Mobilemenu
Profile

Karavanın Başrolde Olduğu 6 Film

Ghostbusters, 1984

Sinema tarihinin en kült filmlerinden biri olan Ghostbusters da dikkatli izleyicilerin hiç unutamayacağı bir karavana ev sahipliği yapıyordu.

Orjini 1959 model bir Cadillac olan bu araç, kahramanlarımız olan üç parapsikoloji uzmanı tarafından alınınca, araba bir nevi bilimsel bir icada dönüşerek içinde de yaşanılan bir otomobile dönüşür. Artık Hayalet Avcıları’nın bir numaralı dostu olan aracımız kötülere ve özellikle hayaletlere korku salmaya hazırdır.

Lost in America, 1985

Amerikan sinemasının 80’lerde yapılmış kült filmlerinden biriyle listemize başlayalım. David (Albert Brooks) ve Linda Howard (Julie Hagerty) gayet güzel işleri olan, bol kazanan ama hayatlarından pek de memnun olmayan bir çifttir. Bir gün David uzun yıllardır beklediği müdür yardımcılığı işinin bir başkasına verildiğini öğrenince çıldırır ve gösterdiği aşırı tepkinin akabinde işinden kovulur.

Kovulduktan sonra hemen eşinin yanına gidip onu da istifa etmeye zorlayan David bir karavan alır ve eşiyle birlikte gençliklerinden beri hayal ettikleri bir road trip yolculuğuna başlar. Las Vegas’tan Utah’a kadar uzanan yolculukta tüm parasını kaybeden çiftimiz karavanlarıyla mola verdikleri yerlerde çeşitli işlerde de çalışmaya başlar. Bu değeri pek de bilinmemiş sevimli film karavan ile çıkılan yolculuğa macera ögesini de ekleyerek oldukça keyifli bir seyirliğe dönüşmüştü.

Little Miss Sunshine, 2006

Son yılların en iyi indie filmlerinden biri olan ve ayrıca en iyi yol filmleri listesinde de kendine sıklıkla yer bulan Little Miss Sunshine sıra dışı bir aileyi getirmişti gözlerimizin önüne.

Birbirinden tuhaf karakterleri bünyesinde barındıran Hoover ailesi bir çocuk güzellik yarışması olan Miss Little Sunshine’da ailenin en küçük üyesini yarıştırmak için yola çıkarlar. Bu yolculuk için kırmızı bir karavan-minibüse topluca doluşan aile bireyleri bu macera sırasında aralarındaki kapanmayan konulara dalacak ve eski defterler açılacaktır.

Hem hüzünlü hem de epey eğlenceli bir film olan Little Miss Sunshine “aile filmleri” kategorisinde de üst sıralara koyabiliriz. Zaten Oscar ve diğer uluslar arası ödül törenlerinde gördüğü ilginin sebebi de her türe sığdırılabilen yenilikçi bir film olmasıydı.

Sightseers, 2012

İngiliz sinemasının son yıllardaki en konuşulan filmlerden biri olan Sigtseers’ta ise tuhaf bir çiftin hayatına tanık oluyorduk.

Chris ve Tina iki sevgilidir. Chris, Tina’ya kendi hayatını, yaşama tarzını birebir göstermek için onu karavanına alır ve sevdiği yerleri gezdirmeye başlar.

Uzun süren bu yolculuklar sonunda Tina’nın her şeye müdahale eden annesinin hayatlarına karışması ile birlikte genç çiftin ilişkisi de çıkmaza girer. Chris’in bu duruma tepkisi ise sert olacaktır. Karavanın biraz da gerilim unsuruna dönüştüğü bu film izlenmeyi kesinlikle hak ediyor.

Dumb and Dumber, 1994

En az filmin kendisi kadar ünlü bir karavanla listemizi bitirelim. Sinema tarihinin en komik filmlerinden biri olan Dumb and Dumber (Salak ile Avanak) bir yol filminde ne kadar gülünebilir testi gibiydi.

Adlarından da anlaşılabileceği gibi pek de zeki olmayan ikilimiz para dolu bir çantayı sahibine ulaştırmak için yollara düşer ve bu yolculuğun bir kısmını da bir köpeğe benzeyen karavanın içinde geçirirler.

Polislerden mafyalara kadar neredeyse her türlü maceraya yol boyunca bulaşan ikilimizin karavanı hem iç dünyalarını yansıtıyor hem de filmin komedi dozunu oldukça yükseltiyordu.

Gülen Adam, 1989

Kemal Sunal’ın kitlelere kendini sevdirdiği komedi filmlerinin ardından çektiği ve bir nevi “ciddi filmlere” geçiş yaptığı örneklerden biri olan Gülen Adam’da doğduğu günden beri sürekli her şeye gülen Yusuf Şaplak’ın hikayesine tanık oluyorduk.

Başına gelen her türlü felakete rağmen gülmeyi bırakmayan Yusuf (Kemal Sunal), bir gün evini de kaybedeceğin öğrenir ve dahiyane bir fikirle ahşap evinin altına tekerlekler kurarak onu bir nevi karavana çevirerek İstanbul’da dolaşmaya başlar. Hem sürrealist hem de yaratıcı olan bu çözüm yine de Yusuf’un kara talihinin önüne geçemeyecektir.