Mobilemenu
Profile

Merdan Doktorla Ekstrem Operasyonlar

Uzman doktor Selim Merdan’ın işten çıktığından itibaren ekstrem bir dünyası var. O sporun sakin halini sevmiyor; onun için atlayıp zıplamalı parkurlar, adrenalin dolu aktiviteler lazım. Kendisini “aksiyon sporcusu” olarak tanımlayan ve tek spora bağlı kalmayan Merdan doktorun ekstrem dolu operasyonlarına davetliyiz. 

Sporla hayatının hangi döneminde ilgilenmeye başladın?

Spora çok küçükken bisikletle başladım. Yan tekerleri söktükten sonra hiçbir zaman normal binmedim. Sürekli merdivenlerden in çık, kaldırımdan atla, düş kalk… Daha sonra pateni keşfettim. Fitness paten, agresif paten derken evimizin yanına bir buz pisti açılmasıyla buz hokeyi oynamaya başladım ve 3-4 sezon oynadım. Tabii bisiklet hep vardı, majör olan oydu, diğerleri hep ekstraydı. Hepsini birden yapacak zamanım olmadığı için diğerlerini bırakıp sadece bisiklete yöneldim. Yol, dağ, fixie, BMX, 4X gibi birçok türde bisikleti kullandım. Sonunda bana en uygun ve bisikletin en ekstrem versiyonu olan downhill’de kendimi geliştirmeye başladım. Yaş da ilerleyince downhill’in yanında motosikletle tanışmış olduk ve direkt motocross’a yöneldim. Parkurda başladım, ehliyetim bile yoktu. Motoru da sevdim ve kendimi bu işe adadım. Dört sezon federasyonun düzenlediği yarışlara katıldım. Maalesef hiçbir sezonda şampiyonluk gelmedi; biraz şanssızdım ya motora bir şey oldu, ya bana bir şey oldu, ya da yarışlara gidemedim. Yarış kazandım ama sezon şampiyonluğu alamadım.

Ama downhill’de istediğin başarıları elde ettin. Seni başarıya götüren ne oldu?

Downhill, Türkiye’de çok yaygın olan bir branş değil. 2009 yılında profesyonel downhill bisikleti alarak ben başladım. Daha sonra bu işe benim gibi gönlünü vermiş arkadaşlarımla tamamen kendi imkanlarımızı kullanarak dozer kiralayıp İstanbul’da Aydos Tepesi’ne ve Büyükada’ya rampalar inşa ettik. Aslında İstanbul'umuzun birçok yükseltisi var ve tepe inişleri çok iyi yapılabilir, toprak yapısı da uygun fakat Büyükada’da sürekli bir turist kalabalığı olduğu için çok zor. Sürekli antrenman yaptık ve kendimizi geliştirdik. Beni başarıya götüren bu konuda eski olmam ve iyi ekipmanlara sahip olmam. Tabii şimdi gençleri yetiştiriyoruz; bizim yetiştirdiklerimiz bizden daha hızlı olmaya başladı.

Türkiye’de downhill yarışları nerede nasıl yapılıyor?

Downhill 2010 senelerinde sadece özel yarışlarla yapılıyordu. 2015 yılında ilk defa federasyon bu işe el attı ve resmi olarak Erciyes’te yapılmaya başladı. Bu konuda Emrah Özbay’ın büyük katkıları var, Türkiye’de ilk defa AVM yarışları yapmıştı. AVM’nin en üst katından otoparka kadar, yürüyen merdiven ve rampa/kütük geçişleri gibi çeşitli engellerden oluşan iniş yarışları Antep, Ankara ve İskenderun’da organize etmişti. Erciyes A.Ş’ye de hem downhill hem de kayağa verdiği desteklerden dolayı teşekkür ediyoruz. Kış aylarında kayak yazın ise bisiklet yurt dışında çok yaygın, bu tesisler için de faydalı bir durum çünkü her sezon işleyişlerini devam ettirebiliyorlar. Ama bizim ülkemizdeki kayak merkezleri bu konuya sıcak bakmadılar, sadece Erciyes A.Ş baktı.  Kültür olarak bize şu an biraz uzak, dağdan yukarı bisikletlerle çıkacağız da aşağı ineceğiz de… Daha çok zaman var.

Kendini aksiyon sporcusu olarak tanımlıyorsun. Bu tam olarak neleri kapsıyor?

Adrenalin içeren bütün sporları seviyorum. Sadece bisikletçi değilim. Bunun dışında su kayağını da çok seviyorum. Snowboard da yapıyorum. Seçtiğim sporlar mevsimlik oluyor açıkçası; kışın snowboard, yazın wakeboard, motosiklet… Kendimi kısıtlamıyorum. Kış sezonunda her fırsatta dağa gidiyorum, genelde snowboard yapmakla birlikte kayakçı arkadaş gruplarım varsa da kayağa çıkıyorum. Snowboard ve kayak çatışmasında taraf tutmuyor, aksiyon sporlarını bu şekilde ayırmıyor hepsini seviyorum. Fırsat olursa paraşütle de atlarım.

