Mobilemenu
Profile

Cuma Çevik: Fotoğrafların Ardı

Cuma Çevik, Instagram hesabına keşfet bölümünde rastlayıp, en eski fotoğrafına kadar görmek isteyeceğiniz bir doğa ve manzara fotoğrafçısı. Aynı zamanda da bir maceracı. Fotoğraflarının insanı içine çeken bir büyüsü var. Tabii ki bu büyüleyici fotoğraflar ardında bir sürü deneyim ve anıyı da beraberinde getiriyor. Bütün bunları sizinle paylaşmak ve hikayesini dinlemek için Cuma Çevik ile bir araya geldik. Söyleşi sırasında yine kendi gibi fotoğrafçı olan ve tüm bu anıları birlikte paylaştığı eşi Merve Çevik de bizimleydi.

Öncelikle seni senden bir tanıyalım…

1990 doğumluyum. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Öğretmenliği okudum ama öğretmenlik yapmıyorum. Resim bölümü okumak istemiştim. Lisede 30 eserden oluşan bir yağlıboya sergisi açmıştım. Çizim konusunda oldukça yetenekliydim ve bunu üzerinden gitmek istiyordum. Güzel Sanatlar Fakültesi okumak istiyordum ama o zamanlar üniversite için yetenek sınavlarına girmek ücretliydi. O yüzden sırf okumuş olmak için bu bölümü seçtim. 2013’te mezun oldum ama hiç öğretmenlik yapmadım.

Fotoğrafçılık hayatına nasıl girdi?

Üniversitede merakım vardı, mezun olunca bir kamera aldım. Bolu’nun doğası güzel olduğu için hobi amaçlı çekmeye başlamıştım. O sıra Instagram yeni yeni popülerleşiyordu. Çektiğim fotoğrafları orada paylaşıyordum. Sonra kendiliğinden takipçi kitlesi oluşmaya başladı. Ben de daha fazla ciddiye aldım.

Instagram’da kendiliğinden oluşmaya başlayan takipçi kitlen şu an 264 bin kişiye ulaşmış durumda. Bu sayıya nasıl ulaştın?

Teknoloji konusunda kendi araştırmalarımla birçok şey öğrendim ve böylece sosyal medya reklamcılığına başladım. Instagram’ı da işim gereği çözdüğüm için az çok neyin nasıl yapılması gerektiğini biliyorum. Güzel fotoğraflar çektiğiniz zaman insanlar bir şekilde sizi bulup takip ediyor, büyük sayfalar fotoğraflarınızı paylaşıyor, isminizi etiketliyorlar. Benim takipçi kitlem böyle oluştu ve hala da büyüyor.

Türkiye’de büyük bir çoğunluk aynı senin gibi istemediği bir bölümü okuyor ve daha sonra cesaret edemediği için sevmediği işi yapıyor. Onlara sevdikleri işi yapmaları için ne söylemek istersin? Bu senin için zor oldu mu?

Evet, zor. Aslında kimseye istemediği bir bölümü okumayı tavsiye etmem ama mecburlarsa kültür seviyesini arttırmak için bir insanın üniversite ortamını görmesi taraftarıyım. Ondan sonra kendi çabasıyla kendini geliştirebilir. Bu her alanda mümkün olmuyor. Ben kendi kendimi geliştirmeyi başardım ve birçok insanın da bunu yapabileceğini düşünüyorum.

Senin duymaktan sıkılmış olduğun bir soru fakat bir de buradan duyuralım. İnsanlar sık sık bu para kaynağının nerden geldiğini merak ediyor…

Öncelikle doğa ve manzara fotoğrafçılığı sadece o işten para kazanılan bir şey değil. Birazcık da zengin hobisi diyoruz biz buna (gülüyor). Benim asıl para kazandığım alan fotoğrafçılık değil. Fotoğrafçılığa zaten hobi olarak başlamıştım fakat daha sonra fotoğraflarımı satın almak isteyenler oldu. Böylece fotoğrafçılık benim için ikinci bir iş oldu. Asıl işim reklamcılık, kendi şirketim var. Gezilerimin birçoğunu o parayla yapıyorum. Instagram’ın güzel yanları oluyor; bazı markalar çalışmak istiyor, işbirlikleri oluyor.

Kendini bir “influencer” olarak da görüyor musun?

Hayır ama insanları etkilemeyi başarıyorum. En azından fotoğraflarımla… Fotoğraflarım insanlarda bir duygu, bir his oluşturuyor. Tekrar tekrar açıp baktıklarını söylüyorlar, bu da güzel bir duygu. Fotoğraflarımla insanları etkilemek beni de “influencer” yapar ama iş olarak değil, ben daha çok sanatsal olarak bakıyorum. Şu an bu durum biraz daha ciddileşmeye başladı. Benden eğitim almak isteyen insanlar oluyor. Onları bir yerlere götürüp bildiklerimi direkt sahada anlatıyor ve ders veriyorum.

