Mobilemenu
Profile

Gino Bartali: Bisiklet Üzerinde Geçen Ömür

Eğer yaptığınız sporda iyiyseniz size bir madalya takarlar ve sonra bunu bir yerde sergilersiniz. Ancak iyilik yaptığınız zaman kazandıklarınız ruhunuza takılır ve her yerde sizinle olur.” –Gino Bartali

1914’te İtalya’da dünyaya gelip 2000’de hayata veda eden Bartali, 86 yıllık yaşamına 3 Giro d’Italia ve 2 Tour de France şampiyonluğu sığdırdı. Tam 988 yarışa katıldı ve 184’ünü kazandı. Onu bu sayfaya taşıyan yine bisikletin üzerinde geçirdiği zamanlar oldu ancak yarışırken değil, farklı bir şekilde.

4 çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğu olarak Floransa’da dünyaya geldi. Şarap şişeleyen dükkanlara rafya (bir çeşit kurdele) satarak küçük yaşlarda ailesine yardım etmeye başladı. 13 yaşına geldiğindeyse bu işi bırakıp bir bisikletçide çalışmaya başladı. İtalyan spor tarihinin çok büyük bir bisikletçi kazanma öyküsü de burada başladı. Yeni işine başladığı yıl amatör olarak ilk yarışına katıldı. 1935’te yani bisikletle tanıştıktan 8 yıl sonra ise ilk profesyonel yarışına katıldı ve İtalya şampiyonu oldu. Bundan sonraki 13 yılda, Avrupa’nın en önemli iki bisiklet yarışı olan Giro d’Italia ile Tour de France’ta toplam 5 şampiyonluğa ulaştı. Dönemin en iyi bisikletçilerinden biri olan Bartali’nin 5 şampiyonlukta kalmasının ise bir sebebi vardı: İkinci Dünya Savaşı. Zira 1940’tan itibaren Giro d’Italia, 1938’den itibaren ise Tour de France düzenlenememişti. Öyle bir dönemden geçiliyordu ki, Mussolini’ye en ufak bir eleştiri yöneltenler dahi şüpheli şekilde ölü bulunuyorlardı. Ancak 1938’deki Tour de France zaferini Bartali, o dönem alışılageldiği üzere Mussolini’ye adamayarak kişiliğiyle ilgili dünyaya ilk mesajını veriyordu.

1939’da, savaş Avrupa’ya sıçradığı günlerde Bartali bisikletli postacı olarak orduya katıldı. İkinci Dünya Savaşı’nın resmen başlamasının ardından Almanlar, 1941 kışından itibaren sadece 6 ay içerisinde, aralarında Auschwitz’in de olduğu 5 toplama kampı inşa ettiler Polonya’da. Adım adım Batı Avrupa’dan ilerlemeye başlayan Nazi askerleri, 1943’te kıtanın güneyine indi ve İtalya’daki Yahudileri de yaşadıkları topraklardan ayırıp zorla toplama kamplarına taşımaya başladı. İtalya’da on bine yakın Yahudi, toplama kamplarına götürülüyor ve yedi bini burada öldürülüyordu. İçlerinden bazıları ise cesur insanların sayesinde hayatta kalabildiler…

Floransa Katolik Kardinali’nin, asker ve sporcu olan yakın arkadaşı Bartali’den özel fakat çok tehlikeli bir ricası vardı: Assisi’de Yahudiler için hazırlanan sahte kimlikleri gizlice Floransa’ya taşıması. Bu sahte kimlikler çok önemliydi zira bir Yahudi, İtalya sokaklarında Nazi ya da Mussolini askerleri tarafından durdurulur ve üzerlerinde Yahudi olduklarını simgeleyen bir kimlik kartı çıkarsa doğrudan toplama kamplarına gönderiliyorlardı. Kardinal bunu Bartali’den istemişti çünkü sıradan vatandaşlar o dönemde kontrolleri aşıp rahatça şehirlerarası yolculuk yapamıyorlardı. Bartali ise hem milli bir bisikletçi hem de asker olmasının rahatlığıyla bu görevi başarabilirdi. İtalyan bisikletçi bu ricayı geri çevirmedi. Kayıtlara göre Bartili bu rotada yaklaşık 40 kez gizlice gidip geldi ve bisikletinin gidonu ile gövdesi arasına yaptığı bir düzenekle bu kimlikleri taşıyarak yüzlerce insanın hayatını kurtardı. Floransa’dan aldığı bilgileri ve fotoğrafları Assasi’ye getiriyor, burada kimliklerin hazırlanması için bir süre bekliyor ve yanındaki onlarca sahte kimlikle korkutucu arama noktalarından geçerek eve dönüyordu. Durdurulup arandığında, bisikletinin daha hızlı gitmesi için özel olarak tasarlandığını ve mümkünse parçaların sökülmemesi gerektiğini rica ediyordu. Kimse bu genç askerden şüphelenmedi. Ayrıca bir İsviçre bankasının Genoa’daki hesabından aldığı paraları da Floransa’da saklanan Yahudilere gizlice dağıtıyordu. Aldığı tüm bu riskler yetmezmiş gibi Bartali, birçok Yahudi aileyi evinde ve evine yakın bir mahzende uzun bir süre saklayarak hayatlarını kurtardı.

Savaştan sonra uzun bir süre daha Bartali’nin Yahudiler için yaptıkları bilinmedi. Ta ki ölümüne, yani 2000’e kadar. Ölümünün ardından oğlunun ve şahitlerin yaptığı açıklamalarla bu muhteşem hikaye açığa çıktı. Henüz küçük bir çocukken Bartali’nin evinin bodrumunda gizlenerek hayatta kalan Shlomo Paz, Yad Vaşem’e (Soykırım Şehitlerini ve Kahramanlarını Anma Derneği) başvurarak Bartali’nin dürüstlük payesi ile onurlandırılmasını talep etti. Paz’la birlikte bir kişi daha Bartali’nin yaptığı iyiliklere ve aldığı risklere tanıklık etti. Babasını temsilen Yad Vaşem’deki törene katılan Andrea Bartali, “Babam tüm bunları niçin yaptı? Büyük bir sporcu ve karakterdi. Sahip olduğu tek şeyi; iki tekerleği zor durumdaki insanlar için bir dayanışma aracı olarak kullandı,” şeklinde konuştu.

Bartali savaştan sonra bambaşka bir insan oldu. O günlerde strese, kıtlığa karşı gösterdiği direnç hem fiziksel hem de mental açıdan onu güçlendirmişti. Bu sayede belki de dünyanın en önemli bisiklet yarışları Tour de France ile Giro D’Italia’yı, yaşı ilerlemesine karşın savaştan sonra birer kez daha kazandı.