Mobilemenu
Profile

Tüplü Dalış mı Şnorkelle Dalış mı?

Hangisi daha eski?

Scuba “Self Contained Underwater Breathing Apparatus” ifadesinin baş harflerinden oluşan bir kısaltma. Tabir “Su altında kendi kendine yeterli soluma aparatları” anlamına geliyor. İngilizler ve Fransızlar 16’ncı yüzyılda deriden dalış elbiseleri yapmayı başardılar. Hava, hortum vasıtasıyla dalgıçlara gidiyordu. 1800’lerin sonunda artık yukarıya bağımlı olmadan su altında “takılmak” mümkün hale geldi. 1926’da, bugünkü dalış tüplerinin atası icat edildi; onu 1943’te Kaptan Jacques Yves Cousteau ve Emile Gagnan’ın regülatörlerle kusursuzlaştırdı. Kısacası tüplü dalış için neredeyse 300 yıl çalışıldı! Şnorkel dalışı için ise daha da eskilere, insanlık tarihinin başlangıcına bile gitmek gerekebilir. Neticede bu spor, aslen su altında nefes tutmayı içerir; şnorkel kafayı sudan çıkartmaya gerek duyulmamasını sağlayan bir aparat sadece. Sahiden; biz işe zaten suda yaşayan canlılar olarak başlamamış mıydık?

Amaçlar çeşitli

Scuba diving, yani tüplü dalış yapanlar su altında daha fazla kalmayı amaçlar. Bazen türleri izlemek, zemine dek inmek, derin sularda yüzmek gibi basit hedefler olduğu gibi mağara ve batıklara dalmak, buz dalışı yapmak gibi ekstrem niyetler için de tüplü dalış ideal. Şnorkelcilerse, fazla derin olmayan bölümlerdeki yaşantıyı izlemek, kısa dalışlar yapıp çıkmak, mercan resifleri arasında dolanmak gibi idealleri kovalar. Tüplü dalışın inşaat mühendisliği, su altı kaynağı, gemi kurtarma, ordu ve polis işleri için bile kullanıldığı dünyada; şnorkelle en fazla zıpkınla balık avlanır, sünger toplanır…

Malzeme meselesi

Tüplü dalış yapanlar tamamen suyun altındadır. Dalış kıyafeti onları suyun soğuğundan korurken yüz bölgesi maske ve regülatörle kaplıdır. Bu sayede tüplerindeki hava bitene kadar rahat rahat su altında kalabilirler. Şnorkel ahalisininse maskesi, şnorkeli ve mayosundan başka tutunacağı dalı yoktur! Ama enseyi karartmayın; doğru bir şekilde eğitim alırsanız su altında 6 dakikaya kadar tek nefesle kalabilirsiniz.

Aman sağlığınıza dikkat!

İşte bu noktada tüplü dalış riskleri biraz daha fazla beraberinde getiriyor. Derinlere inmek basınç kaynaklı birçok rahatsızlığı körükleyebilir. En başta halk arasında “vurgun yemek” olarak bilinen dekompresyon hastalığı söz konusu. Isı şoku, havale, hipotermi, ciğer genişlemesi, nitrojen narkozu, hava embolizması, ciğer durması gibi sıkıntılar söz konusu. Ancak unutmayın bütün güvenlik kurallarını doğru bir şekilde uygularsanız bu risklerin çoğunu zaten ortadan kaldıracaksınız. Şnorkelcilerin başının belası olarak zehirli mercanlar, dehidrasyon, hipeventilasyon gibi sıkıntılarla birlikte, güneş yanığı (özellikle sırt ve omuzlar) öne çıkıyor. Bu arada unutmadan, suyun üst kesimindeyken jet ski ve hız motorlarının köpekbalıklarından çok daha tehlikeli olduğunu söyleyelim.

"Bir de eğitim kısmı vardı değil mi?"

Tatilde heves edip scuba diving yapacaksanız; bir metrelik suda küçük alıştırmaların ardından tekneye bindirilir, suya daldırılır, manzaraya baktırılır ve işaret parmağıyla baş parmağın birleştirilmesiyle okey işareti yaptırılır, tekneye çıkartılır, sonra da otele götürülürsünüz. Daldınız mı, daldınız. Güzel miydi, güzeldi. Ama bu işi bağımsız bir şekilde, sadece ekipmanınız ve dalış arkadaşınızla (buddy) yapacaksanız çok daha ciddi bir eğitimden geçersiniz. Solunum ekipmanlarını, güvenlik prosedürlerini, sorun giderme tekniklerini, su altındaki hareket tarzlarını öğrenmek için kurslara gidip sertifika almalısınız. Şnorkelle dalarken kimse size gelip sertifika sormaz; bu iş bir şekilde genetik becerilerle yapılır. Yine de 4-5 metreden fazla derinlere dalmayın. Bilenlerden nefes tutma tekniklerini öğrenin. Küçük alıştırmalardan başlayan tekrarlanan nefes tutma dalışları yaparak kendinizi geliştirin. Merak etmeyin zararı olmaz!

Artık şnorkel mi scuba dalışı mı veya ikisini birden mi deneyeceğinizi seçmek size kalmış. O zaman, şimdi sizi heveslendirmek adına su altı görüntüleriyle baş başa bırakalım...