsa hepsi sil baştan yenilenmelidir. Daha iyisi, daha üstünü, daha yenisi, daha modasını takip etmekten aslında bisiklete bile binemezler ama sizin de sürüş keyfinize limon sıkarlar!