Mobilemenu
Profile

Macera Sporları Fotoğrafçısıyla Tanışın!

Öncelikle kendinizi bizi anlatır mısınız biraz?

1980 yılında İstanbul’da gezegene iniş yaptım. 15 yaşında da simitin gevrek, çekirdeğin çiğdem olduğu İzmir’e taşındık. Fotoğraf kariyerim başlamadan önce, Ege Üniversitesi, Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu’ndan mezun oldum ve ayni okulda yüksek lisansıma devam ettim.

O zaman fotoğrafçılık konusuna gelebiliriz hemen. Peki, nasıl doğdu fotoğrafçılık aşkı? Bu konuda yetenekli ve arzulu olmanızı ilk nasıl fark ettiniz?

10'uncu yaş günümde ailemden hediye olarak fotoğraf makinesi istedim. Alınan makineyi de beğenmeyip ısrarla flash ve objektifi olan analog bir makine almak üzere ailemi fotoğrafçıya gitmeye ikna ettim. Babam fiyatı görüp itiraz etse de fotoğrafçının: “Abi çocuğun hevesini kırma, bu işin nereye gideceği belli olmaz.” demesi üzerine ilk makinemi almış oldum. Uzun yıllar bu makineyle çalıştım. Çocukluk yıllarımda sahip olduğum makineyle çok mesaimiz oldu. Lise son sınıfta da dijital kompakt bir makineye geçiş yaparak farkında olmadan fotoğrafçılık kariyerime başlamış oldum.

Peki, sizce bu alana ilgi duyan herkes, başarılı bir fotoğrafçı olabilir mi? Biraz geçtiğiniz yollardan bahseder misiniz?

İlgi duymak bu ateşin ilk kıvılcımı ama makine ile mesai yapmak, bu ateşi harlayan en önemli faktör. İnternet üzerinden öğrenme kanallarının yaygınlaştığı bir dönemde, bu işi uzun ve zorlu yollardan öğrenmiş birisi olarak usta-çırak ilişkisini bir kez daha vurgulamak isterim. Bugün herkes fotoğraf çekebilen bir alete sahip. Ama fotoğrafçılık uzun bir yol ve bu süreçte işin matematiğini öğrenebileceğiniz, size yol gösteren bir usta bulmak çok önemli. Benim içinde fotoğraf sanatçısı olma yolunda ki hikayemde o ustayı bulduktan sonra başladı. 

Uzun sayılabilecek bir süre boyunca çanta taşıdım, ışık kurdum, makine ayarlarını kontrol ettim. Ama hiç deklanşöre basmadım. İşimiz gördüğün anı makineye kaybetmek olunca gözlem de en kıymetli yeteneğin haline geliyor. Çok iş gördüm. Ve bu süreç boyunca ışığın neden oraya kurulduğunu, neden o sahnenin kurgulandığını düşündüm. 

Deklanşöre basma olgunluğa eriştikten kısa bir süre sonra, kurguladığımız sahnelerde hep bireyin eksikliğini hissettim. Aksiyon! 

Spor eğitimi almış, yeni bir fotoğrafçı olarak profesyonel hayatımda bu iki tutkumu bir araya getirebildiğimi keşfettiğim an kendi kanatlarımla uçmam gerektiğine karar verdim. 

Yeni bir arayışa girdiğim 2014 senesinde yolum Red Bull ile kesişti. Bugün dünya genelinde Red Bull Photography bünyesindeki 383 fotoğrafçıdan birisiyim. Ayrıca 2017 senesinden beri de spor fotoğrafçılığı kategorisinde Nikon marka temsilcisi olarak aksiyon anlarını yakalamaya devam ediyorum.

Daha çok aksiyon ve macera sporları fotoğraflarıyla ilgileniyorsunuz ve pek çok yer gezdiğinizi görüyoruz. Gittiğiniz yerlerde en çok nerelerde deklanşöre basmayı çok sevdiniz?

Bu işin en sevdiğim yanı ofisimin dört duvarının olmaması. Fotoğraf makinem ve bilgisayarımla bazen bir kanyon kenarında, bazende yamaç paraşütünün yolcu koltuğunda çalışabiliyorum.

Türkiye kısa mesafeler kat ederek biribirinden farklı sahneler yakalamanızı sağlayan benzersiz bir coğrafya. Çekim için gittiğim yerler arasında beni en çok etkileyen; Samsun Şahinkaya Kanyonu, Kelebekler Vadisi, Ölüdeniz, Olimpos Teleferik, Kemer Dağları, Boyabat Kalesi, Sarıkamış ve Marmaris oldu. 

Hiç iyi bir kare yakalayayım derken tehlike atlattığınız oldu mu?