Peki dersin sonunda onlar da senin kadar güzel fotoğraf çekebiliyorlar mı?

Evet, kesinlikle (gülüyor). En az benim kadar güzel fotoğraf çekebiliyorlar!

Bu eğitimlerden biraz daha bahsedebilir misin?

Çeşitli geziler düzenliyoruz ve bu geziler kültür gezisi yerine doğa gezileri oluyor. Alana götürüp fotoğrafın nasıl çekileceğini ve diğer ayrıntıları anlatıyorum. Konum olarak şu ana kadar hep yurt içi yaptık. Kapadokya, Kayseri, Bolu, Karadeniz gibi yerleri tercih ediyoruz. Şimdi 2019’da yurt dışına açılacağız. Kendi gittiğim ülkelere katılımcıları da götüreceğim.  Çok talep var çünkü gittiğim yerler tur firmaların gittiği yerler olmadığı için herkes oraları görmek istiyor. 

İnsanların tekrar tekrar açıp baktıkları fotoğraflarda o anı nasıl yakalıyorsun? Bu çerçevede ne zorluklar yaşıyorsun?

Ben normal bir turist gibi gideceğim yerlere öğlen saatlerinde veya gün ışığında gitmiyorum. Manzara fotoğrafçılığının belli kuralları vardır. Fotoğraf çektiğiniz saatlerde yumuşak ışık olması lazım. Peki, bu nasıl olur derseniz; bulutlu bir hava olur, gün doğumu, gün batımı, gün doğumundan bir saat önce gibi. Gece, yıldız fotoğrafları olur. Öğlen saatleri güneş tepedeyken güneş ışıkları çok dik olacağı için fotoğraflar o tadı vermeyecektir.  Tek zor kısım gün doğmadan önce alanda hazır olmamız gerekiyor. Gece fotoğrafları için ise yıldız ve ay takvimlerini takip etmek gerekiyor.

Peki Photoshop ve sonradan dokunuşların fotoğraflarında ne derece etkisi var?

Fotoğraf çekmek işin %50’lik kısmı. Sonrasında fotoğrafları kendi tarzınızda, sanatsal anlayışınızda ve resimsel yeteneğinizle işlemeniz gerekiyor.  Günümüzün karanlık odası; Photoshop. Photoshop’tan kasıt fotoğrafa bir şeyler ekleme veya çıkartma değil. Benim fotoğraflarım ben ne çekiyorsam odur, sadece ufak tefek renk düzenlemeleri içerir.  Fotoğrafa dağ, ay, güneş eklemiyorum yani (gülüyor).

Fotoğraf çekerken çok fazla seyahat etme imkânın oldu. “Ölmeden önce buraya gitmeniz lazım” dediğin bir yer var mı?

İzlanda! Altı gün sonra tekrar gidiyorum. Daha geçen ay gitmiştim.

Ama hiç düşünmedin! Cevabın bu kadar net mi?

Kesinlikle. Ülkenin altı yanıyorken, üstü buz. Simsiyah sahiller, dalgalar bembeyaz… Çok karşıt renkler var. Yazın dağlar yemyeşilken buzulları da görebiliyorsunuz. Yazı ayrı kışı ayrı güzel.

Doğa yürüyüşü veya diğer doğa sporlarından herhangi birine ilgin var mı?

Evet, fotoğrafçılık bunu da gerektiriyor. Patagonya’da bir dağ fotoğrafı için yedi saat yürümüştük. Çadırla gidip, bir gece orada kalıp geri dönmüştük. Doğa yürüyüşü çok yapıyoruz. Benim idolüm olan bazı fotoğrafçılar sırf çantasını alıp, alana gidip bir hafta kalıyor, fotoğrafını çekip medeniyete geri dönüyor.

İdollerin kimler? Senin gibi takip edebileceğimiz fotoğrafçılar önerebilir misin?

Daniel Kordan ve Max Rive diyebilirim.

Çektiğiniz fotoğrafların birinde yaşamak istesen hangisinde yaşamak isterdin?

İsviçre Appenzell’de çektiğim bir fotoğraf vardı. Onun içinde sonsuza kadar yaşamak isterdim.