Çoğu insan bir spora bile zaman ayıramadığını söylerken sen bu kadar çok spora nasıl vakit ayırıyorsun? Zamanını nasıl yönetiyorsun?

İşten çıktığım an kendimi spora veriyorum. O an elimde ne varsa; bisiklet varsa bisiklet, kaykay varsa kaykay… Yani saat 5’te mesai bittiği an eve uğramıyorum. Kaykaycı arkadaşlarım çağırmışsa oraya, bisikletçi arkadaşlarım varsa bisiklet, eğer kimse yoksa tek başınaysam yine bisikleti tercih ediyorum.  

Zaman bulamadığın, çok yorulduğun oluyor mu?

İşte yorulmuyorum ama zaman bulamadığım oluyor çünkü yapmak istediğim şeyler ve projeler çok fazla. Ama işten dolayı ertelemek zorunda kalıyorum.

Dowhill bütün o korumalar ve kaskla uzaktan tehlikeli bir spor gibi görünüyor… Bu konuda ne söylemek istersin?

Biz bütün önemleri alıyoruz, ne kadar önem alsak da sonuçta bu bir ekstrem spor. Ama ben yol bisikletini daha tehlikeli buluyorum. Kafanızda incecik yarım bir kask, tayt ve kısa kollu bir forma ile 70-80 km hızlarla asfaltta… Dağdayken tehlikeli hissetmiyorum.

Buna rağmen tehlikeli olduğunu düşünenlere ne söylemek istersin?

Yapmaları lazım, insanın içinde olması lazım. Ben yol bisikletiyle bile kaldırımlardan hoplayıp zıplardım, bisikleti kırma derecesine yakın kullanırdım. Eğer insanın içinde varsa onu tehlikeli görüp vazgeçmez, yapar bir şekilde.

Peki bu sporda karşılaştığın herhangi bir zorluğun üstesinden nasıl geliyorsun?

Her fırsatta yaparak, tekrar ederek.

Antrenman programın var mı?

Şu an kış olduğu için hafta sonları snowboard, hafta içleri ise spor salonlarını tercih ediyorum.

Downhill ve dağ bisikletinin ekipmanlarını karşılaştırırsak nasıl farklılıklar var? Hangisi daha pahalı?

Normal bir dağ bisikletiyle kıyaslarsak bir tık daha pahalı; çünkü amortisörleri farklı, arka tekerde fazladan bir amortisör daha var, normal bir dağ bisikletinde tek pistonlu bir fren yeterli olurken, downhill’de iki pistonlu fren gerekiyor. Normal bir dağ bisikletinin 160m fren diskleri yeterli olurken, downhill’de 203m gerekiyor. Full face kask almanız lazım, gözlük, dizlik, dirseklik hatta daha da ekstrem şeyler deneyecekseniz; vücut korumalığı almanız gerekiyor. Tabii downhill yapmak için de bir yerlere gitmeniz gerekiyor, düz bir yerde yapamazsınız. Bunların hepsinin maliyeti, normal bisiklet alıp sahilde binen insanlarla kıyaslarsak tabii ki daha fazla.

Sen hangi ekipmanları kullanıyorsun?

Bisikletim Scott Gambler, 2016 yılında bir sponsorluk desteğiyle Kaçkar Bisiklet’ten edinmiştim. Bir laf vardır: “Bizde hiçbir şey hayatına fabrikadan çıktığı gibi devam etmez” mantığıyla çoğu parçasını değiştirdim.  Şu an sadece bisikletin gövdesi kaldı diyebilirim, geri kalan parçalarını kişisel kullanımıma göre “upgrade” ettim.  Dizlik, eldiven ve yarım veya mantar kaskı mutlaka takıyorum. Kask takmayı her an tavsiye ediyorum; bazıları “Bakkala kadar gideceğim kask takmayayım” diyor ama ne zaman ne olacağı hiç belli olmuyor. Vücuttaki çoğu yerin kısmen de olsa tamiri var ama kafaya aldığınız bir darbenin tedavisi olmayabiliyor. Şehir içinde dizlik kullanıyorum ama downhill’e full koruma ile gidiyorum. Snowboard ve wakeboard yaparken de kaskı her zaman kullanıyorum.

Downhill’e başlamak isteyenler nereden başlamalı, ilk önce dağ bisikleti sürmek şart mı?

Herhangi tür bir bisiklete veya motosiklete hakimseniz dağdan inerken çok rahat edersiniz. Hiçbir bisiklet tecrübeniz yokken dağın tepesine çıkarsanız sizin için biraz zor olabilir. İlk önce dağ bisikletinde bir hakimiyet kurun.

