Mobilemenu
Profile

Özer Mollamehmetoğlu: Drift Sanatı

Senin de her genç gibi araçlara olan tutkun babanın arabasını kaçırarak mı başladı?

Araba tutkusu birçok erkekte olduğu gibi bende de vardı. Küçükken tabii ki babamızın arabasını kaçırdığımız da olmuştur, olmadı desek yalan olur. Yarışlara da belli bir yerden sonra ilgim artmaya başladı. Bunda bulunduğumuz sektörün de etkisi var. Biz Türkiye’nin en büyük lastik ithalatçılarından birisiyiz. İşimizle de alakalı olduğu için bu tutku gün geçtikçe arttı ve buralara kadar geldi. Hobi olarak başladığımız bu spor, profesyonel işimiz haline geldi.

Bir de 17 yaşında araba alma hikayeniz var tabii…

Evet, ehliyetim yokken bir araç sahibi olma fırsatım oldu çok şükür. İlk otomobilim Toyota Corolla’ydı, belki inanmayacaksınız ama gerçekten hiç kullanmadım o arabayı. Üniversiteyi kazanma hediyesiydi benim için ama yaşım 17 olunca bir sene beklemek zorunda kaldım. 18 yaşına gelene kadar ben ona baktım, o bana baktı. Ehliyetimi aldıktan sonra da kullanmaya başladım.

Tabii söylediğin gibi sen çoğu kişiden farklı olarak bu tutkuyu profesyonel seviyeye taşıdın. Bize profesyonel olma hikayeni ve bu kararı nasıl aldığını da anlatabilir misin?

Drift, Türkiye’de yoktu o zamanlarda. Her şey 2007 yılında CNR’da yapılan bir gösteri ile başladı. Ben de o ekibin bir parçası olduğum için şanslıydım. Drift’i ilk olarak orada gördüm, değişik bir sürüş disipliniydi, bu çok hoşuma gitti. İlk 3-4 sene pilot değil organizasyon tarafındaydım. Daha sonra bu heyecanı benim de yaşamam gerektiğini düşündüm ve profesyonel tarafa geçiş yaptım. Federasyondan lisanslarımı çıkarttım ve kuralına uygun bir şekilde bu sporu yapmaya başladım.

Daha önce başka disiplinlerde yarış tecrüben var mıydı?

Hayır, direkt olarak drift ile başladım.

Motor sporlarının ralli, formula gibi daha çok bilinen dalları var fakat sen neden özel olarak drift alanını seçtin?

Diğer sporların daha çok bilindiği görüşüne ben artık katılmıyorum. Mesela önceden sokakta biri yanlış bir hareket yaptığında bütün gazete ve televizyonlarda “Bağdat Caddesi’nde ralli yaptılar!” haberleri çıkardı. Ancak son 3-4 senedir aynı mecralara baktığınız zaman, bu haberler bizi her ne kadar rahatsız ediyor olsa da, “Drift yaparken şöyle oldu, böyle oldu” şeklinde çıkıyor. Haberciler halk neye ilgi gösteriyorsa o şekilde yazıyorlar. Popüler olan biziz ki bizi kullanıyorlar. Buradan tabii ki diğer motor sporlarını kötülediğim çıkartılmasın yalnızca popülarite olarak konuşuyorum.

Peki sizi drift’e çeken faktörler nelerdi?

Drift’te çok daha büyük bir heyecan var. Bugün pist veya ralli şampiyonalarında bir yarış belki 1-2 saat, bazıları 2-3 gün sürüyor. Drift’te ise her yarış bir dakika sürmekte. Örneğin rallide lastik patladığı zaman sürücü çekiyor kenara, belki 15 dakika onu tamir etmeye çalışıyor ve iddiası hala devam edebiliyor. Ama drift’e baktığınız zaman o koltuğa oturup “start-finish” arasını geçeceğiniz an içinde %100 otomobilinize konsantre olup, otomobili net kullanmanız lazım. Otomobilin size çok iyi cevap veriyor olması lazım, bir saniyelik bir hata o gün yarışı bitiriyor sizin için. Bu nedenle heyecan ve adrenalin üst seviyede drift’te, beni çeken şey de bu.

