Mobilemenu
Profile

İşi Gücü Bırakıp Kendini Vahşi Doğaya Bırakan Adam

Danya Schwertfeger de birçok beyaz yakalı gibi yıllardır çalıştığı iş ortamından bıkmış bir ofis çalışanıydı. Bir gün benzer durumda olan herkesin aklından geçirdiği fakat yapmaya cesaret edemediği bir şey yaptı ve işini gücünü bırakıp kendisini doğanın kollarına bıraktı. Hem de Avrupa’nın en vahşi ve zorlayıcı doğa alanına sahip bölgelerinden biri olan İsveç, Vindelfjällen’de. Şimdi gelin bu ilham verici adamın hikayesini kendi ağzından dinleyelim.

"Oraya vardığımda yürüyüş sezonunun birkaç hafta önce sona erdiğini anladım ve trek hakkında bilgi toplamak için birkaç insanla görüştüm. Bu bölgede beni kendine çeken sebeplerin başında Kuzey Işıkları geliyordu. Ancak tanıştığım birkaç kişi uygun mevsim olmadığını ve ışıkları görmenin sadece şans eseri mümkün olduğunu söyledi. Bir gün bölgeye doğru yaptığım bir başka seyahatte uyuyakalmıştım. Kısa bir süre sonra başka bir yolcu beni uyandırdı ve pencereyi işaret etti. Sadece Kuzey Işıklarına tanıklık etmekle kalmayıp, pratikte onların arasında uçuyordum!"

"Artık kafama koymuştum orada bir maceraya dalacak ve gerekirse aylarımı bu vahşi doğada geçirecektim. Fakat param kalmamıştı ve bu sebeple bir iş aramaya koyulup köpek bakıcılığı yapmaya başladım. Bir köpek terbiyecisinin günü, güneş doğmadan önce başlar ve tüm iş bittiğinde biter; bu genellikle 10-16 saat arasına denk gelir. Ödeme ortalamadır ve serbest zaman minimumda tutulur."

"Maceraya dalacağım yere 2 saat uzaklıktaki Kiruna'ya yerleşmiştim. Maceraya dalacağım yere gitmem için 100 kilometrelik bir tren yolculuğu yapmam gerekiyordu. Sık sık git gel yaptım ve işten arta kalan zamanlarımı hayran olduğum, beni buraya çeken yürüyüş parkurlarında geçirdim, tren yolculuğunda rastladığım göllerin, huş ağaçlarının, karla kaplı dağların oluşturduğu İskandinav manzarasının güzelliğini size anlatamam."

"En sonunda işten biriktirdiğim para ile kendime iki haftalık bir tatil verdim ve Abiskojaure’de gölün kenarında yansıtan kuzey ışıklarını bulma umuduyla ilk çadırımı kurdum. Menümde sadece şiddetli rüzgarlar ve durmayan bir yağmur vardı. Bulutların arasından parıldayan hafif yeşil ışık dalgalanmasıını gecelerce takip ettim ve en sonunda o mükemmel Kuzey Işıkları’na şahit olmayı başardım."

"Çadırda geçiremeyeceğim kadar kötü şartlarda ise kamp alanlarında kalıyordum. Bölgede her 10 kilometrede bir kamp alanları var. Bunlar içinde mutfak, ranzalar ve kütük ocağı bulunan küçük ahşap kulübelerdir. Bu kulübeler genellikle İsveç'in sunduğu vahşi kırsalı yaşamak isteyen turistlerle doludur. Bununla birlikte, yılın tenha zamanlarında kulübeler kendi başlarına keşfe çıkanlar için açık bırakılır."

"Hayatımın en huzurlu günlerini geçirdiğim bu yerde her gün nehirler ve akarsuların üzerinden geçmek beni dünyanın tepesinde gibi hissettirdi. Donmuş bir dağ gölü manzaralı puslu bir gün batımının güzelliğini hiçbir şeye değişemem."

"Bir süre daha burada yaşamayı ve bu vahşi doğayı sonuna kadar deneyimlemeyi sürdürmek istiyorum. Dikkat edilmesi gereken e-postalar olmadan, cevap isteyen çağrılar olmadan ve beni bu gezegenin saf güzelliğinden uzaklaştıracak hiç kimsenin olmadığı bir ortamda, çevremi tam olarak takdir edecek zamanım oldu: Dik vadiler, dağ tepelerinden gelen temiz hava ve ayaklarımın altında donmuş zeminin çıkardığı çatırtı… Avrupa'nın son vahşi doğasını bulmayı başardım ve burada çok mutluyum.”