Mobilemenu
Profile

Bugün de Ziyaret Edebileceğiniz 5 Olimpik Lokasyon

Olimpiyat oyunlarına hazırlık için ev sahibi ülkelerin ne paralar harcadığını duymuşsunuzdur. 20’den fazla spor dalı için mekan inşa etmenin, ortalama 5000’den fazla sporcuyu ağırlayabilecek tesisler kurmanın arkadaş arasında “ne para harcanmıştır ama…” denecek bir maliyeti oluyor tabii ki.

O kadar maliyetten sonra bu mekanların atıl kalmasına kimsenin içi el vermiyor ve kimi konser ve spor salonu, kimi de müze olarak yaşamını sürdürüyor. İşte, bugün bile ziyaret ettiğinizde keyif alabileceğiniz ve geçmişin ruhunu hissedebileceğiniz beş olimpiyat şehri.

Linnahall – Talin, Estonya (Moskova 1980)

Moskova’nın ev sahipliği yaptığı 1980 Yaz Olimpiyatları’nı hatırlayarak listemize başlayalım.

1980 yılı, olimpiyat tarihinin en sansasyonel organizasyonlarından birine şahit oldu. Doğu Avrupa’da düzenlenen ilk olimpiyat oyunları olması nedeniyle ayrı bir heyecan yaratan organizasyona katılım, beklenenin epey altında kalmıştı. Tam 1 sene öncesinde SSCB’nin Afganistan’ı işgal etmiş olması nedeniyle, başını ABD’nin çektiği 65 ülke, boykot kararı alarak organizasyona katılmadı. 15 ülke de açılış seremonisinde kendi ülke bayrağı yerine olimpiyat bayrağıyla yürüyerek işgale tepkisini gösterdi. Tüm bunlara rağmen 1980 Olimpiyatları 36 dünya, 39 Avrupa, 74 de olimpiyat rekorunun kırıldığı müsabakalara sahne oldu.

Organizasyon hazırlığı için harcanan paranın bugünkü değerinin yaklaşık 6.5 milyar dolar olduğu söylenen Moskova, denize uzaklığı nedeniyle yelken yarışları için uygun bulunmamıştı. O nedenle bu görevi yerine getirmek, o dönemde SSCB topraklarına bağlı olan, Estonya’nın başkenti Talin’e kalmış ve oraya, içerisinde helikopter pisti ve küçük bir liman da barındıran kocaman bir mekan inşa edilmişti.

Olimpiyatlardan sonra yıllarca konser ve spor salonu olarak hizmet vermeye devam eden mekan, daha sonra kapatılıp terk edildi. Yakın bir zamana kadar, duvarlarından merdivenlerine, çoğu kısmını ilham verici grafitiler süslüyordu. 2015 yılında yenileme kararı alınan bu olimpik alanın en geç 2019’da yeniden açılması bekleniyor.

Soçi Olimpiyat Parkı – Soçi 2014

Rusya’nın Soçi kentinde düzenlenen 2014 Kış Olimpiyatları, bugüne kadar yapılmış en pahalı olimpiyat organizasyonu olma unvanını hala elinde tutuyor. 51 milyar dolara mal olan organizasyonun başlangıç bütçesinin sadece 12 milyar dolar olduğunu belirtelim.  

Olimpiyatlar için inşa edilmiş olan Soçi Olimpiyat Parkı, belki estetik bir mimariye sahip değil; fakat oldukça işlevsel ve görkemli. Parkın mimarları, bir mekandan diğerine yürüyerek gidilebilmesini sağlayabilmek amacıyla epey mesai harcamış. Oyunların oynandığı mekanlar da dev bir fıskiyenin etrafına dizilmiş durumda. Parkın ortasında yer alan ve “The Waters of Olympic Park” olarak bilinen dev fıskiye California menşeili bir tasarım şirketine yaptırılmış.

