Mobilemenu
Profile

Gelmiş Geçmiş En İyi 5 Kadın Koşucu

Florence Griffith-Joyner

Gelmiş geçmiş en iyi kadın koşucular sıralaması yaparsanız o listenin en başlarına hatta zirvesine yerleştirmeniz gereken ilk isim Florence Griffith-Joyner olur.

1984 ve 1988 olimpiyatlarında iki gümüş ve üç altın madalya olmak üzere toplam beş madalya kazandı. Hem 100 hem de 200 metre branşlarında dünya rekoru kırdı. Bu rekorlar bugün bile henüz aşılabilmiş değil. Aynı olimpiyatta 4x100’de de koşmuş ve ABD’ye altın madalya kazandıran isimlerden birisi olmuştu.

28 yaşında sporu bırakan 38 yaşında ise kalp krizi geçirip hayata veda eden Florence’in ardından birçok doping söylentisi çıksa da bunların hiçbiri resmi olarak kanıtlanamadı. Bu yüzden sıra dışı moda anlayışıyla da hatırlanan bu inanılmaz kadın bugün bile gelmiş geçmiş en büyük kadın spor atleti olarak anılıyor.

Wyomia Tyus

Eğer özel bir zaman aracı icat edip 1960’lı yıllara dönsek ve dünyanın herhangi bir yerinde sokağa çıkıp “günümüzün en iyi koşucusu kim?” diye bir soru sorsak cevap kesinlikle şöyle olurdu: Wyomia Tyus.

1964’te 100 metre rekoru kıran daha sonra 1968’de kendi rekorunu yenileyen Tyus’un ardından bu alanda rekor yaklaşık 30 yıl boyunca kırılamadı. 1985’te Olimpiyat Müzesi’ne adı kazınan sporcu kariyerini erken yaşta noktalasa da toplamda iki olimpiyatta üç altın bir bronz madalya kazanarak tarihe geçti. 2010’da yapılan ve kadın erkek ayırt etmeksizin gelmiş geçmiş en iyi 100 atleti belirleyen bir soruşturmada, ilk 20’de onun ismini görebilirsiniz.

Wilma Rudolph

Wilma Rudolph’un başarısı biraz da hayat hikayesinde saklı. 20 çocuklu bir ailenin son fertlerinden olan Wilma biraz da bu sebeple prematüre olarak doğmuş ve 11 yaşında kadar sol bacağında protezle dolaşmıştı. Çocuk felci de dahil birçok hastalıkla mücadele eden Wilma 16 yaşında tam olarak sağlığına kavuşmuş ve o günden sonra kendini spora vermiş.

İlk olarak 1956 Melbourne’de 4x100’de bronz madalya aldıktan sonra, asıl başarısını 1960 Roma Olimpiyatları’nda yakaladı. 100, 200 ve 4x100 metre yarışlarında altın madalya kazanarak o güne kadar görülmemiş bir başarı elde etti. Madalyalarını 20 kardeşli ailesi ile kutladığı görüntüler de bu başarı kadar tarihe geçti.

Irena Szewińska

Hemen yukarıda adını andığımız Wilma Rudolph’un ardından 1964’te atletizm dünyası yeni bir kadın atletten bahsediyordu. Irena Szewinska 64 Tokyo’da 4x100 bayrak yarışında ülkesi Polonya’ya altın madalya getiren koşuyu yapmıştı.

Irena Avrupa’da zaten rüştünü ispatlamış bir atletti ama 1968 Meksika Olimpiyatları’nda afro-amerikalıların domine ettiği 200 metre yarışında kazandığı altın madalya onu tarihe geçirmeye yetecekti. Bu başarısını 76 Montreal’de bu kez 400 metrede tekrarlayan Irena toplamda 10 olimpiyat madalyasına ulaşarak o güne kadar görülmemiş bir atletizm başarısına imza atmıştı.

Marita Koch

1983 yılında atletizm dünyasında adı en çok zikredilen isimdi Marita Koch. 1980 Moskova Olimpiyatları'nda aldığı iki madalya onu zaten popüler yapmıştı ama 1983’te Helsinki’deki Dünya Atletizm Şampiyonası’nda 3 altın 1 bronz madalya kazanınca adını bir anda en iyiler listesine yazdırdı.

400 metreyi 47.60 ile koşan ve rekoru bugün bile kırılamayan Koch ile ilgili diğer Doğu Alman atletlerinde olduğu gibi birçok doping söylentisi çıksa da bunların hiçbiri kanıtlanamadığı için adı en büyükler arasında durmaya devam ediyor.