Mobilemenu
Profile

R. Hansen: “Ne Olursa Olsun Yaşamaya Mecbursun”

Rick Hansen, 26 Ağustos 1957’de Kanada’nın güneyindeki Port Alberni kentinde doğdu. Çocukluğu envai çeşit sporu yapmakla ve aynı zamanda balık tutmakla geçti. Evi hiç sevmezdi. 16 yaşında ve yine evden uzaktayken, arkasında gittiği bir kamyon ağaca çarpıp devrildi. O gün balık avından dönüyordu. Birkaç bira içen şoför aracın kontrolünü kaybetmişti. Sürücüye hiçbir şey olmadı ancak Hansen’in belden aşağısı felç kaldı.

Yaklaşık bir yıl süren rehabilitasyon sürecinin ardından voleybol antrenörünün de desteğiyle spordan kopmadı. Paralimpik Oyunları’nda, masa tenisi branşında ilk altınını aldı. Sonraları beş farklı spor dalında all-star seçilirken, tekerlekli sandalye voleybol ve basketbol dallarında da altın madalya aldı. O elim kazanın sadece 2 yıl sonrasında, University of British Columbia’da beden eğitimi bölümüne başladı. Okul tarihinin bu bölümde diploma alan ilk engelli öğrencisi oldu. Üniversite eğitimine başladıktan kısa bir süre sonra yolu, Kanada’nın efsanevi isimlerinden Terry Fox’la kesişti. İkili birlikte basketbol takımında mücadele ederken sıkı da bir dost oldular. Tanışmalarından kısa süre Fox’a kemik kanseri teşhisi konulmuş ve bacağını kaybetmişti. Fox engelini aşıp, Atlantik Okyanusu’ndan bir şişeye doldurduğu suyu protez bacağına rağmen tüm ülkeyi dolaşarak Pasifik Okyanusu’na dökmeyi ve bu esnada da kanser araştırmaları için yardım toplamayı planlamıştı. ‘Umut Koşusu’ adını verdiği bu tura başlamadan önce, “Ben bir hayalperest değilim, kanserin kesin tedavisini bulacağımı da söylemiyorum ancak acılar son bulmalı. Mucizelere inanıyorum. Kanser araştırmaları için tüm Kanada halkından 1 dolar alsam $23 milyon eder” demişti. Fox, 1980’de başladığı koşusunda 143 gün ve yaklaşık 6 bin kilometreyi geride bırakmışken ağrıları dayanılmaz bir hal alınca ara vermek zorunda kaldı. Kanserinin vücuduna yayıldığı anlaşılmış, yaklaşık 10 ay sonra ise hayata veda etmişti. Ardında ise ‘Kanada Yılın Vatandaşı’ ödülü ile topladığı $10 milyon yardımı bırakmıştı.

Hansen, 1979-1984 yılları arasında 4 dünya şampiyonluğu ve 19 uluslararası tekerlekli sandalye maratonu kazandı. 1982 Pan American Wheelchair Games’i tam 9 altın madalyayla tamamladı. 1979-1982 yılları arasında 3 kez Kanada’nın en iyi engelli atleti seçildi. Fakat başka şeyler yapması gerektiğini hissediyordu. Vatandaşı Terry Fox’tan esinlenip koşarak yardım toplamaya karar verdi. 21 Mart 1985’te Vancouver’dan ayrıldı. O yılın sonuna kadar topladığı yardım sadece $85 bin olmuştu. Bu heves kırıcı miktara rağmen pes etmedi. Kanada’yı dolaşarak yardım toplayan Terry Fox’un projesini bir adım öteye taşıdı ve dünyayı dolaşmaya karar verdi. Bu tura ‘Man in Motion World Tour’ adını verdi. 22 Mayıs 1987’ye kadar da, yani 2 yıldan fazla bir süre koşmaya devam etti. Yolculuğu sırasında karbonmonoksit zehirlenmesi, idrar yolları enfeksiyonu, uzun süre oturmaktan oluşan yaralar, bilek ve el sakatlıkları ile irili ufaklı daha birçok rahatsızlıkla karşılaştı. Tüm bunlara rağmen 40 bin kilometrenin üzerinde yol kat etti. 34 ülke, 4 kıta ve günde ortalama 85 kilometre! Evden uzakta olduğu 792 günün 327’sini dinlenerek, 465’ini ise yollarda geçirdi. Tam 160 tekerlek, 94 çift eldiven değiştirdi. Tur sırasında çıktığı en yüksek nokta, İsviçre Alpleri’ndeki 1700 metrelik zirve oldu. Hansen’in tekerlekli sandalyesi şu an Vancouver’daki BC Sports Hall of Fame and Museum’da sergileniyor.

Yolculuğu boyunca yalnızca tekerlek çevirmedi; yol üzerinde birçok sosyal sorumluluk projelerine katıldı, okullarda konuşma yaptı, hastanelere giderek insanlara moral verdi. Bu çabaları sayesinde $26 milyon topladı. Dilini dahi bilmeyen insanlar, onun ne uğruna yollara düştüğünü anlayıp yiyecek içecek verdiler. Çocuklar kumbaralarında biriktirdikleri paraları bağışladılar. Çin’in Tianjin kentine vardığında yüzlerce insan onu karşılamak için bekliyordu.

Hansen günümüzde, 29 yıl önce Man in Motion World Society adıyla kurulan, sonradan Rick Hansen Foundation adını alan derneğin CEO’luğunu yürütüyor. Bu vakıf yılda yaklaşık $200 milyon tutarında parayı omurilik sakatlıkları yaşayan insanların tedavilerine aktarıyor.

Olimpik bir sporcu olabilecekken, olimpiyatların daima gölgesinde kalmış paralimpik oyunlarda mücadele etmesinin kendisini hayal kırıklığına uğratıp uğratmadığı sorulduğunda Hansen, “Sahip olmadıklarınız ya da olamadıklarınız üzerine çok düşünmeyin; sahip olduklarınız ve yapabildiğiniz şeylere odaklanın.” cevabını veriyor.

Bir gün yeniden yürümek mi? Neden olmasın, kulağa çok ‘cool’ geliyor. Fakat bu her sabah gözümü açtığımda tanrıdan dilediğim bir şey mi? Hayır. Şu an kendimi hiç eksik hissetmiyorum.”