Mobilemenu
Profile

Mağara Dalışları Neden Tehlikelidir?

"Kurtarma operasyonları oldukça nadirdir." Bunu söyleyen Uluslararası Su Altı Mağara Kurtarma Organizasyonu kurucularından tecrübeli dalgıç Robert Laird. Bu cümlenin tek bir anlamı var o da su altı mağarasına giren dalgıçlar ciddi bir sorunla karşılaşırlarsa genelde hayatlarını kaybediyorlar. 

Tayland'daki 12 çocuk ve antrenörlerinin başına gelen sıra dışı kurtarma operasyonu gözleri yine mağara dalışlarına çevirdi. Çünkü çocuklar mahsur kaldıkları mağaradan dışarı çıkmak için dalış yapmak zorundaydılar. 

Operasyonlar sırasında hayatını kaybeden eski, tecrübeli deniz kuvvetleri askeri Saman Kunan'ın başına gelenler de bunu kanıtlıyor. Mağara dalışı, açık denizde yapılan dalışlardan tamamen farklı bir dünya. Bazen su o kadar bulanık oluyor ki dalgıçlar ne yapacaklarını bilmez bir şekilde su altında kapana kısılabiliyorlar. Bazen o kadar dar yerlerden geçiyorlar ki oksijen tüplerini sırtlarından çıkartmak zorunda kalıyorlar. Üstelik tehlikeli bir durumda güvenli bir şekilde yüzeye çıkmayı deneme gibi bir şansları da yok. İşte 12 çocuk ve antrenörlerinin kurtarılma öyküsü bu yüzden fazlasıyla dikkate değer. 

Şimdi size Laird'in mağara dalışı ile ilgili olarak "The Atlantic" sitesine verdiği röportajını sunuyoruz:

Mağara dalışını bu kadar tehlikeli yapan faktörler nelerdir?

Robert Laird: Dalgıçların ölümüne yol açan en büyük faktör panik. Bu küçük bir şeyle başlayabilir: Örneğin hortumdan gelen küçük su kabarcıklarını görmeniz bile sizi paniğe sürükleyebilir. Bu küçük görünen problem sizi çok çabuk bir şekilde şüpheye sevk eder çünkü mağaradasınız ve buradan kaçış yok. Yukarı çıkmanın kolay ve hızlı bir yolu yok. 

Paniğe kapıldığınız zaman mantığınızı bir kenara bırakırsınız. Sebep - sonuç ilişkisini düşünmezsiniz. Su altında panikleyen insanları gördüm. Normal bir şekilde davranmıyorlar. Onlara çıkış yolunu işaret ettiğiniz anlarda bile size deliymişsiniz gibi bakıp, kendilerini doğru yolun bu olmadığına ikna ettiklerini bile gördüm. Güvenli bölge yerine mağaranın daha dibine girmeye çalışabilirler. 

Mağaraya dalacağınız zaman neleri daha farklı yapıyorsunuz?

Laird: En önemli şeyin "ortadan" gitmek olduğunu söyleyebilirim. Böylece mağara tavanına veya zeminine yaklaşmazsınız. Eğer kum kaldırırsanız görüşünüzü tamamen kaybedebilirsiniz ve bulunduğunuz yer tamamen kumla dolar. Işığınızı açmanız da bu durumda çok fayda etmez. 

Genelde büyük bir mağarada görüş çok büyük bir sorun yaratmaz. Dar su altı koridorları ise bu açıdan çok problem yaratır. 

Tayland'daki mağara gibi mi?

Evet, Tayland'daki olay da buna benzer. O koridorlar çok fazla çamurlu ve kumlu. Buralardan geçmek için çok özel ve tecrübeli bir dalgıç olmanız gerekir. Neredeyse hiçbir şey göremeyeceğinizi ve hiç iletişiminiz olmayacağını  kabul etmelisiniz.

Tecrübeli açık deniz dalgıçları mağaralara girmeye başladıklarında hangi hataları yapıyorlar?

Laird: Ne yazık ki mağaralara dalmak için yeterli olduklarını düşünürler fakat öyle değiller. Mağalarda hayatını kaybeden o kadar çok tecrübeli açık deniz dalgıcı var ki! En önemli kural üçte bir kuralı. Yani en derin dalış noktasına ulaştığınızda tüpünüzdeki hava miktarının 3'te 2 oranında olması gerekir. Açık deniz dalgıçlarının mağaralarda tüplerindeki havanın yarısına kadar dalış yaptığını gördüğümüz çok örnek var. Mağara dalgıçları bu duruma bakar ve "Zaten öldüler, bunu bilmiyorlar fakat büyük ihtimalle dışarıya çıkamayacaklar" diye düşünür.  

Bunun nedeni aşağı indiğinizde kullandığınızdakiyle aynı miktarda oksijenle dışarı çıkamayacak olma olasılığıdır. 30 saniye havasız kalırsanız bir daha yüzeye çıkamazsınız.  

Sizin yaşadığınız tehlikeli anlar var mı?

Laird: Buddy'mle yaptığımız bir dalış esnasında regülatörü bozuldu ve havayı tümüyle vermeye başladı. Bunun anlamı tüpündeki oksijenin çok çabuk biteceğiydi. Mağaranın çok derinindeydik. Tek kişilik tüp setiyle iki kişi yüzeye ulaşmak zorunda olmak çok karmaşık bir durumdu ve hata yapma şansımız yoktu.

 Bir keresinde de gerçekten çok derin bir dalış yaparken yanlış oksijen tüpünü aldığımı fark ettim. Onu solumaya devam ediyor ve hala derine iniyordum. Sonra bunun yanlış tüp olduğunu anladım. Ve bunu zamanında fark etmemiş olsaydım muhtemelen nöber geçirip boğulacaktım. Derinlere daldığınız zaman üçlü bir karışım gerekir: oksijen, nitrojen ve helyum. Eğer yanlış karışımı çok fazla süre içinize çekerseniz oksijen zehirlenmesi yaşayabilirsiniz. Bu da genelde ölümcüldür. Nitrojen de de bu durum aynı. Eğer karışımda çok fazla nitrojen olursa bu size sarhoşlukla benzer bir etkiye alır. Bu da kötü kararlar verme ve boğulma şansınızı artırır. 

Mağara dalışının riskli yanlarından söz ettiniz. Peki bu insanlara neden cezbedici geliyor?

Bu teknik bir meydan okuma. Genelde mağara dalışı yapanlar çok tecrübeli açık deniz dalgıçları oluyor. Bunun da nedeni kendilerine yeni bir mücadele, meydan okuma aramaları oluyor. Benim şahsi nedenimse yeni şeyler görmek. Daldığım her yere kameralarımı götürüyor ve yaptıklarımın fotoğraflarını çekiyorum.  

Pek çok insan keşfetmeyi sever. Dalmanın kolay yönlerini öğrendiğiniz zaman daha fazla teknik zorluk arar ve mağaralara yönelirsiniz. Mağaralarda daha önce başkalarının hiç gitmemiş olduğu pek çok yere gitme imkanınız mevcut. Sadece Meksika'daki Yucatan bölgesinde dünya üzerindeki bütün dalgıçların dalabileceği yeterli sayıda mağara var. 

Kaynak ve röportajın orjinali için tıklayın: The Atlantic