Mobilemenu
Profile

Bu Yaz Dağ Bisikleti Yapmanız İçin 5 Neden

Artık havalar ısındı. Her ne kadar arada yağmur sürprizi ile karşılaşsak ve aniden soğuyan akşamlarda yanımıza uzun kollu bir şeyler almamanın pişmanlıklarını yaşasak da yaz mevsiminin kapısına artık dayandık. Kaçışı yok! Haliyle zemin ve şartlar doğa sporlarına çok daha uygun. Eğer bu aylarda hala yapacak bir spor arıyorsanız size ilk tavsiyemiz dağ bisikleti olacak. Neden dağ bisikleti derseniz de cevabını beş maddede verebiliriz. Cevaplarımız zaten dağ bisikleti yapan profesyonellerden ziyade bu işe yeni başlayanları heveslendirmek ve dağ bisikletinin hayatlarında yaratacağı değişimi haber vermek için hazırlandı. Umarız işe yarar ve bu yaz birçok kişiyi daha bu dağ bisikletine cesaretlendirmiş oluruz.

Dağ bisikleti sayesinde doğayı kısa yoldan tanıyıp seversiniz

Dağ bisikleti demek doğanın kucağında bir adrenalin demek. Elbette bu işin profesyonel kısmı da var ama siz eğer yarışçı değilseniz ve amacınız şampiyonluklar elde etmek değilse amatör turlarla doğanın güzelliklerini iki teker üzerinde de keşfedebilirsiniz.

Doğası gereği oldukça maceralı bir spor olan dağ bisikleti sizi kent hayatının keşmekeşi ve stresinden pedal sallayarak kurtaracak bir kaçış yolu olarak da değerlendirilebilir. Yeniden doğanın bir parçası olduğumuzu pedal çevirerek anlamanın tadı ise bambaşka elbette.

Başka bir spor yapmanıza çok da gerek kalmaz

Bir bisiklet ile dağa tırmanırken işler kentteki gibi ilerlemez. Vücudunuz her zamankinden daha çok efor sarfeder. Uzun zamandır yazılmak istediğiniz spor salonu ya da düzenli bir spor hayatı beklentinizi hemen çöpe atabilirsiniz. Fırsat buldukça yaptığınız dağ bisikleti gezileri size kapalı alanlarda yaptığınız suni sporlardan çok daha fazla fayda getirecektir

Sert bir yokuşu muhteşem bir manzara eşliğinde devirdikten sonra tertemiz havayı içinize çektiğinizde zaten farkı anlar ve kapalı spor salonlarına lanet edebilirsiniz.

“Hayat güzelmiş be...” dersiniz

Korkunç trafik, işyeri stresleri, sevdiğiniz insanlarla gereksiz tartışmalar ve pek uzun sürmeyen uykular... Tak! Doğada bunların hiçbirine yer yok.

Pedalları özgürce çevirirken doğanın bir parçası olduğunuzu yeniden hatırlar yanından geçeceğiniz ağaçların güzelliğine, bir göl manzarasısın şahaneliğine ya da kuşların sesleriyle size yaptığı arkadaşlığa bakıp dünyanın şehrin gölgelediği güzelliğinin farkına varırsınız. O saatten sonra da kentten yanınızda getirdiğiniz sinir ve stresin siz pedal salladıkça arkanızda kaldığını neşeyle fark edersiniz.

Kişisel potansiyelinizin farkına varırsınız

Dağ bisikleti bir nevi meydan okuma olarak da görülebilir. O güne kadar hiç bilmediğin özelliklerini tanıyıp kendi potansiyelinin farkına varabilirsin. Zorlu yolları aşarken gösterdiğin azim ya da ham vücudunla giriştiğin fiziksel meydan okumalar seni güçlendirebilir ya da vazgeçmene neden olabilir…

Eğer vazgeçmeyip devam edersen başarmış olmanın huzuru ve alışkanlığı sana ödül olarak kalır. “Vay be ben neymişim yahu” demenin keyfi de daha başka olur.

Doğada pedal sallarken baharın ve yazın “gerçekten” geldiğini anlarsınız

Kent hayatının içinde baharın, yazın başlayışı ve bitişini artık fark edemiyoruz bile. Ağaçlar yaprak dökünce sonbahar, çiçek açınca ise ilkbaharın geldiğini anlayıp işimize gitmeye devam ediyoruz.

Ama doğada pedal sallarken baharın, yazın gerçek güzelliğiyle de tanışırsınız. Ormanların içine karıştıkça, kuş sesleri arttıkça ve bir nehrin kenarında çözülen dağlardan akan suları görünce kentte gördüğümüz, yaşadığımız şeyin mevsim değil yanılsama olduğunu, hakiki mevsimlerin sadece doğada hissedileceğini fark edersiniz.

Bunu iki teker üstünde, bol bol gezip daha da harika manzaraları görerek yaparsanız da alacağınız keyfin boyutu muazzam olabilir.