Soçi Olimpiyat Parkı, şu anda da çeşitli spor ve kültür organizasyonlarının uğrak noktası olmayı sürdürüyor.  Örneğin, 2018 FIFA Dünya Kupası maçlarından bazıları burada oynanacak.

Olimpiyat Stadyumu – Montreal 1976

Montreal şehrinde düzenlenen 1976 Yaz Olimpiyatları, Kanada’nın organizasyonu “hiç altın madalya kazanamamış ev sahibi” unvanı alarak tamamlamasıyla unutulmazlar arasına yerleşti. Fakat kabul etmeliyiz ki, Montreal 1976’nın en büyük mirası Olimpiyat Stadyumu oldu. Olimpiyatlar için inşa edilmeye başlanan Olimpiyat Stadyumu, tamamlandığında 165 metre ile dünyanın eğimli en uzun yapısıydı.

Daha sonradan, yıllarca Montreal’in profesyonel beyzbol ve Amerikan futbolu takımları için bir yuva vazifesi gören stadyuma, bir de çok katlı gözlemevi inşa edildi. Füniküler ile ulaşılan bu gözlemevi, Montreal ve St. Lawrence Nehri manzarasının tadını çıkarmak isteyenler için bugün de vazgeçilmez bir durak olmaya devam ediyor.

Nagano Olimpiyat Madalya Standı – Nagano 1998

Biraz da Uzakdoğu’ya uzanalım. Nagano, 1998 Kış Olimpiyatları’na kadar adını pek duyduğumuz bir yer değildi. Japonya’nın iç kesimlerinde yer alan bu şehir, kış aylarında yoğun  kar yağışı almasıyla kış olimpiyatlarının gerçek adresi olduğunu hemen belli ediyordu. Zira statistikler Aralık – Mart ayları arasında, şehre ortalama 2.5 metre kar yağdığını belirtiyordu. 

Bu olimpiyat oyunlarına damgasını vuran en ilginç şey ise, ülke çapında yaşanan devasa grip salgını. Yaklaşık 900 bin kişinin hastalandığı salgından, sporcular ve gazeteciler de paylarına düşeni almışlar. İddialı olan bazı sporcuların hastalıkları nedeniyle kötü dereceler aldıkları ya da yarışlardan çekilmek zorunda kaldıkları da çeşitli kaynaklarda yer alan bilgiler arasında.

Olimpiyat tarihinin en tartışmalı organizasyonlarından birine ev sahipliği yapan kentte oynanan müsabakaların yapıldığı mekanlar şehrin içerisine dağılmış durumda olduğundan, adım attığınız her yerde olimpiyat oyunlarına dair bir şeyle karşılaşmanız olası. Yolunuz düşerse kentteki harika olimpiyat müzesini de ziyaret etmeyi de unutmayın.

Olimpiyat Parkı – Lillehammer 1994

Listemizi yine kış olimpiyatlarından bir örnekle bitirelim. İskandinavya’nın göz bebeği Norveç’te düzenlenen 1994 Kış Olimpiyatları, olimpiyat tarihinin en kuzeydeki etkinliği olarak kayıtlara geçmişti. Etkinlikte, Norveç ve Rusya arasındaki altın madalya mücadelesini Rusya burun farkıyla kazandı, fakat iş, toplam madalya sayısına geldiğinde, Norveç 26 madalya alarak herkesi geride bırakmayı başardı.

Kayakla atlama, kızak gibi yarışların yapıldığı Lillehammer Olimpiyat Parkı, inşaatı devam ederken bütçesi nedeniyle bürokratik bazı sorunlar yaşamış fakat olimpiyatlara yetiştirilmişti. Ziyaretçilerine keyifli anlar vadeden park, organizasyonun bitmesinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala turist çekmeye devam ediyor. Yolunuz buraya düşerse, etrafta küçük bir tur atıp yarışların yapıldığı mekanlara bakabilir, sonrasında parkurlarda kızakla kayabilirsiniz. Tüm bunları yaparken size eşlik edecek olan, Norveç’in tablolara eş değer yeşilliğini belirtmeye gerek yok elbette.