O zaman drift’te hatanın telefisinin çok zor olduğunu söyleyebiliriz değil mi?

Telafisi zor değil yok! Spin atamazsınız, düz gidemezsiniz, lastiğiniz patlayamaz, motorunuz duramaz. Bir saniyelik hatada işiniz biter.  

Türkiye’de drift dünyasının seviyesi nasıl?

Türkiye’ye gelmeden önce dünyayı biraz özet geçeyim. Drift şu anda dünyada Formula-1’den sonra en çok izlenen motor sporu konumunda. Türkiye’de ise en çok seyirciye sahip olan motor sporu drift. Popülaritesi ve gösterilen ilgi her sene daha da artıyor. Bizim 2007 yılından sonra 2010’a kadar bir kulüp oluşumumuz oldu. Drift Otomobil Sporları Kulübü olarak mahalli yarışlar düzenlemeye başladık ve gerçekten başarılı olduk. Daha sonra federasyon bünyesinde, bu da dünyada ilklerdendir, ulusal yarışlar düzenlemeye başladık. FIA mesela bu sporu iki sene önce tanımaya başladı. Türkiye bu konuda FIA’nın bile önünde gitmiştir. Artık Apex Master Turkish Drift Series adında ulusal bir yarış serimiz var ve bu uluslararası olma yolunda da ilerliyor. Son 2-3 sezona baktığınızda serimize Ukrayna, Rusya, İran, Bulgaristan, Kuzey Kıbrıs’tan yarışçılar gelip kendini göstermek istiyor ve yarışıyorlar. Dolayısıyla iş uluslararası olma yolunda ilerliyor. Şu anda dünyada en iyi 5 tane drift ligi sayın deseler, bizim ligimiz bunların içindedir.

Pilotluğun yanında hala yarışların organizasyon kısmında da yer alıyor musun?

Tabii ben aynı zamanda Drift Otomobil Sporları Kulübü yönetim kurulu üyesiyim. Buradaki görevim hala devam etmekte.  Aynı zamanda Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu bünyesinde de yine tüm çalışmalarda yer almaya çalışıyorum.

Ülkemizdeki sürücülerin seviyesini nasıl buluyorsun?

5 sene öncesinde çok gerideydik. Ama bugün baktığınızda, imkan sağlandığı takdirde ABD’de Formula-D’de veya Japonya’da yarışabilecek 3-5 tane pilotumuzun olduğunu söyleyebilirim.

Düzenlenen drift yarışlarında puanlamalar hangi unsurlar göz önüne alınarak değerlendiriliyor?

Burada bir pist, start ve finish çizgisi var. Pistin içinde otomobilin gitmesi gereken bir çizgi var. O yolun üzerinde de bizim “apex” adı verilen yanaşma noktalarımız var. Her pistte bu apex sayısı 3’ten başlar ve uzunluğa göre 5-6’ya kadar gider. Buradaki amaç start-finish arasını olabildiğince hızlı, bol açılı, bol dumanlı geçmek. Ayrıca otomobiliniz ön ve arka apex’e en fazla bir metre uzaktan geçebilir. Bir metreden daha uzak geçerseniz puan alamıyorsunuz. Ortalama 25 kişinin kayıt olduğu yarışlarımız iki gün oluyor. İlk gün tekli çıkışlar var. Bu çıkışlarda pilotlar en iyi turlarını atmaya çalışıyor ve 100 üzerinden puan alıyorlar. En iyi puanı alan 16 pilot pazar günü yarışmaya hak kazanıyor.