Seyahatlere eşinle birlikte mi gidiyorsunuz? ( Eşi Merve Çevik de yanımızda bu arada)

Merve Çevik: Aslında biz üç yıl önce evlendikten sonra dünya turuna çıkmaya karar verdik. Bu sırada Cuma elinde makineyle manzara peşindeydi, ben bu sırada sıkıldığımı fark ettim. Ben de bir ekipman alayım dedim.  Başta sadece anı ölümsüzleştirmek için çekerken, eşimin fotoğraflarına bakıp ben de aynısını yapabilirim diyerek kendimi daha da geliştirdim. Ondan da dersler aldım, ünlü fotoğrafçıların eğitim videolarını satın aldım. Ve bugün Cuma’dan daha iyi çekiyorum diyebilirim (gülüyor).

Gerçekten mi?

Merve: Çekim aşamasında ben, renk işleme aşamasında Cuma daha iyi…

Cuma: Evet…

O zaman birlikte yaşadığınız bir sürü unutulmayacak anınız olmuştur, birini bizimle paylaşabilir misiniz?

Merve: Gece 1’de İtalya’da bir dağa tırmanıyorduk. Ben karanlıktan çok korkarım, karanlıkta uyuyamam bile. Yalnızsam sabaha kadar oturur gündüz uyurum. Benim için sınırı zorlamaktı o gün. Biz yola çıktık, zifiri karanlık vardı, 50 metre kadar ilerledik ama o kadar çok korkuyordum ki. Devam edemeyeceğimi söyledim. Arabada o karanlıkta otururum ama dağa çıkmam dedim. Çünkü sıcak ve soğuğun etkisinden dolayı da ağaçlardaki genleşme, sürekli olarak gelen sesler… Ormanın içindeydik. Cuma da bana o sırada “Hani iyi gün kötü gündü, neden gelmiyorsun” diyor! Baktım olmayacak, bir yabani hayvan çıkar bir şey olur, onu tek başına göndermeyi de için elvermedi. Sonra kendime “Haydi Merve, ne olacaksa olsun…” dedim. Ama şöyle yürüyoruz; ben telefonun ışığını açmışım önde yürüyorum, Cuma da kafa fenerini ters takmış arkaya tutuyor. Her iki tarafa da hakimiz…

Ama asıl unutamadığımız Kuzey Işıkları’nı gördüğümüz zamandı. 9 gün boyunca Norveç’in soğuğunda bekledik ama hava hep bulutluydu. Son gece inanılmaz temiz bir şekilde gördük, gökyüzünde dans ediyorlardı. Manzaranın olduğu bir yerde değildik ki fotoğraf çekelim, manzaranın olduğu yere gidene kadar da kaybedebilirdik. O zaman dedim ki “Bırak makineleri anı yaşayalım!” Orada sevinçten gözyaşlarımın aktığını hatırlıyorum. Cuma’yla birbirimize sarılıp hoplayıp zıplamıştık o an.

Fotoğrafçılığa ilgisi olan biri bu işe nereden başlasın?

Önce hangi alanı sevdiğini bilmeli. Portre mi seviyor, kendini portreye adasın, manzara mı seviyor, manzaraya… Bu alanda hangi tarz makineye ihtiyacı varsa onu araştırmalı. Araştırmak dediğim, bu işi yapan birine sormak değil. Yani Google’da olan cevaplar için gelip bana soruluyor. Ben onların tam olarak nasıl bir şey istediği bilemem ki.

İlerisi için planların ve hedeflerin neler?

İleride sergiler açmak ve fotoğrafçılık, manzara ve seyahatlerim sırasında yaşadıklarımı içeren anıları içeren bir kitap yayınlamak istiyorum. Yurt dışında bir stüdyo açma planım da var. Ama en büyük hedefim ömrümün sonuna kadar gezmek (gülüyor).

Son olarak Advenport okuyucularına söylemek istediğin bir şey var mı?

En önemli şeyin insanların gezdikleri doğayı, şehirden kurtulup huzur bulmak için sığındığı doğayı, kirletmemeleri olduğunu düşünüyorum. Çünkü yurt dışındaki doğada bir izmarit çöpü bile bulamazken, Türkiye’de bütün doğada çöp görüyorum. Son zamanlarda inanılmaz artmış durumda. Şehirden gelip huzur bulmaya çalışan herkes orayı yaşadığı yere çevirmiş. Oraya kamp yapmaya gittiğiyseniz ateş yakmamaya çalışın çünkü yaktığınız ateş orada bir iz oluşturacak. Kamp ocağını getirin, yemeğinizi onun üzerinde pişirin. Her şeyin belli başlı bir ahlakı olması lazım. Kampçılık yapacaksanız, ahlakını öğrenmeden yapmayın.

Buraya tıklayarak Cuma Çevik'in Instagram hesabına ulaşabilirsiniz.