Mobilemenu
Profile

Bisikletini Seven Türk Kökenli İngiliz Bakan

Ufak bir araştırma yapsak ve dünyada bisiklet tutkunları için yaşanacak en ideal ülkeleri sıralasak listenin en başlarına, hatta belki de zirvesine İngiltere’nin adını yazardık.

Aslında İngiltere’nin bisiklet konusunda uzun ve gurur duyacağı bir tarihi var; ama bir adam var ki hem bu ülkenin bisiklete olan sevgisini gösteriyor hem de politikacı olmasına rağmen bir bisiklet severin nasıl hayatını sürdürebileceğine dair ilham kaynağı oluyor.

Bugünlerde İngiltere’nin dışişleri bakanlığı görevini yürüten Boris Johnson’ın bisiklet sevgisinin ayyuka çıkması Londra Belediye Başkanı olduğu döneme kadar dayanıyor. Johnson, Londra’da bir bisiklet yolu yapımı için tam 540 milyon poundluk bir bütçe ayırınca hem ülkesinde hem de dünyada manşetlere çıkmıştı.

Hem belediye başkanı hem de dışişleri bakanıyken zorunlu olmadıkça makam aracını kullanmayan, her sabah işine kaskını takıp bisikletiyle giden bu Türk kökenli politikacı ülkemizde de hem Osmanlı’ya uzanan geçmişi hem de bisiklet sevgisi nedeniyle epey popüler olmuştu.

Her sabah Vauxhall Köprüsü üzerinden geçen ve ne belediye başkanlığı ne de bakanlığı döneminde küçük evini değiştirmeyen Johnson’a bazen vatandaşlar da eşlik ediyor ve onu görev yerine kadar bisiklet ile bırakabiliyorlar. Bu sayede birçok dostlar edindiğini de söyleyen bakan en çok ise onun dışişleri bakanı olduğunu bilmeyen insanlarla bisiklet sürmekten keyif aldığını söylüyor: “Onları daha çok seviyorum çünkü beni tanımadıkları için politikayla ilgili hiçbir şey sormuyorlar. Ben de bazen sıradan sohbetleri özlüyorum ve bu insanlarla karşılaşınca bisiklet sürmekten daha çok keyif alıyorum.”

Makamı dışında yemekli partilerden tutun da uluslararası toplantılara kadar neredeyse her yere bisikletiyle giden bakan son olarak yine bir bisiklet yolu projesiyle daha gündeme geldi.

Londra’nın yeni belediye başkanı Sadık Han, Boris Johnson’dan kalan bir başka projeyi onun da açık desteğiyle biraz daha büyütüp Londra’da sadece bisikletlilerin kullanabileceği iki yol daha yapma projesine 770 milyon pound harcama sözü verdi. Yol yapımı çalışmaları ise bisikletinden inip törene katılan Boris Johnson’ın açılış konuşmasıyla başladı.

Hem araba egzozlarının yarattığı kirlilikten kaçınmak hem de sağlıklı bir yaşam hakkını herkese verebilmek için hayatını bisiklet üstünde geçirdiğini söyleyen Johnson’ın bu tutkusu çocukluk günlerine kadar gidiyor. Çocukken okuluna bisikletiyle giden bakan Oxford Üniversitesi’ni kazanınca da yine bisikletine atlayıp derslerine yetişmiş.

Oxford’dan mezun olduktan sonra The Times'da gazetecilik kariyerine başlayan Johnson, daha sonra editör asistanı olduğu The Daily Telegraph'a geçmiş. Tüm bu süreçlerde de tahmin edebileceğiniz gibi bisiklet tutkusu artmış ve bakan olduğunda bile vazgeçemeyeceği bir seviyeye gelmiş.

Boris Johnson artık bir bakıma hem Londra’daki hem de tüm dünyadaki bisiklet tutkunlarının ilham kaynağı ve kahramanı durumunda. Brexit döneminde yaşanan krizde adı başbakanlık için de anılan Boris Johnson’ın bu görevi reddetmesi onun bu küçük ve süssüz hayatının göstermelik değil gerçek olduğunu ve bakanın gösteriş yapmakta pek gözü olmadığını kanıtlıyor. Zaten en sevdiği bisikleti ile sık sık yollara düşen Johnson büyük ihtimalle başbakan olsaydı da toplantılara ve diğer her şeye –düşünsenize ABD başkanıyla buluşma törenine bisiklet ile geldiğini?- yine pedal sallayarak yetişecekti. Yakışırdı da doğrusu.