Mobilemenu
Profile

Kaybolup Gitmeden Önce Ziyaret Etmeniz Gereken 5 Yer

Gezegenimiz harika manzaralar ve inanılmaz yaratıklar ile dolu ancak insan faktörü en görkemli doğa harikalarını bile silmek için tehlike arz ediyor.

Deniz seviyesinin sürekli değişimi, ormansızlaşma, kirlilik, avlanma, sondaj veya aşırı nüfus artışı gibi sebeplerle dünyanın  manzarası çarpıcı biçimde değişiyor. Ve dünyanın en büyülü yerlerinden bazılarını gören son kuşak olma ihtimalimiz de yüksek.

Bazıları yüzyıl içinde ortadan kalkmaya hazırlanıyor bazılarının ise sadece 15 yıl içinde gözlerimizin önünde eriyeceği öngörülüyor. İşte sonsuza dek kaybolmadan önce ziyaret etmeniz gereken 5 yer.

Venedik | İtalya

'Yüzen Şehir' sonsuza dek yüzmeyebilir.

Venedik, yüzyıllar boyunca kendisini ayakta tutan tahta temellerinin üzerinde daha fazla duramayacak. Zira her geçen gün ağırlık çoğalıyor ve tahtalar biraz daha çöküyor. Ve maalesef durma izine de pek rastlanmıyor.

Bununla birlikte İtalyanlar temele sürekli müdahale etse de istikrarlı olarak yükselen deniz seviyeleri ve ikonik kanalların ölümünü hızlandırmak için tehlike oluşturan sel baskınları hep bir engel teşkil ediyor. Venedik'i ayakta tutma girişimleri devam ediyor, ancak iklim uzmanları bu önlemlerin şehri kurtarmak için yeterli olmayacağını ve beklenen sonun gittikçe yaklaştığını söylüyor.

Glacier Ulusal Parkı | Montana, ABD

Montana'nın Glacier Milli Parkı bozulmamış ormanların, dağ çayırlarının, engebeli dağların, muhteşem göllerin ve yüzlerce yol izinin bulunduğu bir doğa harikası.

Ancak adı Buzullar Parkı olarak da anılan bu lokasyon ne yazık ki yok olmak üzere. 19. yüzyılın ortalarında parkta bulunan yaklaşık 150 buzuldan bugün sadece 25'i günümüze ulaşabilmiş durumda.

Bilim adamları, iklim değişikliği şu anki hızında devam ederse, 2030 yılına kadar o 25 buzulun da ortadan kaybolacağı uyarısını yapıyor. Kısacası son buzulları görmek için sadece 25 yılımız kaldı diyebiliriz.

Ölü Deniz | İsrail, Ürdün, Filistin

Ziyaretçilerinin binyıllardır güzelliğini anlattığı ve kıyısındaki tüm ülkeler için değerli kabul edilen Ölü Deniz de yok olmak üzere. Denizin sağlıklarına iyi geldiğine ve iyileştirici gücüne inanan birçok insan da var: fakat denizin iyileştiremeyeceği tek şey maalesef kendisi.  

İnsan müdahalesinin ve jeolojik faktörlerin etkisi Ölü Deniz’deki su seviyelerinin hızla düşmesine neden oluyor. Deniz zaten üçte bir oranında daralmış durumda ve sadece 40 yılda meydana gelen jeolojik olaylar 25 metre daha derine alçalmasına neden oldu.

Hiçbir önlem alınmaz ve şansımız da yaver gitmezse 100 yıl içinde Ölü Deniz tamamen kaybolacak.

Büyük Bariyer Resifi | Avustralya

Dünyanın en büyük mercan resifi sistemi ve uzaydan görülebilen tek sualtı canlı organizasyonu olan Büyük Bariyer Resifi de ciddi bir yok olma tehlikesi altında.

Mart 2016'dan gelen çok taze bir rapor, okyanus sıcaklığını artması neticesinde resifin “yaygın mercan ağartıcılığı” yaşadığını belirtti. Kirlilik, yasadışı avlanma ve diğer çeşitli insani faktörlerin de devreye girmesi ise bunun üzerine tuz biber ekti ve resifin 2030 yılına kadar geri dönüşü olmayan hasarlarla karşı karşıya kalabileceği öngörüsü oluştu. Kısacası 2030’a kadar bir şey yapmazsak resiflerin yok oluşuna doğru geri dönülmez bir yola girilecek.

Yağmur Ormanları | Madagaskar

Madagaskar'ın yaban hayatının% 90'ından fazlası dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan bir çeşitliliğe sahip. Adanın çeşitli ekosistemleri insan etkinliği yüzünden ciddi derecede tehlikeli bir durumla karşı karşıya. Orijinal ormanın % 90'ından fazlası, yaklaşık 2.350 yıllık bir sürede, yani insanın onu keşfetmesinden bu yana yok oldu.

Enine ve kesit yapılan tarım ve aşırı avlanma hala devam ediyor. Haliyle Madagaskar'ın olağanüstü türlerinin birçoğu yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Hem de hiç de uzun sayılmayacak 75 yıllık bir süreçte bunun gerçekleşmesinden korkuluyor.