Mobilemenu
Profile

Doğaya Kaçış Konulu En İyi 5 Film

Bazen azılı suçlular, bazen ilk aşkını yaşayan çocuklar bazen ise yaşadığı hayattan sıkılıp özüne dönmeye çalışan aileler… Sinema her zaman doğaya kaçışı bir metafor ya da bir gereklilik gibi karşımıza getirmiştir. Örnek çoktur elbette ama aralarından neredeyse her türe ait birer seçim yaptık.

Captain Fantastic (2016)

Geçtiğimiz yıl salonları ziyaret eden Captain Fantastic sıra dışı bir aile ile tanıştırmıştı bizi. Modern dünyadan kaçan ve doğanın göbeğinde bir kabine yerleşen Ben Cash, altı çocuğu ile birlikte ABD’nin Kuzeybatı Pasifik ormanlarında yaşamaya başlar. Çocuklarını tamamen doğa kurallarına göre büyüten, onları kendi sistemi ile eğiten Ben’in mutlu hayatı eski eşinin ölümüyle allak bullak olur. Çocuklar annelerinin cenazesi için kente gitmek ister ve Ben’in “cennet” diye resmettiği doğa hayatında düzen yavaş yavaş bozulmaya başlar. Hem komik hem de dramatik anlara ev sahipliği yapan film özellikle oyuncularının performansı ve mükemmel doğa görüntüleriyle ilgiyi hak ediyor.

Moonrise Kingdom (2012)

Günümüzün en popüler yönetmenlerinden Wes Anderson’un bu filmi bir izci kampında başlıyor. Bu kampta birçok çocuk hem doğanın koynunda bir eğitim görüyor hem de hayatın çeşitli zorluklarına karşı ilk derslerini alıyorlar. İşte burada tanışan iki ufaklık Sam ve Suzy, kendi başlarına kalmak ve biraz da kamptan kurtulmak için bir gece kaçmaya karar verirler. Ormanın derinliklerinde, sahillerde, dağlarda her yerde dolaşan ilkinin peşinde ise hem aileleri hem de kampın komik mi komik oymakbaşısı vardır. Oldukça eğlenceli bir film olan Moonrise Kingdom dans sahnesiyle de adından sıkça söz ettirmişti.

Badlands (1973)

Aynı zamanda “sinema tarihinin en iyi filmleri” listelerinin de en başlarında görebileceğiniz Badlands, tam bir “suçlu aşıklar yollara düşer” filmi. Evet, bu tarzda yapılmış birçok film vardır tarihte ama belki de en iyisi Badlands’tir. Filmde yaşadıkları hayattan sıkılan ve bir cinayetin ertesinde bir arabaya atlayıp evi barkı terk eden Kit ve Holly ile tanışıyoruz. Amerika’nın çoraklarına doğru sürerken cinayetler de işleyen ikili en sonunda bir ormana varır ve burada bir ağaç ev yaparak günlerini burada geçirmeye başlarlar. Ama doğa onları ne kadar saklayacaktır? En az bir kez izlenmesi gereken başyapıtlardan.

Where the Wild Things Are (2009)

Fantastik bir filmle devam edelim. Maurice Sendak’ın aynı adlı meşhur kitabından uyarlanan filmde mutsuz bir ailesi olan Max ile tanışmıştık. Sokaktaki arkadaşlarının onu ezmesi, annesinin ve kardeşinin ilgisizliği ile daha da içine kapanan Max bir gün evden kaçar ve ormanın derinliklerine doğru yol alır. Karşısına çıkan bir kayığa atlayıp yol almaya devam eden küçük çocuk en sonunda bir başka ormana varır ve burada oldukça tuhaf ama sevimli canavarlar ile tanışır. Canavarlar onu kralları olarak benimser ve Max’in mutlu hayatı başlar.

Into the Wild (2007)

Eh, böyle bir liste yapıyorsak ve Into the Wild’ı almazsak elbette olmaz. Artık bir modern klasik olan film birçok insanın hayatını değiştiren bir popüler kültür ögesine de dönüşmüş durumda.

Çok iyi bir eğitim gören ve varlıklı bir aileden gelen Chris, mezuniyet töreninde istediği hayatın bu olmadığını anlar ve her şeyini bir hayır kurumuna bağışlayıp çantasını sırtına atıp yollara düşer. Doğanın kalbine doğru yaptığı yolculukta birçok ilham veren insanla da tanışan Chris’in serüveni Alaska’nın soğuk ve ıssız ormanlarında sona erdiğinde henüz 24 yaşındadır. Gerçek bir hikayeden uyarlanan film, her geçen gün yeni hayranlara sahip olmaya devam ediyor.