Türkiye’de downhill yapmak isteyenler nereleri tercih edebilir?

Resmi olarak downhill yapmak isterlerse tek gidecekleri yer Erciyes Bike Park. Onun dışında herkes kendi bulduğu yüksekliklerden aşağıya inerek downhill yapabilir. Çünkü downhill’in anlamı tepe inişidir, herhangi bir tepeden inerseniz downhill yapmış olursunuz ama bunu hangi kalitede yapacağınız size bağlı. Asfalt yoldan da, itfaiyecilerin kullandığı yangın yollarından da, patikalardan da veya kendi parkurlarınızı oluşturup da iniş yapabilirsiniz. Kendi parkurlarınızı oluştururken kendi ustalığınıza göre kütükler, kayalar ve rampalar ekleyebilirsiniz. En güzeli tabii ki kendi parkurunuzu oluşturarak yapmak ama bu ciddi bir emek gerektiriyor, dışarıdan göründüğü kadar kolay değil. Kazma küreği elinize alınca siz de anlayacaksınız!

Downhill bisiklet kullananların katılabileceği bir grup/kulüp var mı?

Diğer yol ve dağ bisikleti gruplarından aşina olduğunuz tarzda bir grup yok ama bu işi seven insanlar sosyal medyadan bir araya geliyorlar. Bu konuda bana veya diğer arkadaşlara ulaşabilirler. Zaten toplarsak 50-60 kişi olduğumuz için herkes birbirini tanıyor.

Herhangi bir sporla yaptığın bir hareket belli ki birkaç aşamadan oluşuyor. Son aşamaya nasıl geliyorsun?

Bisiklet için konuşursam, rampa yaptığımız zaman önce rampanın çıkışını yapıyorum, sonrasında inişini arada boşluk olmadan inşa ediyorum. İlk yavaş geliyorum, atlıyorum, sonra biraz daha hızlı geliyorum, hızlandıkça ve hareket oldukça çıkışla inişin arasındaki mesafeyi arttırıp, boşluk bırakmaya başlıyorum. Bu şekilde sakatlıkların da mümkün mertebe önüne geçiyorum.  Kayak sporlarında da aynı şekilde mesela rampadan atlamayı ilk öğrendiğim zaman öncesinde düz atlamayı öğrendim, sonra frontside 180 atmayı öğrendim, daha sonra backside 180, sonra 360’ı öğrendim ve taklaya geçtim. Sabırlı olmak, adım adım ilerlemek ve zaman gerekiyor. Genç arkadaşları görüyorum; hemen atlamaya çalışıyorlar. Sakatlanıncaya kadar gerçekten güzel gidiyor ama ilk hatada sakatlanıp ya bu tarza tamamen veda ediyor ya da iyileşme süresinde uzak kalmak durumunda kalıyorlar, örneklerini canlı olarak bisiklette çok yaşadım, ilk rampadan atlamasında köprücük kemiği kıranı da gördüm, omuzunu çıkaran da…

Yaptığın aksiyon sporlarından favorin hangisi?

Wakeboard desem acaba downhill’ciler beni linç eder mi! Wakeboard’un da bisiklet gibi birkaç farklı tarzı var. Ben daha çok hoplayıp zıplamayı sevdiğim için wakeboard’un skate park gibi tesisleri oluyor; gölün üzerine kurulmuş rampalar, borular gibi. Sadece düz su üzerinde kaymaksa bisiklet ondan daha eğlenceli, ama güzel tasarlanmış bir skate park gibi bir tesis varsa, wakeboard benim için birinci sırada geliyor.

Linç kaçınılmaz oldu gibi…

Downhill için bir parkur olması gerekiyor ve en önemlisi yukarı çıkaracak bir araç. Çünkü 20 kiloya yakın bir bisiklet var, her tarafınız koruma ve kolunuzda da kask çok zor oluyor.

Wake.tr adında bir Instagram hesabın daha var, ondan bahseder misin?

Yıllarca downhill bisikletini yaymak için çok uğraştım, gençlere ekipmanlar vererek teşvik etmeye çalıştım. Daha sonra wakeboard ile tanışınca, bundan 10 sene önceki downhill ortamının wakeboard’da da olduğunu gördüm. Ekipman temini ülkemizde çok zor ve insanlar bu tarz sporlardan bihaber. Ben de çok geç öğrendim.  Yaz aylarında çok keyifli bir aktivite olduğu için insanlara yaymak istedim ve ucuz yolla ekipmanlar temin etmek ve ulaşılabilirliğini attırmak istedim. Çünkü biraz maddiyat gerektiren bir branş. İnsanlara yardımcı olmak için kablolu parklarla konuşup indirim aldım, organizasyonlar düzenledim. Toplu halde yapılınca hem daha eğlenceli geçti hem de maliyeti düşürmüş oldum. Herhangi bir kar amacı gütmemekle birlikte sadece insanları bir araya getiriyorum.

