Mobilemenu
Profile

Seda Tunca: Deniz Kayağı İle Dünyaları Keşfetmek

Önce seni biraz tanıyabilir miyiz Seda?

Merhaba! Ben Seda Tunca. Deniz kayağı rehberi ve doğa sporları eğitmeniyim. Son 6 yıldır Afrika, Güney Amerika, Güneydoğu Asya gibi farklı coğrafyada rehberlik ya da eğitmenlik yaptım. Bu seneye kadar göçebe bir hayat tarzım vardı. Örneğin geçtiğimiz sene 6 ay Patagonya’da deniz kayağı rehberliği yapıp, sezon bitince Malezya’ya gidip, orada uluslararası bir özel okul için çocuklara deniz kayağı eğitmeni olarak çalışıyordum sezonluk.

Öğretmek ve doğa benim iki tutkum. Şimdi ise Singapur’da uluslararası özel bir okulda 10-16 yaş arası çocukları farklı ülkelere doğa kamplarına götürüp, doğa sporları öğretiyorum. Gittiğimiz ülkeler Tayland, Kenya, Avustralya, Nepal, Malezya ve dahası. İşim sürekli seyahat etmeyi gerektiriyor.

Aslında doğayı sınıf olarak kullanırken, doğa sporlarını da çocukların sosyal zeka ve becerilerini geliştirmek için araç olarak kullanıyoruz. Böylece eğlenirken öğrenmiş oluyorlar, ya da korktukları bir aktivite ise bu sayede korkularını fethetmeyi öğreniyorlar. Yaptığımız sporlardan bazıları tırmanış, nehir kayağı, deniz kayağı, dağ yürüyüşleri, dağ bisikleti…

Çocukları şehirdeki konforlu hayatlarından çıkarıp, doğanın güzelliğini göstermeyi ve doğanın verdiklerini korumayı, önemsemeyi öğretmeyi seviyorum. İnanıyorum ki; çocuklar ancak doğayı sevdiklerinde, aralarında bağ olduğunda, ileride onu korumak için çaba harcayacaklar.

Her zaman doğayla iç içe yaşayan biri miydin? Deniz kayağı ile bu sayede mi tanıştın? İlk deniz kayağı tecrübeni anlatabilir misin?

Ben İstanbul’da büyüdüm. Deniz her zaman büyüleyiciydi benim için. Hafta sonlarında kırsala giderdik ailece. Büyüdükçe İstanbul daha da kalabalıklaştı ve çirkinleşti, bu da beni mutlu etmedi. Üniversitede doğa sporlarına kapıldım. Sonra da peşinden gittim zaten.  Öğrenciyken yaz işlerinde çalışırken, kazandığım bütün parayı farklı doğa sporlarını denemek için harcardım.

2010 yılında Erasmus ile İspanya, 2012 yılında da Malta’ya Erasmus staj hareketliliği ile burslu gitmiştim. Staj yaptığım şirket; deniz kayağı turları, kayak tırmanışı, dağ bisikleti turları düzenliyordu. Ofis stajyeri olmama rağmen, hafta sonlarında turlara katılabiliyordum.

İlk deniz kayağı deneyimim biraz faciaydı. Malta’nın Gozo Adası’ndan Comino Adası’na kürek çekerken fırtına başladı ve deniz hareketlendi. Tüm tur tekneleri fırtınadan kayalara çarpıp, savrulmaya başladı. Biz de kayaklarla küçük bir mağaraya sığındık. Hava kayaklarla dönülmeyecek kadar kötüydü. Soğukta titreye titreye, fırtınanın dinmesini ve yardım botunu bekledik. Hava sakinleştikten sonra kurtarıldık. Sanırım o gün hava günlük güneşlik, deniz çarşaf gibi olsaydı deniz kayağını sıkıcı bulurdum. Dalgalarda kürek çekmek benim için çok eğlenceliydi. Sonra da zaten her fırsatta turlara çıkmaya başladım. Rehberlere yardım edip işin inceliklerini öğrendim. Yavaş yavaş “Benden deniz kayağı rehberi olur mu?”, “Hayatımı bu şekilde kazanabilir miyim?” sorularını kendime sormaya başladım ve ilk eğitimimi Malta’da aldım. Hatta ilk kayak eğitimimi staj yaptığım şirket doğum günü hediyesi olarak verdi. Bu fikir bir hayaldi, gerçekçi olup olmadığından bile emin değildim. Rehberlik yapabilecek özelliklere sahip olup olmadığı tam olarak bilemiyordum.