Pazar günü ise ikili çıkışlar yapılıyor. Burada pilotlar eşleştirilir. Bir otomobil önde çıkar diğeri ise takipçidir. Önde çıkan pilot sıralamada attığı en iyi turu atmaya çalışır. Takipteki otomobilin görevi ise öndeki otomobili kopyalayarak aynı hareketleri yapmaktır. Takipçi, önündeki otomobile olabildiğince yakınlaşarak onun çizgisini bozmaya çalışır. Üzerinde baskı kurarak rakibinin daha kötü tur atmasını sağlamaya çalışır. Burada pilotlar 10 üzerinden puan alırlar. Daha sonra roller değişir ve aynı sürüş tekrarlanır, yüksek puan alan yoluna devam eder. Dolayısıyla başından sonuna kadar her eşleşmede heyecan vardır. 

Drift yeteneklerini geliştirmek için nasıl çalışmalar yapıyorsun?

Maalesef bu bizim en büyük problemimiz. 80 milyon nüfusu olan çok büyük bir ülkeyiz ancak doğru dürüst pistimiz yok. Bir tek İzmit Körfez’de bir pist var. Onun harici İzmir’de özel işletme olan bir pist var. Formula-1 pisti var ancak orada da doğru dürüst yarış yapılmıyor. Yani şu anda ülkemizde sporcuların kendilerini geliştirebileceği yeterli alan yok. Yerel yönetimlere bu yönde taleplerimizi iletiyoruz. İstanbul’da Atatürk Olimpiyat Stadı ile sözleşmemiz var. Orada antrenmanlar yapıyoruz fakat bedeller yüksek. Ortalama ayda bir antrenman günü düzenliyoruz. Tüm pilotlar o gün kendilerini ve otomobillerini geliştirmeye çalışıyor. Bu durum maalesef ki içler acısı. Mesela bundan 4-5 sene önce Kıbrıs’a gösteriye gittiğimizde Kıbrıs drift nedir bilmiyordu. Bizi ağzı açık izliyorlardı ancak bugün baktığınızda ufacık Kıbrıs’ta 5 tane pist var. Oradaki pilotlar gerçekten bizim birçok pilotumuzun önüne geçmiş durumda çünkü sabahtan akşama kadar antrenman yapabiliyorlar. Böyle sıkıntılarımız var, aşarsak daha da iyi yerlere gelebiliriz.  

Yarıştığın disiplini duyanlardaki algı nasıl oluyor? Seni trafiğe açık yollarda, insanların canını tehlikeye atarak, el freni çeken tiplerle karıştıranlar oluyor mu?

Sıkıntılarımızdan bir diğeri de bu. Kulüp olarak da bunu aşmaya çalışıyoruz. Bahsettiğiniz tarzda işler yapanlar haberlere çıktığında, insanlara bunun drift olmadığını anlatmaya çalışıyoruz. Üniversitelerde paneller düzenleyerek drift’in, motor sporlarının ne olduğunu anlatmaya çalışıyoruz ama tabii bunlar hemen bir anda olacak şeyler değil. Kulüp olarak bu konuda elimizden geleni yapıyoruz.

Bu işin erbabı olarak açık trafikte tehlike yaratabilecek tarzda araç kullananlara neler söylemek istersin? Mesajımızı da iletmiş olalım böylece…

Bizim pilot olmak isteyenler için Drift Akademi adında bir akademimiz var. Burada amacımız insanlara bu sporu öğretip onları piste çekmek. Motor sporları sokakta değil, pistte yapılır. Bizim de derdimiz bunu sağlamak. Geçen sene bir pilot uygulama yaptık, bu sene de devam edeceğiz buna kulüp olarak. Antrenman günlerimizde, bu işe gönül veren ama bir yarış otomobiline sahip olmayan insanlar için “Kaskını arabanı kap gel” uygulaması yapmıştık. O gün gelenlere 2-3 saat veriyoruz. Yapmak istedikleri drift’i pistimizde yapsınlar ama çıktıkları zaman caddelerde ne kendilerini ne de diğer insanları riske atmasınlar.

Her türlü insan ve araç tipi drift için uygun mu? Kısıtlamalar nedir?

Genelde bize “Dört çeker otomobille drift olur mu?” diye soruluyor. Cevap: Hayır. Önden çekişli araçlarla zaten olmaz. Drift için arkadan itişli bir otomobile ihtiyacınız var. Akademide eğitim almak için de manuel vites otomobil kullanabiliyor ve ehliyete sahip olmaları yeterli. Başka bir kısıtlama yok.

