Mobilemenu
Profile

Cyclocross Nedir?

Yarış yayınlarında arada sırada adı geçer. “Eskiden cyclocross yapmıştı” denir bazı bisikletçiler için. Örneğin Lars Boom ve Zdenek Stybar en güncel iki örnektir. Her ikisinin de dayanıklılığı üst düzeyde sporcular olması şaşırtıcı mı? Cyclocross’u bilenler için değil. Öyleyse biz bilmeyenlere yardımcı olmaya çalışalım.

Bisiklet sezonu bitmemişti ya?

Bisiklet sezonu şubat ayındaki yarışlarla başlar. O dönemin en şaaşalı ismi kuşkusuz Milan-San Remo yarışıdır. Ardından Bahar Klasikleri rüzgarı esmeye başlar. Ronde ve Paris-Roubaix iki pazar günü arka arkaya sevenlerini ekran karşısına (şanslıları yarış alanına) çiviler. Sonrasında Giro ile büyük turların arz-ı endam vaktidir. Aralarında Türkiye Turu’nun da olduğu haftalık yarışlar, Fransa Turu, Vuelta derken, 1-2 sonbahar klasiği ve Dünya Şampiyonası’nın eda edilmesiyle bisiklet sezonu kapanır. Ve cyclocross sezonu başlar!

Adı üstünde: Bisikletle kros. Çamurlu, taşlı, parkeli, alabildiğine dik yokuşlu bu yarışların mevsimi sonbahar ve kış aylarıdır. Yağmur yağacak ki toz toprak çamura dönsün, tekerler dönemesin! Yokuşlar daha bir çıkılmaz hale gelsin. Bırakın dik yokuşları, düz yollarda bile çamurdan pedal çevirmek mümkün olmayınca sporcular bisikletlerini omuzlarına atar ve koşar adım yola devam ederler. Kuzey yarımkürede şartlar yol bisikletine aman vermemeye başlayınca bazı bisikletçiler antrenmansız kalmamak için cyclocross yaparlar. Ama aslında işin boyutu çok daha fazladır.

Bisiklet yarışında merdiven mi? Yok artık!

Cyclocross 1900’lerin başından itibaren Avrupa ve Kuzey Amerika’da yapılagelen bir bisiklet yarış türü. CX, CCX, cyclo-X gibi isimlerle de anılıyor. Kesin bir bilgi değil belki ama Danel Gausseau adlı bir Fransız piyadesinin ilk kez aklına gelmiş ve ilk cyclocross yarışının onun tarafından düzenlenmiş olduğu söylenir. Tabii ki Belçika ve Fransa gibi bisiklet aşığı ülkelerle Hollanda ve Çek Cumhuriyeti’nde cyclocross çok yaygın. Türkiye’de son 10 yılda adından söz ettirmeye başladı ama bir cyclocross bisikleti almaya kalkarsanız bir MTB ya da yol bisikleti kadar seçenek bulmanız biraz zor.

Yarışlar ağırlıkla 2 ya da 3 kilometre uzunluğundaki kısa parkurlarda, farklı sayılardaki turlarla icra ediliyor. Genelde yarım saat ile bir saat arasında yarış tamamlanıyor. İyi bir cyclocross sporcusu hem bisikleti becerisi yüksek, hem iyi bir koşucu, hem de iyi bir zıplayıcı olabilmeli! Parkurda doğal olduğu gibi suni engeller de bulunur. Küçük tepeler, merdivenler gibi engeller kimi zaman çamur, asfalt, çimen, Arnavutkaldırımı, kum gibi yüzeyleri süsler. Hatta karlı, buzlu ve sular altında kalmış alanlar bile cyclocross bisikletçilerinin yarış pisti olabiliyor.

Pedal çevir, koş, çamuru sev!

Parkurun %80-90’ı civarındaki bölüm pedal çevirmeye müsaitken geri kalan %10-20’lik alanda “Bisiklet omuza!” vaziyeti alınır! Yarışı sadece koşarak tamamlamak yasak., tempo sürekli değişir. Kimi zaman hızlanılırken kimi zaman ayakları yerden kaldırmak bile zor gelir. Bu da hem hızlı, hem güçlü, hem de dayanıklı bisikletçilerin altından kalkabileceği bir yarış olmasını beraberinde getirir. Dayanıklı, becerikli, koşmayı ve çamuru seven bisikletçilerin bu oyun alanına ait yarışları bulursanız kaçırmayın. Belki bir gün siz de yapmak istersiniz. Türkiye’nin asfalt yollarının bile halini göz önüne alınca parkur sıkıntısı çekilmeyeceği de garanti!