Malta’dan sonra Türkiye’de deniz kayağı turları düzenleyen Alternatif Turizm’de 6 ay boyunca asistan rehber olarak çalıştım. O sezon kış için Afrika’ya gitmeyi kafaya koymuştum, sadece nasıl ve neden gideceğimi bilmiyordum. Güney Afrikalı bir çifte bir hafta rehberlik yaptıktan sonra, muhabbet ederken kış için planlarımı sordular, arkadaşlarının Güney Afrika’da bir doğa sporları şirketlerinin olduğunu ve seve seve bana referans olacaklarını söylediler. Böylece ilk yurt dışı çalışma serüvenim başlamış oldu. O kış 6 ay boyunca Güney Afrika ve Namibya’da rehberlik yaptım.

Şu anda sahip olduğun sertifikalar da sana dünyanın çeşitli yerlerinde iş bulmayı kolay kılıyor olmalı…

Uluslararası sertifikalar kesinlikle iş bulmayı kolaylaştırıyor. Ancak en önemlisi işinizi nasıl yaptığınız ve insan ilişkileri. Aslında dünyada kayak camiası çok küçük ve özellikle benim gibi bu işi göçebe hayat tarzı haline getirenler, genelde birbirlerini tanıyor. İşinizi kötü yaptığınızda da genelde kulaktan kulağa duyuluyor.

Şu an neredesin? Seni Türkiye’de yakalamak pek kolay olmuyor sanıyoruz.

Şu anda Tayland’da 10 günlük bir kamptayım, sonra Singapur ve Nepal. Fırsat buldukça Türkiye’ye gelmeye çalışıyorum.

Türkiye’de olduğun zamanlarda da burada eğitimler veriyorsun. Senden eğitim almak isteyenler seni nasıl yakalayabilirler?

Türkiye’ye geldiğim zamanlarda eğitim vermeye çalışıyorum. Çabam; yurt dışında edindiğim bilgiyi, tecrübeyi aktarmak, standartları yükseltmek ve deniz kayağını daha çok kişiye sevdirmek. Bu benim için bir nevi manevi olarak vefa borcu gibi.

Türkiye’deyken BODEKA(Boğaziçi Deniz Kayakçıları) Kulübü ile eğitimleri verdim. Eğitimleri Instagram sayfamdan(@rutadelaseda) duyuruyordum. Yine o kanal aracılığıyla duyururum muhtemelen.

Biraz deniz kayağı eğitim sürecinden bahseder misin? Hiç bilmeyen bir kişi tek başına suya çıkmaya ne zaman başlayabilir? Temel eğitim ne kadar sürüyor?

BODEKA ile deniz kayağı temel eğitimlerini 1 gün olarak yaptık, bu kulübe üye olmadan önce alınması gereken eğitimdi. Tecrübe edinmiş kulüp üyelerine de İleri düzey eğitim verdim. Ancak deniz kayağı eğitimi 1 ay da yapılabilir 1 gün de. Örneğin benim Alaska’da yaptığım deniz kayağı kursu 15 gündü, bazı şeyleri ekspedisyon sırasında öğreniyorduk. Ne tarz sulara çıkacağınıza, hangi tür gezi planladığınıza göre eğitim içeriği değişir.

BODEKA ile 1 günlük eğitimde; kendini ve başkasını kurtarma, kayak devirme, geri çıkma gibi temel pratik bilgileri ve Boğaz akıntıları, temel denizcilik bilgisi içeren teorik konuları öğretiyordum. Oluşturduğum eğitim İngiltere Kano Birliği 2 yıldız standardında ve teorik bilgileri İstanbul Boğazı koşullarına uyarlamaya çalıştım.

