Mobilemenu
Profile

Game of Thrones'u Yaşayabileceğiniz Kuzey İzlanda Turu

Logan Hill dünyadaki birçok insan gibi bir Game of Thrones hayranı. Profesyonel fotoğrafçılık yapan Hill, bu hayranlığını biraz uç noktalara taşımaya karar vermiş ve dondurucu bir macera için Kuzey İzlanda’ya doğru yola çıkmış. Amacı Game of Thrones’un ilham aldığı topraklarda dizinin izini sürmek ve Yedi Krallık’ın tüm diyarlarını keşfetmekti.

Ocak ayının sonunda bir sabah Reykjavik'ten İzlanda'nın kuzeyindeki kasvetli karanlığa inişli çıkışlı bir uçak yolculuğu yapan Hill, sabah saat 8'de Akureyri Havaalanı'nın buz gibi pistine indi. Üstünde inanılmaz kalın giysiler olmasına rağmen de neredeyse donacak kadar üşüyordu.

Westeros'un kuzeyine doğru ilerleyen Jon Snow gibi yolculuğuna başlayan Hill, kıyı boyunca kuzeydoğuya doğru ilerlerken, gökyüzünün yavaşça parladığını ve sonsuz bir kar yağışının başladığını söylüyor. O andan itibaren GoT dünyasının tüm atmosferini hissetmeye ve meşhur “Kış geliyor “lafının somut anlamına ulaştığını da ayrıca belirtiyor.  “Çevremizde hiçbir kontrast yoktu, ufuk yoktu, beyaz manzaranın parıldayan bir parıltısı, beyaz bir gökyüzüne akıyordu. Artık gerçekten de sisli GoT dünyasındaydım.”

Pop kültürünün doğumundan bu yana, insanlar Sunset Bulvarı veya Manhattan'ı görmek için Hollywood ve New York gibi kentlere akın ettiler Bazıları ise Yeni Zelanda'da Yüzüklerin Efendisi yolculuğuna ya da Harry Potter'ın için İngiltere gezisine çıktılar. Ama Game of Thrones yolculuğu hepsinden çok daha zorlu. “Üşümediğim ve titremediim tek bir an bile hatırlamıyrum,” diyor Hill.

Hill bu zorlu görevinde yalnız değildi. Kendisi gibi fotoğrafçı birkaç arkadaşı da ona eşlik etti ve şahane anları kare halne getirdi. Ekibin en zorlandığı anlar bu tutmuş dağlara tırmandıkladı bölümler olmuş. Bol bol uçurum kenarına denk gelen Hill özellikle Goğafoss şelalelerine hayran kalmış. “İzlanda'nın en muhteşem yerlerden biri olan Goğafoss şelaleleri. GoT'daki uçurumları hatırlatan ve oralara en çok ilham veren yer. O kadar yüksekten akıyor ki insan sanki göküzünden geliyormuş gibi hissediyor.”

Dizideki meşhur Duvar için biraz daha kuzeye giden ekip Myvatn Gölü'nü geçip Dettifos kenarına gelmiş ve oradaki uçurumlarda artık gerçekten de GoT dünyasında olduklarını hissetmiş. Korkutucu Ytri-Selbunga dağının yanından geçen bir grup vahşi at ise dizinin tekinsiz dünyasını iliklerinde hissetmelerini sağlamış.

Hill ve arkadaşları gündüzlerini GoT rotasında geçirirken akşamları da boş durmamış. Çektikleri görüntüleri montajlayıp gece nöbetleşe uyumuşlar. Nöbet nedeni ise ateşin sönmesi ile oluşabilecek hipotermi riski. Ayaktaki herkes ateşi biraz daha harlamış. Binden fazla fotoğraf çeken ekip ellerindeki materyallere göz attıklarında ise hayal kırıklığına uğramış çünkü çoğu resimde hava şartları nedeniyle yeterince keskin ve net kareler yakalayamamışlar.

Hill o anları şöyle anlatıyor: “Fotoğraflara bakıp hayal kırıklığına uğradıktan sonra dizüstü bilgisayarımı kapattım. Aklımda ise Game of Thrones’un en meşhur repliklerinden biri yankılanıyordu: Hiçbir şey bilmiyorsun, Jon Snow.”

Uzun ve soğuk günlerin ardından görevini tamamlayan Hill, aynı macerayı yaşamak isteyenlere ise tavsiyeler veriyor. “Reykjavík dışındaki Keflavík Havalimanı'na uçun ve başkentin turistik yerlerini bir gün boyunca dolaşıp büyük yolculuğa ısınmaya başlayın. Emin olun kuzeye doğru gittikçe o soğuğu bile özleyeceksiniz.”

Hill’in yolculuğu elbette bir cesaret işi. Ama siz de onun kadar büyük bir GoT hayranıysanız, Logan Hill’in bloguna uğrayın ve yolculuk sırasında neye ihtiyacınız var bölgeye nasıl ulaşırsınız gibi konularda bilgiler alın. Bizim ise elbette tek bir önerimiz var: Sıkı giyinin.