Mobilemenu
Profile

Magni’nin Veda Busesi

1940’lardan 50’lere geçerken bisiklet, Avrupa kıtasının en popüler sporuydu. Şimdilerde inanması güç gelse de, futbolu dahi gölgede bırakan bu spor İkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında kıtaya hakim olan düşmanlık rüzgarlarını da dağıtmaya yardımcı oluyordu. Magni bu yıllara damgasını vuran İtalyan bisikletçilerdendi. 1948, 1951 ve 1955 olmak üzere 3 kez Giro d’Italia’yı kazanırken, 2 kez de bu yarışta ikinci oldu. Tour de France’da toplam 7 kez etap birinciliği elde etti ancak genel klasmanda zirveye hiç oturamadı. Tour of Flanders’ta ise üst üste 3 kez (1949, 1950 ve 1951) şampiyonluğa ulaşarak hala kırılamayan bir rekorun sahibi oldu. Ancak Magni’yi bu sayfaya konuk eden en az bu zaferler kadar ikonik bir fotoğrafta yer alması oldu… 91 yaşında hayata veda ettiğinde, savaş sonrası İtalya’nın en sansasyonel bisikletçilerden biri olarak tarihe geçmişti bile.

Lisede ailesinin zoruyla teknik okula yazılan Magni onlardan habersizce yarışlara katılmaya başladı. Zira ailesi için bisiklet hayatını idame ettirebileceği bir şey değildi. Başarılar ardı ardına geldikçe Magni en iyilerin arasına girmeye başladı. Ancak o günlerde hala Fausto Coppi ve Gino Bartali kadar meşhur değildi. Üzerindeki bu gölgede onlardan başarısız olmasının değil, savaş sırasında faşist rejimle işbirliği yaptığı yönündeki iddiaların etkisi vardı. Magni bu iddialar yüzden yargılanmış ve hakkında çok ağır cezalar istenmişti, ta ki aklanana dek.

Giro di Lombardia, her sene Ekim ayının başlangıcında düzenlenir. Bisiklet sporu için bir nevi sonbahar klasiği olarak bilinir. Günümüzde İsviçre’den başlar ve İtalya’nın muhteşem manzaralar sunan Como kasabasında son bulur. Madonna del Ghisallo adında efsaneleşmiş bir tırmanış da içerir. İşte takvimler 1956’yı gösterirken, bu efsane yarış 50. kez düzenlenecekti. Bir önceki yıl turu şampiyon tamamlayarak, burada üçüncü kez zafere ulaşan Magni yine çok iddialıydı. Üstelik o yıl her zamankinden fazla istiyordu bu zaferi zira emekli olmaya karar vermişti. Hem 35 yaşına gelmiş hem de birkaç yıl önce kendi işini kurmuştu ve yaşı da ilerlediği için artık zorlu sporu bırakarak işine yoğunlaşmak istiyordu.

21 Ekim 1956, Pazar günü sabah saatlerinde Milano’da startı verilen yarışın büyük kısmını ilk 10 sırada götürdü. Turun yarısı geride kalmış ve Tuscany henüz geçilmişken, köprücük kemiği kırıldı. Bir süre bu şekilde devam etti, ardından muayeneden geçti ancak tüm aksi görüşlere rağmen yarışa devam etme kararı aldı. Üstelik tırmanış etapları geride kalan kısımda değil, önünde yer alıyordu.

15. etap, Bologna’daki San Luca tırmanışıydı ve zamana karşıydı. Isınma sırasında Magni, sol elini çok zorlayamayacağını fark etti. Zira köprücük kemiği kırığı, kırılan kemiğin tarafındaki kolu herhangi bir destek olmadan tutmayı imkansız hale getiriyordu. Öte yandan Magni alçıyı reddetti, çünkü kariyerindeki son Giro’yu yarıda bırakmak istemedi. Bu yüzden bir bandajla durumu idare ederek yarışı tamamlamaya çalışmaya karar verdi… Fakat San Luca’daki tırmanış sırasında kolundan da destek alması gerekecekti. Mekanikeri Faliero Masi’den duruma bir çözüm bulmasını istedi. Masi, sağlamlığıyla bilindiği için iç lastikten bir parça kesip Magni’nin kolunu bağladı ve parçanın bir ucunu gidonun ortasına diğer ucunu ise dişleriyle sıkması için Magni’ye bıraktı. Tırmanış öncesinde bir süre bu şekilde kendini deneyen Magni, inanılmaz bir şekilde 3 kilometrelik tırmanışı tamamlamayı başardı. İşte o tarihi fotoğraf da bu esnada çekildi.

16. etapta, kolundaki sancılar sebebiyle hakimiyeti kaybederek bir kez daha sol kolunun üstüne düştü. Sona bu kadar yaklaşmışken vazgeçemezdi. Bisikletine yeniden götürdüler ve yarışa kaldığı yerden devam etti. Aynı zamanda peloton da büyük bir jestle yavaşlayarak Magni’nin yarışa katılmasını sağladı.

Acıdan bayılmışım. Uyandığımda kendimi bir ambulansta buldum, hastaneye götürülüyordum. Haykırarak durmalarını söyledim, Giro’ya böyle veda edemezdim.

Bu bitmek bilmeyen çabanın arkasında şöyle de bir gerçek vardı: Tarihte en az farkla kazanılan üç Giro’dan ikisinde Magni imzası vardı. 1948’de sadece 11, 1955’te ise 13 saniye farkla şampiyon olmuştu. Bu yüzden son ana kadar vazgeçmeye niyeti yoktu İtalyan’ın.

Magni’nin amansız cesareti 20. etapta da devam etti. Bu etapta dört tırmanış aşılıyor ve aylardan Haziran olmasına rağmen Monte Bondone’de sert bir tipi sporcuları karşılıyordu. Birçok sporcu, hatta yarışın lideri Pasquale Fornara dahi kötü hava şartları sebebiyle sakatlanmaktan ve dolayısıyla yarışın geleceğini tehlikeye atmaktan korkup çekilirken Magni devam ediyordu. Charly Gaul o gün pembe mayonun sahibi olurken, Magni ise yarışı ikinci sırada tamamlıyordu. Bu arada o korkunç hava şartlarının olduğu gün yarışı birinci tamamlayan Charly Gaul ise yarış sonunda bayılacak ve kendine geldiği zaman pembe mayonun yeni sahibi olduğu söylendiğinde küfürler savurarak, bisiklete başladığı güne lanet edecekti.

Kırık köprücük kemiği ve pazı kemiğiyle, Giro d’Italia gibi zorlu bir yarışı ikinci tamamlaması ve kariyerini böyle sonlandırması Magni’yi efsaneler arasına tartışmasız bir şekilde soktu.

“Coppi ve Bartali’ye kaybetmek, onları tebrik etmek mutlulukla andığım ve bana büyük tecrübeler kazandıran deneyimlerdi.”

Bisiklet üzerindeki başarılarının yanı sıra, 1954’te bisiklet dışında bir firmanın sponsorluğunu alarak tarihe geçmişti. Kozmetik ürünleri satan Nivea’yı takımına sponsor olmaya ikna etmesi, aynı zamanda bisikletin profesyonel bir spor olarak değerlendirilmesinde önemli bir dönüm noktası olacaktı. Yarışları bıraktıktan sonra İtalya Milli Bisiklet Takımı’nın antrenörlüğünü yapan Magni, Como Gölü yakınlarında bir bisiklet müzesi açarak sporun kültürüne miras bırakmaya devam etti.