Mobilemenu
Profile

Bisiklete Binmek İstemeyenleri İkna Edecek 5 Cümle

Oturduğun yerden spor yapacaksın!

Sürekli fazla kilolarından şikayet eden ya da kendine göre bir spor bulamayan bir arkadaşınız mı var? Hem size de bir yol arkadaşı lazım! Ona gidip aynen şöyle deyin: “Oturduğun yerden spor yapacaksın!” Bisiklete binmek koşmak, yüzmek, trekking yapmak gibi sporlara göre çok daha basittir. Tamam, yokuşları tırmanmak ya da pedallara 350 watt’la basmak kolay değil ama emin olun “tazeniz” bu gerçekleri kavradığında çoktan bir bisikletçi olma yolunda ilerlemiş olacak. İlk günlerde onu ürkütmemek adına bisiklet yollarını kullanın, düz etaplar planlayın, birkaç hafta sonra çok keyif alacağı uzun bir tura götürün. Oturduğu yerden yapacağı bu sporu çok sevecektir!

Bütün yükü zaten bisiklet taşıyor

"Bisiklete binmenin en iyi tarafı…" diye başlayan cümlenize “bütün yükü bisikletin kendisinin taşıması” diye tamamlarsanız bu çekingen ya da kararsız arkadaşınızı cesaretlendirebilirsiniz. Belki o yükü taşıyan aslında pedalları çeviren, aynakolu döndüren, kilometreleri eriten onun bacakları olacak ama işin bir de şu boyutu var: Uzmanlar bisiklete binerken üzerinizde bir şey taşımamanızı, her şeyi bisikletinize entegre ederseniz daha rahat spor yapabileceğiniz söylüyor. Suluklar için suluk kafesleri; para, kimlik, tamir seti için sele altı çantaları boşuna icat edilmedi ya! İşte, arkadaşınız önermeniz karşısında kararsız kalırsa bu şekilde devam eder onu ikna edersiniz.

Her çıkışın bir de inişi vardır

Bisikletle yokuş çıkmak bir yandan sanatken bir yandan da zanaat, hatta doğrudan söyleyelim amelelik olarak görülebilir! Ama gerçek şu ki herkesin yapamadığını yapmak adına bisikletle yokuş çıkmak gerçekten yapılabilecek en kolay iş. Yeni bir Mona Lisa üretebiliyorsanız o başka! Arkadaşınızı “Her çıkışın bir inişi vardır” mottosuyla kandırsanız da onu hemen Kartepe’ye götürmemelisiniz. Önce yaşadığı yerdeki ufak yokuşları denetin, inişin keyfini almasını sağlayın. Bisikletle yokuş çıkabilmenin elitliğini, bu sayede istediği her yere bisikletiyle gidebileceğini, elde bisikletle yürüyenleri görünce koltuklarının kabaracağını iyice anlatın. İnişte efil efil esen rüzgar, dinlenen bacaklar kalanını halledecektir!

Bir kere bin, gerisi gelecek

Arkadaşınıza söyleyeceğiniz bu cümle aslında iki anlam içeriyor. Şöyle ki bisikleti spor ve ulaşım aracı olarak kullanmaya başlayan birisi için geçmiş olsun! Bir kere gündelik hayatınıza bisikleti sokarsanız, bir daha onu oradan çıkartamazsınız. Ama bunun bir başka anlamı daha var ve siz bunu arkadaşınıza söylemeyeceksiniz! Onu bir şekilde bisikletle küçük bir sürüş yapmaya ikna edin. Örneğin sadece 10 kilometre kadar gidin. Çok mu yoruldu, sıkıldı mı, sele poposunu mu acıttı? Bunlar artık sizin değil, onun derdi. Çünkü eve dönmek istiyorsa bir şekilde gerisin geri gitmek zorunda. Merak etmeyin bisikleti olduğu yere bırakacak ya da taksinin birine sıkıştırmaya çalışacak hali yok. Zaten yeryüzünde hiçbir taksici koca bisikleti almak istemez. Böylece ister istemez 20 kilometrelik bir turun tadına bakmış olacak. Beğenmezse ne ala!

Çok güzel kızlar/yakışıklı erkekler artık bisiklete biniyor

Son dönemde hem dünyada hem de Türkiye’de bisiklet sporunun popülerliği arttı. Avrupalılar 100 yıldan fazla zamandır bu spora körkütük aşıklar; futbol yokken bisiklet vardı! Geçmişte de şampiyonlar çıkartan Kolombiyalılar artık dev bir tırmanışçı ordusuna sahip! Amerikan futbolu, beysbol, NBA, hokey gibi aşkları olan Amerikalılar bile Lance Armstrong’un yamuğuna rağmen bisikleti seviyor. Sokaklara gelince fit olmak isteyen, bunu kapalı salonlarda tepinerek yapmak istemeyen birçok insan bisiklet kullanıyor. Özellikle deniz kenarındaki bisiklet yolları tanışma, piyasa yapma ve randevulaşma noktaları olmaya bile başladı! Eh, bunu da çıtlatırsanız arkadaşınız kesin bir sonraki akşam üstü günbatımı için bisikletine atlayacaktır!