Mobilemenu
Profile

Bu Denli Özgür Olmak: Taner Erdaş

BMX’e başlamasıyla birlikte hayatında yepyeni bir dönem başlayan Taner Erdaş’ın ekstrem hayatına konuk olduk. 22 yaşındaki Erdaş, yedi yıldır onu özgürlükle buluşturan bu sporun içinde olmasına rağmen en baştaki heyecanını hiç kaybetmemiş ve kaybedecek gibi de durmuyor.

BMX’e nasıl başladın?

Ben o zamanlar bisiklet almak istiyordum ama BMX’in ne olduğunu bilmiyordum. Bir gün çalıştığım iş yerinden dışarı bakarken bisikletle birinin zıpladığını gördüm. O sırada daha zıplayışı bitmeden ben “Çocuğa bisiklet çarptı” diye bağırdım. Bizim arkadaşlarla kapıya doğru koştuk, zıpladıktan sonra kaldırıma çıktı, indi, atladı ve sokaktan kayboldu. İş yerindeki arkadaşım “Sen onu tanımıyor musun, o Kerem bizim karşı dükkanda çalışan bir çocuk” dedi. Kerem’i tanıyordum fakat böyle bir spor yaptığını bilmiyordum  Ben de merak edip karşı dükkana gittim. Sonra oradaki arkadaşlarla konuştum biraz. Bana videolarını izlettiler. O gece hiç uyuyamamıştım. Sabaha kadar düşündüm. Ertesi gün Kerem’le sohbet etme fırsatım oldu. Başlamak istediğimi söyledim. O sıralar bir futbol kulübündeydim seçilmek üzereydim ve futbolcu olmak istiyordum. Kerem de aynı şekilde. Sonra futbolu bırakıp BMX’e odaklanacağını söyledi ve bana da tavsiye etti. Biraz düşündüm; BMX’in çok özgür bir spor olduğunu hissettim ve kararımı o yönde verdim. Biraz para biriktirmem gerekti. O zaman çalışıp aileme destek oluyordum. İlk biriktirdiğim maaşımla bisikletimi aldım. 

Profesyonel aşamaya nasıl geldin?

İlk bisikletle sahile indim; yapmaya çalıştım ve hiçbir şey yapamadım. Moralim de bozuldu. Temel bir hareket var; bisikleti zıplatma hareketi Bunny Hop. Onu yapmaya çalıştım ama yaptığım şeylerin onla alakası bile yok. Aradan biraz zaman geçti. Kerem de askere gitmişti. Bir gün Kerem’in bir arkadaşıyla karşılaştım ve beni onların topluluğuna götürdü. Orada sürmeye başladık. Ortamın içine girince gerisi geldi, öğrenmeye başladım. 

Bir hareketin süreci nasıl ilerliyor, nasıl öğreniyorsun?

Aslında BMX’te ne kadar küçük olursanız hareket o kadar basitleşir. Çünkü vücut kendini çok daha iyi adapte edebiliyor. Ben 15-16 yaşında başladığım için hareketleri öğrenirken zorlandım. Ama 7-8 yaşındaki bir çocuk daha hızlı öğrenebiliyor. O yüzden geç başlayınca biraz dezavantaj oluyor. Hareketler üzerinde çok fazla çalışmak ve odaklanmak gerekiyor. Aşama aşama ilerliyoruz, Bunny Hop temel harekettir, bütün hareketler ona bağlıdır. 

Profesyonel aşamaya nasıl geldin?

İlk bisikletle sahile indim; yapmaya çalıştım ve hiçbir şey yapamadım. Moralim de bozuldu. Temel bir hareket var; bisikleti zıplatma hareketi Bunny Hop. Onu yapmaya çalıştım ama yaptığım şeylerin onla alakası bile yok. Aradan biraz zaman geçti. Kerem de askere gitmişti. Bir gün Kerem’in bir arkadaşıyla karşılaştım ve beni onların topluluğuna götürdü. Orada sürmeye başladık. Ortamın içine girince gerisi geldi, öğrenmeye başladım. 

Bir hareketin süreci nasıl ilerliyor, nasıl öğreniyorsun?

