Mobilemenu
Profile

Dere Tepe Düz: Anita Gehrig

İkizinizle dağ bisikleti yarışlarına birlikte hazırlanıp, karşı karşıya yarıştığınızı düşünün. İsviçreli Anita ve Caro Gehrig kardeşler tam da bunu yapıyor. İkizlerden Anita ile İsviçre’nin dağlarına doğru sohbet ettik. 

Dağ bisikletine nasıl ve ne zaman başladın?

Ailemiz dağ bisikletiyle her zaman ilgiliydiler ama biz daha çok ata binmeyi seviyorduk. Erkek kardeşimizin 2003 yılında Lugano’daki XC Junior Dünya Şampiyonası’na katılımından sonra başladık. İkizim Caro ile downhill yarışını izlemeye gitmiştik ve yarıştaki hız ve aksiyon bizi hayrete düşürdü. Yarış bizi çok heyecanlandırdı ve biz de denemek istedik. Kısa bir süre sonra babam, abimin XC bisikletiyle beni arazi sürüşüne götürdü ve çok keyif aldım. Sonra bir süre sürmeye başladım ama çok sık değildi. Asıl başladığımız tarih 2006 yılında kış sezonu için gittiğimiz Laax Kayak Alanı’na taşındığımız zamandı. Sonrasında yaz sezonunda da orada kaldık ve bir yaz hobisine ihtiyacımız vardı!

İkizin Caro da bisikletçi hatta çoğu zaman birlikte sürüyorsunuz. Birlikte birbirinizi motive ederek mi başladınız?

İkimizde denemek için arkadaşlarımızdan ilham aldık diyebilirim. O zamanlar Caro, okuluna devam ediyordu ve bisiklet almak için bir bütçesi yoktu. Ben de ona bu konuda yardımcı oldum çünkü bir tane bisikletimiz vardı ve o bisikleti sadece birimizin kullanması gibi bir seçenek yoktu. Bu heyecanı tabii ki de birlikte paylaşmak istedik!

Kim daha hızlı? Birbirinize karşı yarışıyor musunuz?

Nedense çoğu yarışta ben kardeşimi geçiyorum… Ama aslında aynı hızda antrenman yapıyoruz. Hatta çok komiktir ki; 20 dakikadan uzun süren yarışlarda aynı saniyede bitirdiğimiz birkaç yarış oldu.  Konu zıplamalar olunca onun daha sert olduğunu söyleyebilirim. O benden daha az korkar. Enduro yarışlarında her zaman birbirimize karşı yarışıyoruz. O downhill yarışlarına da katılıyor. İşte o zamanlar seyisi olarak elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum!

İkizinle aynı tutkuyu paylaşmak nasıl bir duygu?

Aynı hayali kovalamak harika bir şey. Her zaman birbirimizin yanındayız. Yanında aynı kafa yapısına sahip olduğun bir partnerin varken antrenman yapmak ve seyahat etmek çok daha kolay.

Hobi olarak dağ bisikleti sürmek bir yana, enduro bisikletlerle yarışmak başka bir yana. Hobiden ziyade neden bunu rekabetçi bir boyuta taşımak istedin?

Ailemiz XC yarışlarının içinde olduğu için bunu normal bir şekilde yapmak yerine rekabetçi boyuta taşımış olduk.  Freeride bisikletlerimizi alır almaz yarışa kayıt olduk. Hiçbir zaman pro bisikletçi olmak gibi bir önceliğimiz olmadı. Sadece tüm enerjimizi bu işe verdik ve böylece başarılı olduk. Daha az çalışıyorduk fakat daha fazla seyahat edip, yarışıyorduk. Böyle olunca birden fazla kez para sıkıntısı yaşadık. Bu yüzden sezon bittikten sonra gelecek yıl tekrar devam edebilmek için işimize daha fazla asıldık. Sonrasında sponsorlarımızdan gelen destek artınca da daha az çalışabilecek duruma geldik.

Bisiklet üzerinde yaşadığın en korkunç anını anlatabilir misin?