İlk başlayan birisinin tek başına suya çıkmasını tavsiye etmiyorum. Deniz kayağı kolay görünse de kazaların çoğu aşırı özgüvenden ve denizi basite almaktan kaynaklanıyor. İdeal olan en az 2 kişi denize çıkmak. Denizde şartlar çok hızlı değişebiliyor. Devrildiğinizde tekrar kayağa binemezseniz, her su sporunda olduğu gibi hipotermi riski var sonuçta.

Tabii ki bu sporu ilerlettiğinizde, kendine yeterli acil durum malzemesiyle tek başınıza çıkmanız mümkün ancak bu seviyeye gelene kadar kişinin büyük sularda kürek çekmiş olması, devrildiğinde saniyeler içinde kayağına geri binebilmesi ve kendi basına suyu boşaltabiliyor olması gerekiyor.

Deniz kayağı yapabilmek için belli başlı özellikler var mı? Kimler bu sporu yapabilir?

Deniz kayağının en güzel yani, denizi seven herkes bu sporu yapabilir. Ancak kulüpler güvenlik amaçlı yüzme bilme ve suda panik olmama şartı istiyor. Su korkusunun üstesinden zamanla gelinebiliyor. Kayak öğrenmek isteyen ve fiziksel engeli bulunan kişilere her fırsatta yardım edip, kayak öğretmeye çabalıyorum. İnanıyorum ki suya bu kadar yakın olmak onlara, daha fazla özgürlük sunuyor. Umarım ileride güvenli bir şekilde, fiziksel engeli bulunan daha fazla kişi de denizi bu açıdan deneyimleyebilir.

Peki insanlar neden bu sporu denemeli?

Deniz kayağı ile karayolu olmayan yerlere gidip harika koylarda kamp yapıp, nefes kesici yerleri denizden keşfedebilirsiniz, deniz kayağı kesinlikle farklı bir perspektif sunuyor bu açıdan. Teknelerin giremediği deniz mağaralarına girip, kayaların daracık geçitlerinde kürek çekebilirsiniz. Motor sesi olmadığı için, deniz kayağı sırasında aslında daha fazla vahşi yasam görüyoruz. Boğazda gün batımında yunuslarla kürek çektiğinizi hayal edin. Eğer biraz daha hareket seviyorsanız, deniz kayağı ile sörf bile yapabilirsiniz. O da kesmiyorsa nehirlerde heyecan dolu akarsu kayağını deneyebilirsiniz!

Peki, deniz kayağında olmadığın zamanlarını nelerle değerlendiriyorsun?

Nerede olduğuma göre değişiyor ancak boş vakitlerimde kömür kalem çizim, akrilik resim, yol koşusu/dağ koşusu, dağ yürüyüşü, yoga, son zamanlarda ukelele çalmayı öğreniyorum. Kitap/gezi dergileri okurum, poi dansı/çevirme, tırmanış, nehir kayağı, dağ bisikleti kısacası yakınımda hangi doğa sporları mümkünse…

Farklı doğa sporlarını deneyimlemeyi seviyorum. Doğa sporları odaklanmamı sağlıyor. Her deneyimde kendim hakkında bir şeyler keşfediyorum. Keşfettiğim şey korku bile olsa, korkularımın üzerine gitmeyi ve kendimi panik halindeyken sakinleştirip, odaklanabilmeyi seviyorum. Bence böyle anlarda tüm dikkatinizle şimdiki zamanda olabiliyor ve capcanlı yaşadığınızı hissediyorsunuz!

Şu ana kadar denemediğin fakat ileride mutlaka deneyimlemek istediğin bir deniz kayağı noktası var mı?

Antarktika, Yeni Zelanda, Kanada upuzun listemde olan yerlerden birkaçı.

Peki denediklerin arasından unutamadığın ve en sevdiğin yerler neresi?