Aslında BMX’te ne kadar küçük olursanız hareket o kadar basitleşir. Çünkü vücut kendini çok daha iyi adapte edebiliyor. Ben 15-16 yaşında başladığım için hareketleri öğrenirken zorlandım. Ama 7-8 yaşındaki bir çocuk daha hızlı öğrenebiliyor. O yüzden geç başlayınca biraz dezavantaj oluyor. Hareketler üzerinde çok fazla çalışmak ve odaklanmak gerekiyor. Aşama aşama ilerliyoruz, Bunny Hop temel harekettir, bütün hareketler ona bağlıdır. 

İstanbul’da toplanıp sürüşler yaptığınız bir topluluğunuz var mı?

Evet; Darkside BMX. Aslında burası bir distribütör firması. Bostancı’da toplanıp sürüşler düzenliyoruz. Çok az kişiyiz aslında.

Olimpiyat sporu da olan BMX’in Türkiye’de yeterince popüler olmaması hakkında ne düşünüyorsun?

BMX’in popüler olmama sebeplerinden bir tanesi bireysel bir spor olması. Bireysel sporlarda yatırım daha düşüktür. Ama yurt dışında BMX’e çok ciddi yatırımlar yapılıyor. Türkiye’de zaten çoğu sporda başarılı değiliz. Bireysel bir spor da olunca her şey sporcunun sorumluluğu altında ilerliyor. Yaptığınız harcamalar, katıldığınız yarışmalar her şey size bağlı ve bisikletler de çok pahalı. Genelde BMX  öğrencilere hitap eden bir spor dalı fakat bunlar onlar için de karşılanabilecek tutarlar değil.  

Pahalı bir spor mu BMX?

Kesinlikle pahalı. Bir amatör  sporcunun alabileceği bir bisiklet 2 bin 500 - 4 bin  TL arası. Daha uygun fiyatlı BMX’ler de mevcut ama sporcu çok hızlı geliştiği zaman kendine daha iyi bir bisiklet alma hevesi doğuyor, o  hissi engelleyemiyorsunuz. Başka bir bisiklet mutlaka alınır, o parçalar mutlaka değiştirilir… Daha iyi bir bisiklet almak istediğinizde de inanılmaz rakamlar çıkıyor. Profesyonel bir bisikletin değeri de 12 bin TL civarı diyebilirim. Harcamalar sadece bisikletle kısıtlı kalmıyor tabii. Kask, dizlik gibi ekipmanlar da kullanıyoruz zaman zaman ama her zaman değil…

Neden kullanmıyorsunuz? Hareketleriniz biraz tehlikeli duruyor…

Aslında BMX çok güvenli bir spor. Dışarıdan bakan birine tehlikeli gözüküyor ama güvenlik önlemlerini alınca çok da bir tehlikesi kalmıyor. Bu ekipmanları kullanmamamızın sebebi biraz da yaşam tarzından kaynaklanıyor sanırım. Ama çok zor bir hareket olduğu zaman veya skate park alanlarında sürdüğümüz zaman kask takıyoruz.

Kaykaycılar gibi BMX tutkunlarının da kendilerine özgü bir tarzları var gibi?

BMX ve kaykay kültürü biraz sokak kültürüne dayanıyor. Kendimize has bir giyim tarzımız var. Sokak kültürünün ortamında olan herkesin kendine has bir tarzı oluşmaya başlıyor. Yaptığınız sporun havasından dolayı giyim, yaşam tarzınız, bakış açınız, ortamınız gibi her şeyiniz değiştiği için bu size direk yansıyor.

BMX ile tanıştığından bu yana hayatında neler değişti?

Çok fazla şey değişti. BMX’e başlamadan önce çok standart bir hayatım vardı; işten ev, evden iş gibi. Okumak gibi bir durumum olmadı. İstanbul’a ilk taşındığımızda direkt çalışmam gerekti. BMX’ten sonra yenilikçi, ileri görüşlü, vizyonu geniş bir yaşam şeklim oluşmaya başladı. Bu aslında insanı farklılaştıran da bir spor. Benim hayatımda yarattığı farktan dolayı çok mutluyum. 

Yarışlara katılıyor musun?

Türkiye çapında belli yarışmalar oluyordu ancak yaklaşık 4 yıldır yapılmıyor. Popülaritesinin düşüşü ve sporcu sayısının azalmasından dolayı hepsi kaldırıldı. 

