Mobilemenu
Profile

Bisikletin En Kişisel Hali: Soulrider Frameworks

Yasin Bingöl, bisiklet tutkunu bir metalürji, malzeme ve kaynak mühendisi. Yarattığı Soulrider markasıyla işini ve tutkusunu bir araya getirerek hayalinizdeki bisiklete sahip olmanız için bir adres. Bingöl ile Üsküdar’daki atölyesinde buluşarak bu özel bisikletlerin nasıl doğduğunu konuştuk…

Öncelikle bisiklete olan tutkun nasıl başladı?

Bu ortaokul yıllarımdan beri gelen bir tutku, o zamanlar bile uzun mesafelerde bisiklete binmeyi severdim. O kilometreler şimdi kısa gelebilecek olsa bile bir çocuk için uzundu. Hem benim bisiklete binmem gelişti hem de Türkiye’deki bisiklet kültürü arttı. Paralel ilerledi.

Şu an profesyonel olarak sürmeye devam ediyor musun?

Aslında ben hiçbir zaman profesyonel olmadım. Eskisi kadar sık devam etmesem de haftada 4-5 kere uzun turlar yapıyorum.  Mesela bu sabah sürdüm!

Bu tutkun “El yapımı bisiklet yapayım” fikrine nasıl dönüştü?

Bisikletle ilgilenirken üniversite yıllarında buna yönelik bir şey yapmak istedim. Hem lisans hem de yüksek lisans tezim bu doğrultudaydı. Yüksek lisansta karbonfiber bisiklet yapmıştım. O da o zaman için Türkiye’de tekti. Daha sonra normal bir iş hayatım oldu. Kaynak mühendisliği yapıyordum ancak işimden sıkıldım. Hem kendi çabamla bir şeyler yapayım hem de sevdiğim bir şey olsun diye başladım. Çelik bisikletlere karşı da dünyada yoğun bir ilgi oluştu, eski malzemeye dönüş vardı. Hali hazırda hobi işleri için tuttuğum bir atölyem vardı. Orada yapmaya başladım. İnsanlardan ilgi gelince işe dönüşmeye başladı ve diğer işimi tamamen bıraktım.

İlk bisikletini kime yaptın?

Kendime yaptım tabii ki! Uzun süre test ettim. Baktım iyi, fena değil (gülüyor)… Sonra yakın arkadaşlarıma yapmaya başladım. Ama öyle “Hadi ben bir bisiklet yapayım” diye başlamamıştım. Bunun öncesinde iki yıllık bir araştırma süreci var. Kitaplar okudum, internetten araştırmalar yaptım, zaten mesleğim kaynak mühendisliği. Yüksek lisansta da bisikletin dinamikleri, geometrik özellikleri konusunda çalışmıştım. Yani bir birikimim vardı. Yapınca da baktım oluyor, devam ettim.

Yaptığın bisikleti sürmek nasıl bir his?

O inanılmaz bir şey zaten. Ben eski atölyemde statik gemi modelleri yapıyordum. 1 yıl süren uzun projelerdi. Onda da çok emek veriyorsunuz ama statik bir şey. Öyle duruyor, bakıyorsunuz sadece. Ama bisiklette emek veriyorsunuz ve harekete geçiyor, dinamik bir şey. Yolda giderken de kendi yaptığım bisikletlerden görmek beni inanılmaz mutlu ediyor.

Sipariş anından itibaren bir bisikletin yapım sürecini anlatır mısın?

Öncelikle müşteri benimle iletişime geçiyor ve nasıl bir bisiklet istediğini konuşuyoruz öncelikle. Yol bisikleti mi, tur bisikleti mi, dağ bisikleti mi, nasıl kullanacak gibi ayrıntıları paylaşıyorlar. Bunları belirledikten sonra ölçülendirme kısmı var. Bunu burada atölyemde de yapabiliyoruz veya dışarıda profesyonel bir şekilde bike fit yaptırıp ölçüsülerini de getirtebiliyorlar. O ölçüleri alıp ona uygun bir geometri çıkartıyorum. Sipariş verdikten sonra minimum 2 ay bekleme süresi oluyor, o 2 ay içerisinde müşteriyle bütün bilgileri tamamlıyoruz. Geometri ortaya çıkıyor, boya, grafik, bisikletin kendi görünüşü gibi görsel detaylar üzerinde çalışıyoruz. Bunu tamamladıktan sonra imalata başlıyoruz, imalat da bisikletin yapım zorluğuna göre değişiyor. Başlanıp bitirilişi en az 15-20 gün sürüyor.