Geçen sene Şili’de EWS’ye (Enduro World Series) gittik ve hayatımın en büyük kazasını yaşadım. Kazayı önleyemeyeceğimi anladığım an çok korkunçtu. Uçarak kaya yığınının üzerine düştüm. EWS’i bırakmak zorunda olduğum ilk zamandı ve yine de kazanın sonuçları konusunda şanslıydım. Elimde sadece kötü bir kesik ve vücudumun her yerinde çürükler vardı. İki hafta sonra evdeyken elimde iki kemiğin kırıldığını öğrendik. Hayatınızda yarış varsa anlamanız gereken şey şu: Hatalarınızı kabul edin, onlardan ders çıkartın ve ilerleyin.

En sevdiğin bisiklet rotası neresi?

Laax Graubünden’deki evimin yakınlarında sürmeyi çok seviyorum. Gerçekten harika araziler var ve arkadaşlarımızla hızı yakalamak için en güzel yer. Yurt dışından bir yer seçmem gerekirse de kesinlikle Whistler ve çevresi derim. Orası dağ bisikleti için Disneyland gibi.

En büyük hayalin nedir ve ona ulaşınca ne yapacaksın?

En büyük hayalim EWS’i kazanmak ve eğer kazanırsam tekrar denerim!

Dağ bisikleti dışında neler yapıyorsun?

Tutkulu ve bunun eğitimini almış bir şefim. Arkadaşlarım için yemek yapmayı çok seviyorum. Aynı zamanda bahçeyle uğraşıyorum ve kendi yiyeceklerimi kendim yetiştiriyorum. İkisi harika bir döngü oluyor. Kahve de benim için başka bir tutku. Dağ bisikleti dışında da kayak, snowboard, tırmanış, hiking gibi dağlık bir şehirde yapılabilecek daha pek çok şeyle ilgileniyorum.

Bir kadın olarak, erkeklerin çoğunluk olduğu bir sporla ilgilenmek nasıl hissettiriyor?

Aslında erkekler gerçekten bize oldukça destekleyici yaklaşıyorlar, yarış bitişinde bizi motive ederek karşılıyorlar. Bu sporda erkeklerin egemenliğini hissetmiyorum ya da bu beni rahatsız etmiyor. Kadın katılımcılar her geçen gün artıyor ve bu harika!

Antrenman programın nasıl? Başka sporlar da programına dahil mi?

Kışın haftada dört kez spor salonunda antrenmanlarımız oluyor. Burada kışı tam anlamıyla geçirdiğimiz için bisiklet sürme şansımız oldukça limitli. Ama başka sporları ilave etmeyi seviyoruz ve bu yüzden XC kayaklarla dayanıklılığımızı arttırmak için antrenman yapıyoruz. Yazın da mümkün olduğunca bisiklet üzerindeyiz ama yine de yol bisikleti ve fitness gibi başka sporları ilave ediyoruz. Bu antrenmanlarda bize yardımcı olan antrenörümüz Arno Galmarini olduğu için çok şanslıyız.

Dağ bisikletine mental olarak hazırlanma süreci var mı? Bunun için bir şey yapıyor musun?

Şili’deki ağır kazadan önce bu konuda bir şey yapmam gerektiğini hiç hissetmemiştim. Akıl oyunlarımın cidden çok güçlü olduğunu düşünürdüm ama o kaza beni gerçekten şaşırttı. Şimdilerde akıl dengemi korumak için farkındalık antrenmanları ve meditasyon yapıyorum.

Sence başarının sırrı nereden geliyor?

Yaptığım şeyi hiçbir zaman küçümsemedim ve her zaman çok fazla çalışarakve sevgiyle yaptım. Ve her zaman büyük bir keyifle devam ediyorum. Çok fazla ciddiye almamak da benim için önemli. Tam anlamıyla dengeyi kurmakla ilgili.

Sıradaki planlarından bahseder misin?

Kesinlikle birkaç yıl daha EWS’e katılmak. Ardından daha önce çalıştığım turizm sektörüyle ilgili aklımda birkaç fikrim var.

MTB tutkularına söylemek istediğin bir şey var mı?

Sürüşün keyfini çıkartın ve seyahat edin. Hava kötü olduğunda da sürüş yapın. Çamurlu ve ıslak sürüşler sizi daha iyi bir sürücü yapar.