Mobilemenu
Profile

Dünyayı Gezen Maceracı Bir Kadın: Gül Yıldırım

Gül Yıldırım, 2016’daki Atlantic Crossing’te okyanusu geçmeyi başarmış bir yelkenci, aynı zamanda bir gezgin. Hatta “gezgin” tabirini o kadar çok hak ediyor ki henüz 29 yaşında olmasına rağmen dünyanın farklı noktalarındaki 32 ülkeyi görmüş bile… Biz de bu maceracı kadını yakalamışken, bizlere ilham aşılaması açısından bir söyleşi gerçekleştirdik. 

Öncelikle seni biraz tanıyabilir miyiz? Nelerle uğraşıyorsun? Elbette dünyayı gezmek dışında…

Arkeoloji ve sanat tarihi sonrasında 2 yıl moda eğitimi aldım ve tekstil ile uğraşmaya başladım. Üniversiteden sonra 3, 4 yıl çalıştıktan sonra ilk uzun seyahatimi planladım. Üniversite ve çalışma hayatim boyunca ufak tefek yurt dışı seyahatlerim oluyordu ancak genelde Avrupa sınırları içerisinde kaldı.

Klasik ama bir o kadar sorulması gereken soruyla devam edelim. Peki, yelkene ilgin ve dünyayı gezme fikrin nasıl doğdu?

Benim çocukluyum Antalya’da geçtiği  için denizle iç içe yelkene meraklı bir ailede büyüdüm. Özellikle halam benim dünyayı gezme hayalimin temellerini oluşturmuştu. Ve nitekim 2015 Ağustos ayında Kos’tan başlayan maceram 2016 sonlarında Karayip’te yer alan Grenada Adası’nda son buldu. 1 yılı aşan bir maceraydı ve gerçekten unutulmaz bir deneyimdi. Yelken disiplininde ise 2016’daki Atlantic Crossing kapsamında okyanusu yelkenle geçtim. Gerçekten büyüleyiciydi.

Bu uzun yelken yolculuğunda elbette unutulmaz anların olmuştur, bizimle paylaşmak ister misin?

Elbette. Gerçekten uzun bir maceraydı, haliyle hikayesi de uzun ve anlatmakla bitmez. Ama en çok, oldukça büyük iki orkanın teknemizi takip etmesini unutamıyorum. Önce köpek balığına benzettik ama özellikle biri fazla büyüktü. Evet, onlar katil balina olarak bilinen orkalardı… Takipleri neredeyse 2 saat kadar sürmüştü. Bu ürkütücü anın dışında bir de beni çok üzen bir görüntü aklımdan çıkmıyor. Cape Verde hizasında batıya döndükten sonra okyanusun üzeri yosun ve ölü denizotlarıyla kaplıydı. Dünya için fazlasıyla endişelendiğim bir andı.

Paylaşımlarından gördüğümüz kadarıyla maceralarında oldukça eğleniyorsun. Peki, hedefin nedir? “Şunu yaparsam artık dünya turumu tamamlamış olacağım” dediğin bir şey var mı?

Evet, hayattan zevk almasını bilen birisiyim. Her yeni yer benim için ayrı bir heyecan, bilinmezlik… Kesinlikle bu heyecanımı yani “dünya turunu” bitirmek gibi bir hedefim yok. Nasıl olabilir ki?  Görülecek o kadar yer varken... İlk etapta hep amacım 30 yaşından önce 30 ülke ve kuzey ışıklarını görmekti. Henüz 29 yaşındayım çok şükür ki 32 ülke gördüm bile...

Peki, ekonomik olarak durumu nasıl idare ediyorsun? Geziyi hesaplı hale getirme önerilerin var mı okuyucularımız için?