Aksiyon fotoğrafı çekiyor olmam, tehlike sınırlarında gezdiğim anlamına gelip insanları korkutmasın. Önce iş güvenliği! Nerede duracağınızı, nerede çekim yapabileceğinizi ve riskleri ön görebiliyor olmanız gerekiyor. 

İşin doğası gereği emniyet kemeri, güvenlik halatı vb. önemlemler risk faktörünü azaltmada en büyük yardımcım. 

2017 Red Bull Sea To Sky çekimleri sırasında motosikletlerin su geçişini yakalayabilmek için o kadar yakın durmam gerekti ki motor geçip gittiğinde ben ve makinem çamur içinde kalmıştık. Ama o yakaladığınız kareyi gördüğünüz de bütün bu kirliliğe değdiğini anlıyorsunuz ve bu talihsiz olay size anlatacağım tatlı bir hikaye olarak anılarım arasında yerini alıyor.

Bu meslekte birçok insan hikayeleriyle de karşılaştınız elbette. Peki, onların içinden sizi en çok etkileyen hikayeler hangileriydi?

Red Bull farklı disiplinlerden bir çok sporcuyu bünyesinde bulunduran kocaman bir çatı. Beraber çalışmaya başladığımızdan dönemden bu zamana kadar çok farklı disiplin ve profesyonellik seviyelerinden bir çok atletle çekim yaptım. Bunların arasında beni en çok etkileyen rüzgar sörfü sporcusu Abdurrahim Korkmaz’ın hikayesi oldu.

Apo’nun hikayesini buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Fotoğrafçı olmanın negatif tarafları neler sizce? Örneğin eş-dost arasında sıkça “Mahmutçuğum gel de iki pozumuzu çek” diyen çıkıyor mu?

Siz beni fotoğraf sanatçısı Mahmut Cinci olarak tanıyorsunuz. Ama arkadaş çevremde ya da sokakta, mesleğimden bağımsız olarak bir insanım.

Atina’da bir turist, fotoğrafını çekmemi istemiş elime Nikon makinesini tutuşturmuştu. Makineyi de nasıl kullanacağımı bilmediğimi düşünerek, nereden bakacağımı nereye basacağımı anlatarak güzel bir kare yakalamamı istemişti.

Alnımda fotoğraf sanatçısı yazmıyor ya da ben zaten fotoğrafçıyım bana işimi mi öğretiyorsun gibi bi tavrım olamaz. Bu kimliklerden sıyrılmak lazım herkesten bişey öğrenebilirsiniz. 

İşimin en zor tarafına gelecek olursak, kesinlikle lojistik. 35 kg. yakın çantayı her yere taşımak ciddi bir fiziksel güç istiyor. Tek başıma çalıştığımı düşünürsek, o çantayla uzun kilometreler yürümem, tırmanmam gerekebiliyor. Bir de çekim sonrası, yüzlerce kare arasından en doğru kareyi seçmek var. Bazen dönüş yolunda arabada ya da uçakta çalışmaya devam etmem gerekiyor. Fotoğraf çekmek, deklanşöre bastın ve bitti kadar kolay değil. Çekeceğin kareye uygun ekipmanları hazırlamaktan, çıkan kareleri teslim edene kadar geçen bir süreç olaya böyle yaklaşıyor olmak lazım.

Farklı ilgi alanlarınız da vardır elbette fotoğrafçılık dışında.

İşimin en zor tarafının fiziksel güç gerektirdiğinden bahsettim. Bu sebeple haftada 3 gün fitness yapıyorum 2-3 günde koşmaya çalışıyorum. İşimi ileri taşımak için yapacağım en büyük yatırım ekipmanlarımı güncel tutmak olduğu kadar bedenimi de fit tutmak.

Ayrıca fırsat buldukta motorsikletimle yeni yerler keşfetmekten büyük zevk alıyorum.

Peki, çekimleri yaptığınız sporlardan en çok hangisine hevesle baktınız? “Acaba ben de mi yapsam” dediğiniz branşlarla karşılaştınız mı?

Wingsuit basejump, yamaç paraşütü, skydive … Sanırım gökyüzünde olmak beni heyecanlandırıyor. Bir de ralli aracında olmak isterdim.

Fotoğrafçılıkla ilgili hayallerinizi alsak? Mesela daha çok macera sporları alanınız ancak sizi daha farklı mecralarda da görebilir miyiz gelecekte?

Bugün olduğum noktaya gelmek tesadüf eseri olmadı. Her sene başında kendime senelik hedefler koydum. Ve bu hedefleri gerçekleştirmek için elimden geldiğinde çalıştım. 

2019 yılı için de çeşitli hedefler belirledim. Bu hedefler için çalışırken yakından gözlemlemek istediğim fotoğrafçılar ve çalışmak istediğim atletler var.