Mobilemenu
Profile

Everest’te Hayat Kurtaran Bir Dostluğun Hikayesi

Everest’e çıkmak tüm dağcıların en büyük hayalidir.  Ama bazen bu hayalin kabusa döndüğü anlar da olur. Zira, Everest bir hayal olduğu kadar inanılmaz zorlu bir meydan okumadır ve bazen o meydan okumalar sizi hayatta kalma savaşının içine bile sokabilir.

Everest’e çıkma hayaline sahip olan dağcılardan biri de Aydın Irmak.  Aydın, 2012’de, 46 yaşındayken Everest’in zirvesine çıkmayı başardı. Ama bu oldukça zorlu bir tırmanıştı ve Aydın inanılmaz yorgundu. Etrafındakilerle birlikte sadece beş altı dakika civarı zirvede durduktan sonra inişe geçti. Fakat hava çok soğuktu ve Aydın bir yerden sonra sadece yürümeye başladı.

Uzun uzun yürüdükten sonra oksijeni biten ve ölümle burun buruna gelerek bilincini kaybetmeye başlayan Aydın’a yardım İsrailli genç bir dağcıdan gelecekti.

Aydın’ın inişi sırasında İsrailli dağcı Nadav Ben-Yehuda, Everest’in zirvesine çok yaklaşmıştı. Hatta genç dağcı 250 metre daha dayanırsa Everest’in zirvesini gören en genç İsrailli olacaktı.

O yıllarda 24 yaşında olan Ben-Yehuda zirveye çok yaklaşmışken donmak üzere olan ve daha önceden tanıdığı arkadaşı Aydın’ı gördü ve bir an bile düşünmeden onu sırtlayıp, en yakındaki kampa götürmek için 8 saatlik uzun bir yolculuğa başladı. Üstelik o 19 Mayıs gecesinde hiç kimse Aydın kadar şanslı değildi. Tam dört dağcı olumsuz hava şartları nedeniyle Everest’te hayatını kaybetmişti.

Ben-Yehuda, sırtladığı Aydın Irmak’ı tam 1000  metre boyunca sırtında taşıyarak en yakındaki 4. kampa eldivensiz ve oksijensiz taşımayı başardı. Bu durum o yıllarda epey gergin olan İsrail – Türkiye ilişkilerine bile olumlu yansımıştı. Ve haber İsrail basınına “İsrailli Everest Dağcısı, Türk Kardeşini Kurtardı” manşetiyle taşınmıştı.

İsrailli genç dağcı Nadav, o günü şöyle anlatmıştı: “Zirveye çıkmama sadece 250 metre kalmıştı. Sonra Aydın’ı baygın bir şekilde buldum. Açıkçası tek bir an bile tereddüt etmedim. Ona yaklaşıp 'Aydın, Aydın, kardeşim beni duyuyor musun? Bacaklarını kıpırdatabilir misin?' dedim. Beni duyuyordu ama cevap verebilecek durumda değildi. Ben de onu sırtladım ve Sherpa rehberi ile birlikte 8 saatlik uzun bir yolculuğa başladım.”

Bu olağanüstü hayat kurtarma öyküsünün diğer tarafı olan Aydın Irmak ise olayın daha çok sonrasını hatırlıyor: “Everest’in zirvesinde altı dakika kaldıktan sonra inişe başladım. Yürüdüm yürüdüm yürüdüm. Ne kadar uzun bir süre yürüdüm bilmiyorum. Çok karanlıktı ve artık oksijenim bitmişti. Ve sadece durduğumu hatırlıyorum. Sonrası yok. O durmadan sonra hatırladığım tek şey ise Nadav’ın  'Aydın, Aydın, kardeşim beni duyuyor musun? Bacaklarını kıpırdatabilir misin?' demesi ve etrafımda maalesef hayatını kaybetmiş dört dağcının olmasıydı."

Olayın sonrası gerçekten bir hayat savaşı. Kendi durumunun Nadav’ın da hayatını tehlikeye soktuğunu fark eden Aydın, Nadav’a “Beni bırak, Sen devam et” demiş. Ama kahraman Nadav Aydın’ı dinlememiş ve donmak üzere olan dağcı arkadaşını sırtlamış. “Ölmek üzereydim” diyor Aydın. “Ama Nadav hayatımı kurtardı”

Hikaye burada bitmiyor elbette. 2012’de bu haber her iki ülkede de çokça yankı bulmuş ve İsrailli dağcı Ben-Yehuda, Simon Peres tarafından onur nişanı ile ödüllendirilmişti. Hatta daha sonra her iki dağcı da hem ülkemizde hem de İsrail’de konuk edilip ödüllendirilmişti.

Hikayenin bir diğer olağanüstü kısmıysa, Aydın Irmak'ın o gece Everest’te dört parmağını kaybetmesine rağmen ertesi sene -yani 2013’te- yeniden Everest’e çıkmak için kollarını sıvaması ve ölümün kıyısından döndükten sadece bir yıl sonra bu kez güvenli bir şekilde Everest’in zirvesine çıkmayı başarmasıydı. Dağcılar asla pes etmez.