Peki bu işi profesyonel seviyede yapmak isteyenler nereden başlayabilirler? Onlara bir yol haritası verebilir misin?

Öncelikle akademimize eğitime gelip, işin temelini öğrenecekler. Burada zaten size temel eğitim verilir. Eğitimler tamamlanınca direkt olarak pilot olamaz kimse. Bu o kadar basit olsa herkes pilot olurdu zaten. Ondan sonra bizim verdiğimiz sertifika ile düzenlemiş olduğumuz antrenmanlara katılmaya hak kazanıyorlar. Burada olabildiğince bol antrenman yapacak, hem kendini hem otomobiliyle senkronizasyonunu artıracaklar. Bu çok önemli gerçekten. Gerçekten çok iyi direksiyonunuz olabilir ama aracınızla uyum içinde değilseniz bu çok önemli bir dezavantajdır. Bol antrenman sonunda da yavaş yavaş seriyi kovalamaya başlayabilirler.

Bize biraz kendi yarıştığın aracın özelliklerinden bahsedebilir misin?

Bu sene yeni bir otomobil hazırladım. Birçok takipçim bu sürprizden zaten haberdardır. Otomobil dünyada da bir ilk olacak. Otomobilin ana bazı Nissan S15. Dünyada M makinalı ilk S15 olacak bu. Çok daha profesyonel bir otomobil hazırlıyoruz umarım bu yıl her şey daha iyi olacak. Süreç biraz uzun ve zorlu geçiyor. Ülkemizde parça bulmak çok zor, olanlar pahalı, yurt dışından parça getiremiyorsunuz. Bayağı sıkıntılı bir süreç aslında. Federasyonun aslında yarış otomobillerine özel bir muafiyet sağlaması lazım. Onlara da hak veriyorum; bizde de biliyorsunuz bu iyi niyeti kötüye kullanan o kadar insan var ki onlar da belki kendilerine göre haklı. Durum böyle olunca olan bizim gibi gerçekten bu sporu yapmaya çalışan insanlara oluyor.

Peki işin bütçe kısmı ne durumda?

Şöyle bir şey var: Motor sporları bir kere zaten pahalı. Ucuz bir motor sporu olması mümkün değil. Drift ise bunların en ucuzlarından biri diyebiliriz. Bu biraz sizin bütçenizle alakalı. Siz 75 bin TL’lik bir araçla da drift yapabilirsiniz, 500 bin TL’lik bir araçla da. Drift’in bir güzelliği de şu: Mesela bir tarafta 700 beygir bir otomobil var, karşısındaki ise 350 beygir. Pistte olsa “700 beygirlik otomobil kazanır” dersiniz fakat bizde böyle bir garanti yok, kimin kazanacağı hiçbir zaman belli olmaz çünkü bu tamamen motor gücüyle alakalı bir şey değil. Dolayısıyla bütçesini ayarlayabilen insanlar 75- 80 bin TL’ye hazır bir drift otomobili alabilirler. İlerledikçe de yavaş yavaş otomobillerini geliştirebilirler. Sezon içindeki harcamalar da yine size bağlı. Bizim en büyük giderimiz lastik. Sıfır lastik kullanabilirsiniz veya yarış lastiği kullanabilirsiniz, o zaman maliyet biraz daha artar. Alışma sürecinde çıkma lastik de kullanabilirsiniz. Drift’in korkulacak bir maliyeti yok aslında, giderler tamamen neyi hedeflediğinizle alakalı.

Yani bu sporda araçlardan çok pilotlar öne çıkıyor diyebilir miyiz?

Araba tabii ki çok önemli ama güçle doğru orantılı değil olay.

Dünya üzerinde beğenerek takip ettiğin pilotlar var mı?

Benim şu an tarzını en çok beğendiğim yabancı pilot Formula-D’de yarışan James Deane.

Ken Block da yine motor sporları takipçilerinin yakından tanıdığı bir isim. Onu drif’çi olarak tanımlayabilir miyiz?