Ve sonunda müşteri dünyada tek olan özel bir bisiklete sahip oluyor…

Aslında süreç müşteriyi çok tatmin edecek şekilde işliyor. 1-2 ay boyunca bununla ilgilenip, üzerinde kendi fikirleri olan bir bisiklet ortaya çıkıyor. Bisikleti aldığı zaman gerçekten çok hoşuna gidiyor. Bunu dışarıda yakalayamıyorsunuz. Paranız var, çok güzel bir bisiklet aldınız diyelim, ertesi gün yanınızdan aynı bisiklet geçince hiçbir özelliği kalmıyor. 

Bir kaynak mühendisi olarak, tasarım tarafını nasıl geliştirdin?

Önceden resme ve tasarıma ilgim vardı, biraz onun katkısı olabilir. Yaptıkça gelişen bir şey bu, başka bisikletçileri inceliyorum, yeni trend’ler neler, eskiden ne durumdaydı gibi. Boyamanın teknik kısmı da var. Bu uzun bir süreç ve ben hala öğreniyorum.  Bisikletin her şeyine dokunayım, tamamen benim elimden çıksın istiyorum.

Mevcut bisikletlerin tasarımlarını da yeniliyor musun?

Evet, boyama işlemi de yapıyorum. Mevcut bisikletini getirenler belki renginden sıkılmış, belki bisikletler hasarlanmış oluyor, onlar için de tekrar boyama hizmeti veriyorum.

En çok ne tür bisikletler isteniyor?

Türkiye’de şu an yol ve “bike packing” tarzı bisikletler isteniyor genelde. Transcontinental Race ile birlikte bisikletin arkasında, sele altı ve gövde çantalarıyla hızlı turculuk başladı.

Komple bisikletlerde kadro haricindeki ekipmanları nereden temin ediyorsun?

Genelde ya yurt dışı ya da buradaki distribütörlerden temin ediyorum. Komple bisiklet istenildiği zaman farklı farklı seçenekler sunuyorum. Müşteri kendi bütçesine göre farklı fiyat aralıklarından seçiyor. Komple bisikletlerde ekipmanlara çok kar koymadığım için, oldukça uyguna geliyor.

Ürettiğin bisikletlerin fiyat aralığı nedir? Diğer markalarla kıyaslayabilir misin?

Standart fabrikasyonlarla karşılaştırmak çok doğru olmuyor ama özel üretim bisikletler içerisinde fiyatların çok uygun olduğunu söyleyebilirim. Mesela gövdeler şu anda 4 bin -4 bin 500 TL’den başlıyor. Bunun içerisinde maşa, gövde ve furş yatağı dahil.

Bir de forma, tişört, şapka gibi giyim tarafında da ürünlerin çıkmaya başladı. Soulrider bir markaya mı dönüşüyor?

Evet aslında. Bisikletçi bir arkadaşım var: Volkan Akmeşe, çizimlerini o yapıyor. Çevreden de “Bisikletle alakalı tişörtler yok” gibi bir isyan vardı. Sonuçta taytlı gezemiyoruz, bisikletçi olduğumuzu nasıl göstereceğiz! Ona yönelik bir şeyler yaptık.

Peki Soulrider ismi nerden çıktı?

Soulrider aslında sörfçülerin bir tabiri. Genelde çok yarışmacı olmayan ama en büyük dalganın peşinde sörfçüler var. Müsabakalara girse bile çok umursamayan, sörfün verdiği hissi yakalamak için sörf yapan insanların bir tabiri bu ama bence bisiklete de çok uygun. Her ne kadar yarışlarda takım yarışsa da bisiklet bireysel bir spor. Bisiklet sadece bir yarış değil. Aynı bisikletle yarışabilirsin de, işe de gidip gelebilirsin, kafanı dağıtmak için çıkıp sahilde de turlayabilirsin. Çok fazla şey barındırıyor, o yüzden sörfçülerin kafasına yakın buluyorum. Ama tabii ki herkes öyle değil, bazıları da bisiklet yerine rekabeti seviyor. Önemli olan sürmek, buradan çıkan bisikletler eskisin istiyorum. O kadar binsinler ki boyası falan kalksın!