Wake.tr Instagram hesabı

İlham aldığın ve okuyucuların da takip edip bir şeyler öğrenebileceği biri var mı?

Aslında her yaptığım spor için örnek aldığım kişiler var. Şehir içinde downhill yapmak ve hareketler için Fabio Wibmer ve Danny Macaskill, dağda downhill için Aaron Gwin, Andreu Lacondeguy, wakeboard için David O’Caoimh, Shaun Murray, Daniel Rutten, snowboard’da Travis Rice, Scott Stevens ilk aklıma gelen isimler.

Peki, sürekli olarak aklının köşesinde duran bir motivasyon cümlen var mı?

Aslında edebi bilgim biraz zayıf. O yüzden bana ilham veren cümle de diğer insanlardan farklı olarak bir kamyon arkası yazısıdır: “Hızlısın ama yokuş aşağı”. Aslında negatif gibi duruyor ama ben downhill ve snowboard ile uğraştığım ve hep tepeden aşağı hızlı indiğim için bu benim için pozitif bir cümle oluyor. Ben bunu kendime söylüyorum çünkü benim branşlarımda yokuş aşağı hızlı inmek iyi bir şey.

Şimdiye kadar yaptığın herhangi bir sporun sana bir ders verdiği oldu mu?

2015’te Gönen’de bir motosiklet yarışı vardı, son yarışım oldu hatta. Orada sıralama turlarında bir kaza yaşadım. Nasıl düştüğümü bile hatırlamıyorum ki iki tur atmıştım. Son 20 dakika bende silindi, yerde o şekilde bilinçsiz yatmışım, koruma ekipmanlarım olduğu için iki kaburga çatlağı ve bolca yumuşak doku travmaları ile kalıcı bir hasar oluşmadan atlattım ama o bana bu işin ne kadar tehlikeli bir spor olduğunu gösterdi.

Peki unutamadığın bir anın?

Bisiklete binen genç arkadaşlar vardı. Bir aile benimle konuşmaya geldi ve doktor olduğumu bilmiyorlar tabii. “Çocuğum senin gibi zibidi mi olsun” dediler bana. “Benim olduğum yeri bilsen, çocuğunun da buraya gelmesi için bildiğin ne kadar dua varsa edersin” dedim. Ondan sonra iş kimliğimi gösterdim ve “İnsanları öyle dış görünüşüne veya hobilerine göre yargılamamak lazım” dedim.

Sıradaki planların neler?

Bir enerji içeceği firmasıyla reklam organize ettik. Onun dışında İsdownbul diye bir projeyle İstanbul’un çeşitli sokaklarından, merdivenlerinden atlayıp zıplayarak bisikletle downhill yapacağız, bunu bir vlog serisi haline getireceğiz. İlk bir dakikalık kısa çekimini yaptık. Bunun için de tabii ki bir kamera sponsoru gerekiyor. Snowboard ve wakeboard’la da projelerim var tabii ki.  Aslında benim tarzım ve beni sosyal medyada tanındıran, planlı projelerden çok, kısa ve ''viral'' yani sosyal medyada dikkat çekecek videolar. Bunun için de hangi aktiviteyi yaparken aklımıza değişik fikirler gelirse onu o an çekip yayınlıyoruz. Örneğin en son viral paylaşımımız: kayak pistinde arkadaşımız snowboard’un üstüne uzandı, ben de onun üstüne çıkıp ''Humanboard''  diye bir video çektik, onlarca repost ve binlerce beğeni aldı.

Instagramdan takip etmek için @merdan298

Peki Advenport okuyucularına söylemek istediğin bir şey var mı?

Bisikletçiler, kayakçılar, snowboard’cular bir şeye sabitlenip geri kalan sporları dışlamayın. Dünyada yapması zevkli bir sürü aktivite var. Sadece bir şeye odaklanırsanız bir zaman sonra onda da dikkatiniz dağılıyor, ara verin başka bir şey yapın. Aynı zamanda her sporda farklı kas grupları çalışıyor. Özellikle board sporlarına geçtikten sonra fark ettim; bisiklette kullanmadığım kasları kullanmaya başladım. Dengemi geliştirmede de çok büyük faydası oldu. Günümüz gençleri sürekli sponsor, destek, milli sporcu olmak gibi haklı veya haksız spor üzerinden kazanç elde etmeyi düşünüyor, arayışlara giriyorlar.  Bana da “Abi nasıl sponsor bulurum” şeklinde onlarca soru geliyor. Arkadaşlar siz işi severek yapın, iyi yapın, aramanıza gerek yok onlar sizi bulur.