Ken Block drift yapmıyor, o “showman”. Biz onun yaptıklarını gözümüz kapalı yapıyoruz, birçok pilot arkadaşım da bunu yapar. O tamamen prodüksiyon ve pazarlama ürünü.

Şu anda İstanbul’da yaşamaktasın. İstanbul trafiği ile aran nasıl? Mesleğinin trafikte sana yardımcı olduğu oluyor mu?

Trafikte kesinlikle riskli hareketler yapmıyorum, kurallara uyan bir insanımdır. Ama drift’in işime yarayıp yaramadığını gördüğüm bir an yaşadım. Bundan 3-4 sene önceydi. Önden çekişli bir otomobille gece saat 11 civarında yaklaşık 70 km/saat hızla gidiyordum. Bu olay olmadan önce de kendime içten içe soruyordum: “Acaba bu normal trafikte benim hayatımı kurtarır mı, öğrendiklerim bir şekilde kas hafızam da yer edinmiş midir” diye. Önüme bir çocuk atladı, kaçabileceğim bir nokta yok, mesafe çok kısa ve frene basmam mümkün değil. Frene bassaydım o çocuğa vurmuştum. O anda kendim de farkında olmadan, tamamen refleksle sağ, sol yapıp aradan kaçmaya çalıştım. Otomobilin arkası koptu ama drift’in vermiş olduğu o kas hafızasıyla kontralarla, onlarla bunlarla çocuğa vurmadan geçebildim. Otomobille spin veya takla atmadım, bir yere vurmadım. Aynaya dönüp baktığımda çocuk orada bekliyordu, o da donmuştu.  Şimdi düşünüyorum orada başka biri olsaydı ya frene basacaktı çocuğa vuracaktı ya da kaçmaya kalktığında eminim ki bariyerlere girecekti. Orada anladım ki bu spor bize çok şey katmış. Bizim sloganımız var takım olarak: “Drift konrtolsüzlüğün kontrolüdür” diyoruz. Gerçekten o gün kontrolsüzlüğü kontrol ettiğimi de anlamış oldum!

Drift çoğumuzun hayatına özellikle Fast and Furious serisiyle dahil olmuştur. Sen bu seri ile ilgili olarak neler düşünüyorsun?

Tokyo Drift zaten efsanedir ama biz Türkiye’de onun öncesinde başladık bu işe. Zaten drift 100 senelik bir spor değil, çok geçmişi de yok ama Tokyo Drift dünyada insanların bu sporu duymasına büyük katkı sağlamıştır bu bir gerçek.

Buradan teşekkür etmek istediğin sponsorların vs. var mı?

Şimdi bu sene bizim takımımızın ismi Team ART Motorsports, Türkiye’nin en büyük, en ünlü, en köklü takımlarından biri pozisyonuna geldi. Takımızda ben ve takım arkadaşlarım Oktay Kabaktaş, Bora Kalaycıoğlu vardı. 2019 sezonunda iki pilot arkadaşımızı ekledik ekibe. Bunlardan biri sosyal medya fenomeni Harun Taştan. Diğeri de bir kadın sürücü. Daha önce ralli geçmişi olan ve bana göre Türkiye’nin en başarılı kadın sporcusu Burcu Çetinkaya takımımızda yer alacak. Tabii böyle olunca da takım daha da büyüdü. Sponsorlarımız desteklerini daha da artırmaya başladı. Birincisi lastik sponsorumuz Nankang Lastikleri. Arıcıoğlu Otomotiv jant sponsorumuz. Reis Elektronik maddi ve manevi sponsorumuz. Torko Yağları, Lastik.com, Öz Emek Metal, CBK Detaylı Temizleme. Ayrıca Red Bull’un da bana desteği var.

İlerisi için hedeflerin neler?

İmkan olursa yurtdışında yarışmak istiyorum. Bu zamana kadar nasip olmadı ama hedeflerim arasında kesinlikle var. Emekli olmadan bunu gerçekleştirmek istiyorum (gülüyor)!