Alaska listemin en başında. Tekrar gidip, daha fazla keşfetmeyi istiyorum. Rehberlik yaptığım Şili Patagonyası da aynı şekilde. Alaska ve Patagonya bana kendimi küçücük hissettiren yerler. Bazen hava öyle sert olabiliyor ki, doğa ana karşısında kendini aciz hissetmemek ve doğanın gücüne saygı duymamak elde değil.

Çok gezip çok gördüğüne göre bize anlatabileceğin birçok anıya sahipsindir. Bunlardan bir tanesini bizimle paylaşır mısın?

Geçtiğimiz sene Patagonya’da rehberlik yaparken, şans eseri Hollywood yıldızı Matthew McConaughey ve oğluna rehberlik yaptım. İlk başta çok soğuk dursa ve ben de ona hiç ünlü muamelesi yapmasam da, gün sonunda muhabbetin ve esprilerin dibine vurduk kendisi ile.

Peki hiç kaybolma gibi tehlikeli bir olay yaşadın mı?

Birçok kez kayboldum ama her seferinde, bir yolunu buldum; pusula, harita ya da yerlilerin yardımıyla...

Benim için korkutucu anlardan birisi, Malezya’da izin günümde, tek başıma bir adaya açık deniz geçişi ile kürek çekmiştim. Dönüş yolunda, 3 farklı gök gürültülü sağanak yağışın üçgeninde kaldım. Gittiğim adaya sis çöktü, arkamda bıraktığım adada şimşekler çakmaya başladı, yağmur, dalgalar… Radyoda kimse beni duymadı.  Yıldırımlar benim yönümde hareket etmedi ama hava sisteminin ne tarafa gideceğini izlemek korkutucuydu. Muhtemelen hayatımda en hızlı kürek çektiğim gündür!

İlerisi için planların neler?

1 buçuk yıl daha aynı uluslararası okul için çalışacağım, sonrasından çok emin değilim su an. Daha uzun sureli şahsi ekspedisyonlar yapabilmeyi çok isterim. Önceden hep sezonluk çalıştığım ve göçebe olduğum için hiçbir zaman 6 aydan uzun planım olmadı. Ta ki bu seneye kadar.

Geçtiğimiz sene şu anki konumda çalışacağımı ve 2 senelik kontrat imzalayacağımı söyleseler gülerdim. O yüzden de çok net gelecek planım yok şu an. Zaman gelince fırsatları değerlendireceğim.

Zaman ayırdığın için teşekkürler! Son olarak eklemek istediğin şeyler var mı?

Türkiye’de doğal alanların tahribi ve insanların kayıtsızlığı beni üzen konulardan ve maalesef bu durum doğa sporlarının gelişimini de engelliyor. Örneğin Çoruh Nehri, National Geographic tarafından “Dünya çapında en iyi rafting yapılabilecek 10 nehirden biri” olarak listelendi barajlardan önce! Biz böyle macera turizmi potansiyeli olan bir nehrin büyük çavlanlarını (seviye 5), kısa vadeli ve yerli halka getirisinden daha çok götürüsü olan baraj projeleri yüzünden kaybettik. Aynı sorun diğer birçok nehirde ve maden projelerinde, termik santral projeleri yapılmaya çalışılan yerde mevcut.

KISA KISA

Deniz kayağına başlamamış olsaydım: Muhtemelen kültür rehberi olurdum. Eğer para kazanma kaygım olmasaydı kaşif olurdum ve keşif amaçlı ekspedisyonlar yapardım.

Bana ilham veren, aklımdan çıkartmadığım bir söz: “Neyi yapabiliyorsan ya da yapabileceğini hayal ediyorsan başla; cesarette deha‚ güç ve büyü de vardır." 

Favori filmim: Tek bir film seçmek çok zor, buraya bir aklıma gelen favorilerimden liste bırakıyorum:

Deniz kayağı ile sudayken veya doğada dinlemeyi en sevdiğim şarkı:  Dinlediğim şarkılar moduma ve aktiviteye göre değişiyor ancak ‘’Tantz-Broyges’’ eskimeyenlerden.