BMX markaların desteklediği bir spor değil mi?

Markalar kendi prestijini ve imajını doğru yönetemiyor  Her şeyi influencer’larla popüler kesimden yürütüyorlar. Bir şeyin hikayesi, konusu veya bir değerinin olmasını önemsemiyorlar. Sadece günü nasıl kurtarırız diye düşünüyorlar. 

Geçimini profesyonel BMX sporcusu olarak mı devam ediyorsun yoksa başka bir işte çalışıyor musun?

Sporcu olarak devam ediyorum ama Türkiye’de çok zorlu bir hayat var. Sporuma devam edebilmek için çalışıyorum da. Kendime bağlı büyük bir proje içerisine gireceğim. O yüzden çalışıyorum ama BMX üzerinden de hiçbir zaman inmiyorum. 

İdolün veya örnek aldığın biri var mı?

Nigel Sylvester adında çok popüler olan bir BMX sporcusu var. 2012 yılında Türkiye’ye gelmişti. Onu idolüm olarak görüyorum çünkü yaşam tarzı beni etkiliyor. Aslında sokak kültüründen yetişmiş ama şu an çok üst seviyede yer alıyor. BMX’ten böyle bir sporcunun yükselmesini onun yaşam tarzı, düşünce ve hayal gücüne bağlıyorum. Benim de böyle düşüncelerim olduğu için onunla ortak noktalarımızın da olduğunu düşünüyorum. 

BMX’i bırakmak istediğin bir an oldu mu?

Ben BMX’e 2012 yılında başladım. Şubat – Mart ayları civarında ikinci bisikletimi çok çalışarak almıştım bile. Çok iyi bir bisikletti ve daha iyi parçalar alarak üzerinde oynamalar da yapmıştım. Forum İstanbul’da bir yarışma olmuştu ve oradan dönüyorduk. Geç bir saatti ve tren seferleri bitmişti. Kadıköy’den Maltepe’ye 2 arkadaşım ile birlikte sürerek dönüyorduk. Bostancı sahilde trafik kazası yaşadım. Bana bir şey olmadı ama bisikletim paramparça olmuştu. Çarpan bir taksiciydi. Taksici indi, bisikleti çıkarttık sonra taksideki kadın “Hadi geç kalıyoruz” dedi, adam da bindi gitti. Saat gecenin ikisiydi ve bisikletimi  sürükleyerek yoluma devam ettim. O an “Tamam BMX bitti artık” diye düşündüm. Bence tam bir kırılma noktasıydı. O şekilde yürürken kendimi enteresan düşüncelere kaptırmıştım. O şekilde bisikleti tutup sürüklemek çok zoruma gitmişti. Sonrasında kendimi “Daha iyisini yapacağım, buradan hareket yapa yapa geçeceğim” diye motive ederken buldum. Orada kendimi öyle motive ettim ki; o an beni buralara getirdi.

Onun dışında bırakmayı hiç düşünmedim.  O gün ben kendimle hesaplaşırken yanımda birkaç arkadaşım daha vardı. Olaydan sonra bisikleti yere yatırdık ve herkes elini cebine sokmuş bisiklete bakıyordu öyle. O gün hiç ağrım yoktu. Ertesi gün de yarış devam ediyordu. Daha kötü bir bisiklet bulup yine gittim. Ağrılarım ondan sonraki gün başladı. O da çok gariptir. Ama yine de kendimden çok bisikletime üzüldüm. 

Çekim projelerinin de sevilen bir yüzüsün. Onlardan bahseder misin?

Nike’ın #ÇıkOyna projesinde yer aldım. Üç grup vardı ve benim olduğum grupta Arda Turan, Abdülkadir Ömür, Berdan Bozkurt ve ben vardık büyük bir başarıydı benim için o projede yer almak ve çok keyifliydi. Bir de Elle dergisi için Maltepe’de Serenay Sarıkaya’yla birlikte bir çekimimiz  olmuştu. O da aynı şekilde. Aslında ben hayat tarzımı modaya uyarlamak istiyorum. Olayı o boyuta getirmek istiyorum. 

İstanbul’da BMX için nereleri tercih ediyorsunuz?