Ben bu konuda oldukça şanslıyım. Tekne ile yaptığım uzun seyahati çalıştım dönemde biriktirdiğim para ile finanse ettim. Ondan sonrakiler kısa sureli (en uzunu 10 günlük İzlanda macerasıydı) seyahatler olduğu için ailemin  desteği ile gerçekleştirdim. Erkek arkadaşım da bu tutkumun farkında, o nedenle birkaç seyahatimi de onunla birlikte plandık.

Bildiğimiz kadarıyla şu ana kadar 32 ülke gezdin. En çok aklında nereler kaldı, en sevdiğin, en etkilendiğin yerler nereler? Nedenleriyle birlikte…

En sevdiğim soru... O kadar çok var ki! Ben bir yerin havasına bile aşık olabilen bir tipim. Zaten seyahat boyunca “buluta bak, dağa bak, oha çok güzel!” diye gezen birisiyim. 

Sicilya’nın kuzey batısında Vulcano isimli bir ada var. Adi üstünde hala aktif bir ada olduğu için havadaki sülfür kokusundan, toprağına kadar inanılmaz farklı gelmişti.

Kanarya Adaları’ndan Lanzarotte Adası dünyadaki en sevdiğim yer olabilir. Tabii gördüklerim arasında. Adaya gidince sanki uzayda yeni bir dünyaya gelmişsiniz gibi hissediyorsunuz. Aktif gaz çıkışları olan toprağın rengi bile siyaha yakın, farklı bir ada. Adada irili ufaklı yüzlerce mağara, seyir tepeleri, içinde yüzlerce çeşitli kaktüs bahçeleri mevcut. Kesinlikle ölmeden önce görülmesi gereken yerlerden....

İzlanda bir diğeri. O kadar farklı bir iklim ki… Burada kuzey ışıklarından mi bahsetsem, buzullardan mı, yoksa şelalelerinden mi bilemiyorum... Ama kesinlikle görülmesi gerekiyor.

Ve tabi ki Karayipler... Burada irili ufaklı 20 den fazla ada gördüm... Bunların arasında en sevdiğim Dominika (bu Acun Ilıcalı’nın yarışmalar düzenlediği ada değil tabii). Güney Karayipler’de 70.000 nüfuslu yağmur ormanlarıyla ünlü adası... Tobago Cays denizinin rengini, kumunu, deniz kaplumbağalarını hala gözümü kapattığımda görebiliyorum.  Ve tabi St. Marteen ve Saint Barthelemy’in eğlencesini ve gece hayatını unutamam!

Sosyal medyada fotoğrafların oldukça etkileyici. Sanki profesyonel fotoğrafçını yanında taşıyor gibisin?

Günümüzde iPhone’u olan ve birkaç iyi app kullanan herkes harika fotoğraflar çekebilir. Fotoğraflarımı çoğunlukla Lightroom ve Tezza ile editliyorum. Tavsiye ederim.

İlgilendiğin, yapmayı çok sevdiğin macera sporları hangileri, tabii yelken dışında?

Evet, artık okyanus geçtiğime göre profesyonel yelkenciyim diyebilirim. İki yıldır rüzgâr sörfü yapıyorum. Su altı dalışlarında profesyonel değilim ancak çok dalış yaptığım için 3 yıldızım var. Sporla iç içe olmayı bir meditasyon olarak görüyorum. 

Peki, “mutlaka ölmeden önce denemeliyim” dediğin spor?

Mutlaka yapmam gereken macera sporu elbette skydiving!  O kadar çok istiyorum ki sanırım bi kaç yıl içerisinde gerçekleştireceğim. Araştırmalara başladım bile...

Cevaplar için teşekkürler! Bundan sonra planın nedir, hangi ülkede maceraya atılıyorsun?

Ben çok teşekkür ederim. Çok keyifli sorular hazırlamışsınız. Yelkencilerin bir inanışı vardır, yeni yer ya da plan, oraya gidinceye kadar söylenmez. Uğursuzluk getirdiğine inanılır. Birkaç seyahat planım var elbette, takipte kalın!