Mobilemenu
Profile

Cyclocross mu Yol Bisikleti mi?

 

Spor araba, cipe karşı!

Yol bisikletleri adı üstünde, asfalt yollarda hızlı gitmek için üretilirler. Tekerleklerinin inceliğinden bisikletçinin sürüş pozisyonuna kadar her şey aerodinamik göz önüne alınır, rüzgara karşı avantaj sağlanmaya çalışılır. Cyclocross (CX) bisikletlerin derdiyse başka; onlarla çamurda, karda, toprakta, arazi yokuşlarında gidebilirsiniz. Kısacası klişe ama ne demişler: “Önce bisikleti nerede kullanacağınızı belirleyin, ona göre karar verin!”

Kışın kış bisikleti, yazın yaz bisikleti!

Elbette kışın yağmurda, hatta karda yol bisikletiyle sürüşlerine devam edenler var ama herkes bilir ki kaygan yollar yüksek performansla pedal çevirmenizi engeller. Yokuşlarda patinaj yapar, inişlerde kaza riskiniz artar. Eylül ile şubat arasındaki sezonuyla cyclocross yarışları limitlerini kış döneminde de zorlamak isteyenlerin tercihi. Yağmur yağsın, her yer çamur olsun, hatta bir de kar bastırsın, yokuşlar daha bir çıkılmaz olsun… Bu yüzden Lars Boom ve Zydenek Stybar gibi profesyonel yol bisikletçileri bu dönemde cyclocross yaparak formlarını korumaya bakar. Ama tabii ikisi de bu türün efsanesi Sven Nys’in eline su dökemez!

Dön baba dön

Yol bisikletli yarışları temelde bir yerden bir yere gitmek üzerine planlanır. Profesyonel yarışlar 150 ile 250 kilometrelik mesafeleri kapsar. Bir de kriteryum diye tabir edilen şehir içindeki bir parkurda çok sayıda tur atmaya dayalı yarışlar vardır. Bu durum bazen yarışın final bölümünde yapılır. Örneğin Fransa Turu’nun son etabındaki Champ-Elyesse’deki dokuz tur. Cyclocross yarışları çık kısa, en fazla 3 kilometrelik parkurlarda tur atılmasına dayalıdır. Arazi şartları ve bu durum nedeniyle dağ bisikletinin “cross country” yarışlarıyla yol bisikletinin kriteryum yarışlarının karması gibidir. Yarışlardaki bir başka fark da yol bisikletinde bozulan bisiklet mekanikerler tarafından anında tamir edilirken, cyclocross’ta yarışçının onu tamir alanına getirmek zorunda olmasıdır. Adam zaten çamurla uğraşıyor, ayıp ama!

Haydi Froome, koşmaya başla!

Fransa Turu’nun bu yıl ki Mount Ventoux etabındaki kazanın ardından bisikletinin kadrosu üç yerden kırılan Chris Froome’un zaman kaybetmemek için yaptığı koşu tarihe geçmişti. Froome o şekilde bitiş çizgisini geçse derecesi kabul edilmeyecekti, zira bisikleti yoktu. Yol bisikleti yarışlarında bisikletin üzerinde olmasanız da onunla beraber bitişe gelebilirsiniz ama tabii ki kimse sele üzerinde gitmek varken koşmayı tercih etmez. Cyclocross yarışlarındaysa bu resmi olmayan bir zorunluluktur. Parkurun yüzde 10 ile 20’lik bir kısmı pedal çevirmeye müsait olmaz. Balçık çamur, suni engeller, merdivenler, aşırı dik ve arazi şartları gereği çıkılamayacak yokuşlar nedeniyle sporcular bisikletlerini omuzlarına alıp koşmaya başlarlar.

Kılık kıyafet mevzu

İyi haber: Hem yol bisikleti, hem de cyclocross bisikleti almaya karar verdiyseniz tek bir kaskla idare edebilirsiniz! Hatta yeni forma, tayt, çorap almanıza da gerek yok. Fakat ayakkabı için cüzdanları çıkarmalısınız. Yol bisikletinin kallerleri yürümeyi ve koşmayı zorlaştırdığından (Ah Froome ah!) cyclocross erbabı dağ bisikletinin “spd” pedal olarak bilinen kilitli pedallarını kullanır. Bunlar çok daha seri bir biçimde bağlanıp çıkartılma özelliğine de sahipler.

Bisikletlerde görüntü benzer ama farklar neler?

Cyclocross bisikletleriyle yol bisikletleri temelde birbirini andırırlar ama kullanım koşulları gereği dikkatli bakıldığında temel farklılıklara sahiptirler. Örneğin kadronun üst borusu CX bisikletlerinde seleye doğru yükselerek gelir. Bu bisikletçilerin ihtiyaç duyduklarında bisikleti omuzlamalarını kolaylaştırır. Arazi şartları nedeniyle maşa ve kadro daha sağlam yapılır, orta göbek yol bisikletine göre daha yukarı yerleştirilir. Yol bisikletinin tekerlekleri sürtünmeyi azaltmak için alabildiğine inceyken CX’lerde kalın ve dişli lastik tercih edilir. Çamurun tekere sıkışmasını engellemek için ön ve arka çatal açıklığı da yine bu bisikletlerde daha geniş tutulur.

Dikkat frenler!

Bisiklet dünyasının “Şifo’yla Sergen yan yana oynar mı?” tartışması “Disk fren mi, yoksa cantilever fren mi?” olarak kendini gösterir. Yol bisikletçileri aerodinamiği düşünerek lastiğe ve maşaya çok yakın olan halk arasında pabuç fren denen cantilever frenleri tercih eder. Bunda disk frenin ağır olmasının da elbet büyük payı var. Ama cyclocross yarışçısı disk freni, tekerlek ve fren arasına çamur sıkışma olasılığını ortadan kaldırdığı için tercih eder. Ağırlık da ikinci planda olduğuna göre… Ve sürpriz! Cyclocross bisekletlerde sağ el ön freni kontrol eder. Bunun da sebebi ani duruşlara sıklıkla ihtiyaç duyulması.

Şu vites kabloları…

CX bisikletleri için özel vitesler üretilse de vitesler iki türde de ortak. Fakat temel bir fark var. O da vites kabloları yol bisikletinde kadronun üst borusunun altından giderken, cyclocross bisikletlere üstünden ve yanlarından gitmesi. Bu da yine bisikleti omuzlarken hem rahatlık, hem de kabloların zarar görmemesi içindir.