Benim şu sıralar en çok sevdiğim yer; Maltepe Skate Park. Ama çok fazla sürdüğüm için farklı lokasyonlara da gitme ihtiyacı duyuyorum tabii. O yüzden Beşiktaş Meydan ve Kadıköy. Aslında bizim nerede sürdüğümüzün bir önemi yok. Hangi sokakta güzel bir spot varsa ordayız. Sokaklardayız. Söylediğimde beni çok keyifli hissettiren bir cümle var: “Zaman, engel, sınır tanımaksızın bu denli özgür olmak tarif edilemez bir duygu”. Zamanın da sınırın da bir önemi yok. Engel yok. Her yerde istediğimiz gibi davranabiliyoruz. Nerede olmak istersem oradayım. 

Bu özgürlüğe ortak olmak isteyen, BMX’e başlamak isteyen biri nasıl bir yol izlesin?

Öncelikle Youtube’daki videoları izlesin. BMX’in üç farklı disiplini var. Ben street kategorisindeyim. Flatland var: Bu tamamen bisikletle dans etmeniz anlamına geliyor.  Bir de park var. Hepsini izleyip kendilerini hangisine daha uygun görüyor ve hissediyorlarsa onu seçsinler. Seçim konusunda skate park’lara gelip fikir de edinebilirler. Bana ulaşabilir ve yardım isteyebilirler, onları yönlendirebilirim. 

BMX’e başlamak isteyen birinin ilk bisiklet tercihi ne olmalı?

Sunday Bikes, Cult, Kink Bikes gibi bisikletleri tercih edebilirler ama benim önceliğim Sunday Bikes. Başlamak isteyenler Darkside Distribution’dan modelleri inceleyebilirler. 

BMX’te fazla kadın sporcu göremiyoruz. Var mı?

Türkiye’de yok. Ama yurt dışında çok başarılı kadınlar var. Yapabileceğimi düşünmediğim hareketleri bile yapıyorlar. Türkiye’de daha doğru düzgün erkek sporcu yok. Eminim ileride Türk kadınlarını da bu sporda görebiliriz. Nike Women’ın yüzü olan Yasemin Adar da bu konuda çok büyük bir örnek. Kadından güreşçi mi olur dediler ama çok büyük bir yarışmada ödül aldı. Bu BMX’te de olur. 

Sanki bu sporla hep gençler ilgileniyormuş gibi bir algı da var. Sence bu sporun bir yaşı var mı?

Aslında var. Ben 15-16 yaşında başladım, bu geç bir yaş. Yine yurt dışına değineceğim ama oralarda bu spora 3 yaşında başlıyorlar ve 50 yaşında hala parkta sürenler var. Ülkemizde 47 yaşında Ertan Üçkumru var ve çok iyi sürüyor. Gençlere örnek olabilecek bir yaşam tarzı var. 

Duyduğumuza göre BMX’te fren de yokmuş…

Fren her amatör sporcunun takması gereken bir ekipman. Ama bizim “cool”luğumuz ve yaşam tarzımızdan dolayı frenler bir seviyeden sonra çıkıyor. Fren bazı hareketleri kısıtlıyor aslında, ortadan kalkınca işler bizim için biraz daha kolaylaşıyor. Bu kişinin kendine kalmış bir karar; çıkabilir veya çıkarmayabilir.   

Siz bu hareketleri gerçekleştirirken çevredekiler tepki gösteriyor mu?

Skate park’ta olmadığımız zaman bu tarz tepkilerle karşılaşabiliyoruz. “Bunu burada yapmayın, çocuk bisikletiyle hareket mi yapılır” gibi tepkilerin yanında olumlu tepkiler de alıyoruz. Hiç unutmuyorum 70-80 yaşlarında bir hanımefendi yanımıza yaklaşıp “Ne kadar güzel bir sporla uğraşıyorsunuz” demişti.

Sıradaki hedefin, planların neler?

Benim hedefim hiçbir zaman yarışmalarda derece almak olmadı. Çok daha farklı bir kafada hareket ediyorum. Benim önceliğim dünyanın en iyi markalarıyla yaratıcı projelerle iş birliği yapmak. Ve Türkiye’de çok popüler olabilecek ve dünyada kendi standartlarında yarışmalarda sınırlarını zorlayabilecek Türk sporcular yetiştirmek.