Yaptığın bisikletlerin ömrü var mı?

Ben çelik ve titanyum kullanıyorum. Eğer bisiklete iyi bakarsanız ve kaza geçirmezseniz çok uzun ömürlü, sizden sonrasına bile kalabilirler. Tabii üzerindeki boya aşınabilir, ama onlar da yenilenebiliyor. Özel bisikletlerin bir avantajı da boyası aşındığında veya renginden sıkıldığınızda gelip başka bir renge boyatabilirsiniz, böylece yepyeni bir bisiklete dönüşür.

Hiç yurt dışından sipariş aldın mı? Sana nasıl ulaşıyorlar?

Şu an iki Amerika’da, bir Londra’da, bir Bristol’da, bir İrlanda’da var. Londra’da yaşayan bir Türk’e bisiklet yapmıştım. O bisikleti alıp Mallorca’ya gitti. Global Cycling Network diye harika bisiklet videoları yapan bir YouTube kanalı var. Onlar çekimdeyken selam vermek için durmuşlar. Bisikleti beğenmişler, markayı da bilmedikleri için ilginç gelmiş. Bisikleti kaldırıp fotoğrafını çekmişler. Daha sonra kameramanları benimle iletişime geçip çok beğendiğini söyledi. Bir tane ona yaptım mesela. Bu benim çok hoşuma gitti çünkü Bristol, İngiltere’de özel yapım bisiklet işinin merkezi gibi bir konumda. Yani, o kadar bisikletçi varken benimle iletişime geçip benden alması çok güzel bir şeydi.

İnsanlar bisiklet alırken en çok ne gibi yanlışlara düşüyor?

Mesela hiç ihtiyacı olmadığı halde çok yüksek özelliklerde bisikletler alıyorlar. Biraz marka takıntısı oluyor, bir markanın çok uygun fiyatlı bir bisikleti varken, başka markanın daha düşük özelliklerde belki de hiç işine yaramayacak bir modeli almak istiyor. Bisiklet satan bayilerin bisikletin geometrisi, duruşu gibi faktörlerin sürüşü nasıl etkilediği konusunda bilgileri yok ve insanlara bunu yansıtamıyorlar. İnsanlar sadece rengine, fiyatına ve özelliklerine bakarak bisiklet alıyorlar. O bisiklet yolda nasıl gidiyor bilmiyorlar. Kendi boyuna uygun bisiklet almayanlar da çok oluyor. Doğru satış yapılmıyor çünkü bayinin elinde bir beden bisiklet oluyor, onu satıyor.

Yapım sürecinde seni en çok ne zorluyor?

Aslında en çok boya kısmı zorluyor çünkü çoğu insanın hiçbir fikri yok. Mesela renk kartelaları var, onlardan seçmelerini istiyorum, o zaman kafaları daha da çok karışıyor. Bunu engellemek için ilgi alanlarını ve sevdiği şeyleri soruyorum. Mesela dağcı olan birine dağ figürleri, kürek geçmişi varsa kürek detayları gibi. Bana bisikletim siyah olsun diye gelip, buradan yaldızlı rengarenk renklerle çıkanlar oldu.

İleride atölyen için hayallerin neler, yurt dışına açılmak istiyor musun?

Tabii ki yurt dışına açılmak istiyorum. Bunu biraz zaman gösterecek. Bu atölyeye de daha yeni yerleştim. Daha önce yine Üsküdar’daydım ama daha ufak bir atölyeydi. Bundan sonraki adımda yanıma birisini almam gerekecek. Daha sonra hazır üretim kadrolar çıkartabilirim, oradan müşteri gelip bedenini seçip alabilecek.  Şu sıra özel üretimlerden buna vakit bulamıyorum. İleride daha değişik projeler gelecek gibi, karbonfibere de yoğunlaşabilirim.

İlgilenenler sana nereden ulaşabilir?

soulriderframeworks@gmail.com mail adresinden ya da Instagram’da @soulrider_frameworks hesabından mesaj atabilirler.